Category Archives: üniversiteler

Üniversiteden atılma geri mi geliyor?

2011’de onaylanan Torba Yasa ile, YÖK tarafından ön görülen maksimum sürede (14 dönem) mezun olamayan öğrencilerin okul ile ilişkilerinin kesilip kayıtlarının silinmesi uygulaması kalkmıştı.

Bugün ( 8 aralık 2013), Edirne’de bir törene katılan başbakan Recep Tayyip Erdoğan, okuldan atılma uygulamasının geri geleceğinin sinyallerini verdi. Başbakanın açıklamasından alıntılar şöyle:

‘Üniversiteleri terör alanına çevirdiler…’

Kardeşim, kardeşim, bak kardeşim. Biz üniversitelerde defaatle af ilan ettik. Ama bu aflarda yolsuzluklar var. Şu anda sınırsız af diye bir şey tanımıyoruz. Çünkü bu öğrenciler üniversiteleri terör alanına çevirdiler. Belli bir yılda üniversiteyi bitiren bitirecek, bitirmeyen kusura bakmasın. Artık diyor ki ‘ben nasıl olsa üniversite öğrencisiyim.’ Kardeşim 6 yılda bitireceksen bitir, 7-8-9 yıl sınırsız böyle bir şey olur mu?

‘Bitiremezsen güle güle’

Şunu iyi bilmemiz lazım. Öğrenci terör alanına çeviren değildir. Öğrenci öğrenciliğini bilecek. Okuyacak okulunu bitirecek. Onun için de artık hedef koyuyoruz. 6-7 yıl bitirdin, bitirdin. Bitiremediğin takdirde artık güle güle. Bir çok terör eylemlerine karışmış olanlar bu tür aflardan istifade etmek suretiyle, okullarımızı çok zor berbat duruma getirdiler. İstiyoruz ki bu ülkenin gençliği, bilgisayarına kitabına kilitlensin ve diğer ülkelerle yarışır hale gelsin. Bu adımları atarken harç dediler, harcı kaldırdık. Üniversitelerde harç alınmıyor.

 

odtu_orman

Bağzı Gurbetçi Öğrencilerden ODTÜ ile Dayanışma Mektubu

Biz yine uzaklardan yazıyoruz. “Yol geçecek diye ağaç kesenin insanlığı nerede?” diyor bazı arkadaşlarımız. Belki hala insanlık aramalıyız, en azından insanlığın müşterekleri olduğu fikrinde ısrar etmeliyiz; ama usandık. Sabahlara kadar sıkılan sulardan, atılan gazlardan, yıkılan ağaçlardan, arkadaşlarımızı döven belediye görevlilerinden, polislerden usandık.

Şu soruya cevap ararken dimağımız zorlanıyor: 3000 ağacı bir gecede söken, ertesi gün 5 saat boyunca fidan diken insanları bekleyip dikim bittiği anda yine söküme girişen, kahrolası yollarının inşaatına bir saniye ara vermeyen, haksızlığın yüzüne haykırmak isteyen öğrencileri yaka paça döven, belediyelerden, kahvelerden, devlet binalarından giyinip kuşanıp sopalanıp çıkan bu adamları (evet adamlar onlar) ne yapacağız? Bir büyük haksızlık, bir kabus, hiçbir düzen-ahlak-kural tanımayan bir zorbalık, bir türlü alışamadığımız bir yüzsüzlük var ortada. Anlamıyoruz, sınırınız nedir? Ne kadar yaralanırsak, ne kadar ölürsek durabiliyorsunuz?

Bizim olanı, ortak olanı korumaya çalışıyoruz, anlamıyor musunuz? Bu ağaçlar, bu parklar sadece sizin değil hepimizin; bu dünyadan göçmüş ve henüz bu dünyaya gelmemiş insanların o ağaçlar üzerinde hakkı var. Yapıp ettikleriniz kamu düzenini sağlamak değil, yollarınız yasal ya da gerekli değil, neden durmadan yalan söylüyorsunuz? Hepimizin olanı çalıyorsunuz ve bu canavarlığı kocaman bir hiç için yapıyorsunuz. Bizi ağaçlar birleştiriyor; sizi ne birleştiriyor, ne için bu kadar savaşıyorsunuz?

Bir de… Bizim bildiğimiz, bize öğretilen şuydu: Öğretim üyeleri ve dahi rektörler ve senato üyeleri, canı pahasına kampüsünü koruyan öğrencisinin, çalışanının, semt sakininin yanında olmalıdır. Bu hukuk katliamının hesabı elbette sorulmalı, sorulacaktır da. Ama şimdi şu anda elleri sopalı bir vicdansızlığa karşı ülkenin en vicdanlı insanlarıyla dayanışmaya sokağa inemiyor oluşunuz içimizi acıtıyor hocam. Binalardan çıkın, inşaatını koruyan polislerin önünde sizi bekleyen arkadaşlarımız var.

Bağzı Gurbetçi Öğrenciler 23 Ekim 2013

cats_100yıl

ODTÜ’den tarih fışkırdı: Proje alanının altı tarihi eser dolu !

Ankara’da içinden otoban geçecek sit alanındaki orman arazisinde tarihi eser bulundu.

 Cumhuriyet gazetesinden Mert Taşçılar‘ın haberi.

İçerisinden otoban geçeceği için günlerdir tartışılan ODTÜ Ormanı arazisinde Helenistik, Galat, Roma ve Bizans dönemlerine ait çanak ve çömlekler bulunduğu ortaya çıktı. Şu anda 1. derece doğal sit alanı olan ODTÜ Ormanı’nın üç ayrı bölgesi için de arkeolojik sit kararının alındığı anlaşıldı. Bu durum Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in yapmak istediği yol inşaatı sırasında yalnızca ormanın değil, tarihi eserlerin de yok olması anlamına geliyor.

Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar da ODTÜ yerleşkesi ve orman alanlarının bulunduğu, güneyde Eymir Gölü’nü de kapsayan 4 bin 85 hektarlık alanın imar planlarının, rektörlüğün teklif ettiği haliyle onaylanacağını ifade etmişti. Talebin geldiği günden itibaren üniversiteyle birlikte çalıştıklarını anlatan Bayraktar, planların üniversitenin bütünlüğünü bozmayacak iki ana ulaşım aksın  içerdiğini ifade ederek bunlardan birisinin Anadolu Bulvarı’nın devamı olarak ODTÜ arazisinin doğu kesiminden geçeceğini dile getirmişti. ODTÜ’lü öğrencilerse bu açıklamanın yanıltmaca olduğunu belirterek ODTÜ Ormanı’ndan geçecek yolun Bakan Bayraktar’ın bahsettiği yol olmadığını ifade etti.

Helenistik, Galat, Roma, Bizans

Ancak ODTÜ Ormanı’ndan otoban geçirmek için yapılan tüm planlamalara ve anlaşmalara beklenmedik ve yeni bir engel çıktı. ODTÜ yerleşkesi içerisinde üç farklı bölgede yapılan kazılarda tarihi eserlerin bulunması ODTÜ Ormanı’ndan geçecek yol inşaatı sırasında da tarihi eserlerin çıkma ihtimalini gündeme getirdi.

Bu üç farklı bölge için 6 Mart 1995 tarihinde Kültür Bakanlığı’nca alınan arkeolojik sit kararında, bölgede“Friglerden itibaren iskân gören ve Helenistik, Galat, Roma ve Bizans dönemlerine ait kültür katlarının barındırıldığı” belirtildi. Söz konusu kararda ODTÜ Ormanı için şu ifadeler kullanıldı: “Koçumbeli ve Yalıncak 1. Derece Arkeolojik Sit Alanlarının 1/5000 Ölçekli Nazım İmar Planı üzerinde işlenmesi ve her iki sit alanından geçen 15 metrelik yolun sit sınırı dışına kaydırılması, ayrıca 15 metrelik yoldan ayrılarak Yalıncak 1. Derece Arkeolojik Sit Alanı’nın içinden geçen 10 metrelik tali yol ve bağlantılı otopark alanının da sit dışına  kaydırılmasına ilişkin nazım imar planında gerekli değişikliğin yapılarak değerlendirilmek üzere kurulumuza gönderilmesine, ODTÜ tarafından daha önce kazıları yapılan Yalıncak ve Koçumbeli 1. derece arkeolojik sit alanlarında arkeolojik kazılarn yeniden başlatılmasının Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürlüğü ile ODTÜ Rektörlüğü’ne önerilmesine karar verildi.”

20 Eylül 2013

dolandiricilik

Hacettepe Bahar Şenlikleri’nde 50 Cent konseri neden iptal oldu?

HÜ Öğrenci Temsilcileri Konseyi üyelerinden biri, ÖTK Facebook sayfasında, daha önce duyurusu yapılan bir konserin neden iptal olduğunu ve ÖTK yolsuzluklarını anlattı. Daha sonra sayfaya erişim -muhtemelen başka bir kullanıcı tarafından- tamamen engellendi.

Yazı şöyle:

“50 Cent konseri neden iptal oldu?

Hacettepeliler,

Bu yazıyı vicdanını daha fazla dizginleyemeyen bir Hacettepe ÖTK Yönetim Kurulu üyesi olarak yazma ihtiyacı hissettim. 50 Cent ismi ilk telafuz edildiğinde de Hacettepe Şenliklerinin biletlerden para kazanılan ve kar edilen bir organizasyon değil, öğrenciye maddi yük binmeksizin öğrenciyi eğlendiren bir festival olması gerektiğini savunan kişiydim. Fakat içimizdeki gözünü para bürümüş canavarı bir türlü yenemedik(belki ben de dahil). Hacettepe veya hiçbir üniversitenin şenliğinde biçilmemiş bir fiyatla biletleri 30 TL’den satışa çıkardık(normalde en fazla 10 TL olur), gece-gündüz sponsor gezdik, anlaşmalar imzaladık, yemek standlarını yüksek fiyatlara sattık. Daha bilet paralarını tahsil etmeye başlamadan, şu an için 138000 TL kara geçmişken, 50 Cent 26000 TL ek ücret talep etti diye anlaşmayı feshettik. Sadece 50 Cent için bunca bilet almış insanı mağdur ettik. Biz neyi amaçladık? Biz temsilciydik, tüccar veya organizatör değildik ki. Biz öğrenciler için mi çalışıyorduk, cebimizi doldurmak için mi? İşte son günlerde bu sorunun cevabını vermek benim için artık tahammül edilemez bir vicdan muhasebesiydi. Buradan hakları bize geçmiş olan tüm arkadaşlarımızdan bizleri affetmelerini diliyorum çünkü bir diğer mesele ÖTK Gezileridir. Bize gezilerimizde 10’ar tane otobüsü, hem İstanbul hem de Çanakkale Gezisi için üniversitemiz ücretsiz tahsis etti. Ayrıca oralarda yiyeceğimiz ve içeceğimiz her şeyi yine üniversitemiz kumanyalar halinde SKS’den ücretsiz olarak karşılattı. Ama biz, hiçbir masrafımız olmadığı halde İstanbul Gezisi için kişi başı 30 TL, Çanakkale Gezisi için kişi başı 75 TL para topladık. Bu da toplamda 30000 TL’ye yakın bir kar yaptı ve bu parayı yönetim kurulunda paylaştık. Tabi bazen araba kiraladık, batıya tatile gittik buralardaki masraflarımızı da buralardan karşıladık. Kendimize edindiğimiz felsefe ise, Başkanımız Şenol’un bize öğütlediği “Biz arkadaşlarımız için çok çalışıyoruz, çok koşturuyoruz. Elbet bunun bir karşılığı olacak. Bu parayı paylaşmak bizim hakkımız” vicdan rahatlatmasıydı. Bunlar size şaka gibi geliyor olabilir ama maalesef Hacettepe Tarihi’nde ilk defa bu üniversite yönetiminde; ÖTK’nın bütçesi, gelir-gider’in ne olduğu hiç sorgulanmadı. Rektörlük bunu iyi niyetli olarak, bize güvendiği için böyle yaptı ama biz hayatımızda görmediğimiz kadar parayı bir arada görünce (kendim de dahil) değiştik. Daha söylemek istediğim çok şey var ama buraya sığdırmam mümkün değil. Biz binlerce arkadaşımızın hakkını yedik. Ve bunun hesabını nasıl vereceğimizi hiç bilmiyorum. Bu yazıyı yazma gereğini hissettiğim, bardağı taşıran son damla şu diyalogdu:

Yön. Kurulu Üyesi: “Başkanım, bu kadar insan 50 Cent için bilet aldı. Zaten şu anda bile 150000 TL’ye yakın karımız var. 26000 için sözleşmeyi feshetmemiz mantıklı mı? İnsanlara ne diyeceğiz?”
Başkan: “Beni o biletleri alanlar ilgilendirmiyor, ben kendimi ve sizleri düşünüyorum. Hepimiz Ocak ayından beri koşturuyoruz, bu paralar alnımızın teri. O paradan 26 TL bile eksiltemeyiz”

Belki bu yazıdan sonra ihraç edileceğim. Belki yönetim, internete üç beş belge koyup insanları kandırarak ispat etmiş olacak ve bir anda beni ifşa edip yalancı yapacaklar(Zaten her şeyi kılıfına uygun ve açık vermeyecek şekilde yaptık). Belki de umurlarında bile olmadan kazandıkları paraya bakacaklar. Bunları tam olarak kestiremiyorum ama benim şimdi biraz da olsa içim rahat. Durum budur Hacettepe, işte biz bunları yaptık…”