Category Archives: haber

Üniversiteden atılma geri mi geliyor?

2011’de onaylanan Torba Yasa ile, YÖK tarafından ön görülen maksimum sürede (14 dönem) mezun olamayan öğrencilerin okul ile ilişkilerinin kesilip kayıtlarının silinmesi uygulaması kalkmıştı.

Bugün ( 8 aralık 2013), Edirne’de bir törene katılan başbakan Recep Tayyip Erdoğan, okuldan atılma uygulamasının geri geleceğinin sinyallerini verdi. Başbakanın açıklamasından alıntılar şöyle:

‘Üniversiteleri terör alanına çevirdiler…’

Kardeşim, kardeşim, bak kardeşim. Biz üniversitelerde defaatle af ilan ettik. Ama bu aflarda yolsuzluklar var. Şu anda sınırsız af diye bir şey tanımıyoruz. Çünkü bu öğrenciler üniversiteleri terör alanına çevirdiler. Belli bir yılda üniversiteyi bitiren bitirecek, bitirmeyen kusura bakmasın. Artık diyor ki ‘ben nasıl olsa üniversite öğrencisiyim.’ Kardeşim 6 yılda bitireceksen bitir, 7-8-9 yıl sınırsız böyle bir şey olur mu?

‘Bitiremezsen güle güle’

Şunu iyi bilmemiz lazım. Öğrenci terör alanına çeviren değildir. Öğrenci öğrenciliğini bilecek. Okuyacak okulunu bitirecek. Onun için de artık hedef koyuyoruz. 6-7 yıl bitirdin, bitirdin. Bitiremediğin takdirde artık güle güle. Bir çok terör eylemlerine karışmış olanlar bu tür aflardan istifade etmek suretiyle, okullarımızı çok zor berbat duruma getirdiler. İstiyoruz ki bu ülkenin gençliği, bilgisayarına kitabına kilitlensin ve diğer ülkelerle yarışır hale gelsin. Bu adımları atarken harç dediler, harcı kaldırdık. Üniversitelerde harç alınmıyor.

 

insanlık101-2

İnsanlık101-Ders 2: Kanser hastası kadından ikinci insanlık dersi

Edirne’yi ziyaret eden Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’dan kullanması gereken ilaçlar için destek talebinde bulunan, fakat bakanın cebine para sıkıştırması ile karşı karşıya gelen kanser hastası üniversite öğrencisi kadın bugün o Edirne Valisi Hasan Duruer ile görüştü.

Valinin, kendisi gibi başka hastalara da yardım ettiğini ve ona da yardım edeceklerini söylemesi üzerine, Dilek şöyle konuştu:

“Peki ilaçlar neden serbest piyasa? Neden devlet bu konuda elini eteğini çekmiş durumda? Çünkü ben ve benim gibi insanlar sizler gibi mevki ve makam sahibi değiliz. Haliyle birçok şeye sizin gibi kolaylıkla ulaşamıyoruz. Ben hastalığımı öğrendikten sonra ailece oturup üzülemedik dahi. Çünkü bize böyle bir gerçeklikten bahsettiler. Başta inanmak istemedim ama süreç gerçekten öyle işliyordu, her başvurduğum yerde ilaç yok dendi. İlaç var denen yerlerde de büyük hayal krııklığına uğradım.”
Lenf kanseri olduktan sonra ilaçlarını alamadığını, başvurduğu devlet kurumlarının kendisine yardım etmesi için kendisi gibi lenf kanseri olan birini danışman olarak önerdiğini söyleyen Dilek, “benim için çok çok zor, çünkü kendisi Amerika’dan Fransa’dan Hollanda’dan ilaçlarını tedarik etmiş, benim hayatımda ilk kez 3 yıl önce üniversite deneyimim oldu, o da üniversite dolayısıyla burasıydı” dedi.

“Tamam önemli insanlarsınız. Önemli işleriniz var. Ama bir insan sağlık için yardım istiyorsa aciliyeti vardır demek. Bunun diğer randevuların önüne geçebilmesi gerekiyor.”

“Devletin bu başındaki insanların orada olmalarının sebebinin Türkiye vatandaşını, tüm bireylerin ihtiyaçlarını cevap verebilmeleri açısından orada olduklarını sanıyorum. Öyle midir hala bilmiyorum ama öyle sanıyorum. Sadece bu düşünceyle kendisinin bir iki dakika beni dinlemesini istedim. Ben ilaç deyince o bana para dedi.”

videoeylem_alg

karahaber ve balikbilir videoeylem atölyesi – odtü sosyoloji günleri

OdtÜ 2002 -2012: Video/düşünüm Atölyesi I & II

Ulus Baker, duygular sosyolojisini, hislerin ve sezgilerin, pratik bilgeliğin sosyolojisi üzerine kurarken, duygular ile onları somut yaşam koşulları içinde görselleştirebilme ihtimali arasında güçlü bağlar olduğunu iddia ediyordu. Ona göre, duygular tarif edilmekten çok “görülebilen” şeylerdi, ancak imajlarla ile harekete geçirilebilir. Bir “ars memorativa”, hatırlatma sanatı olarak videonun gücü de burdan geliyordu.

Bizler, Karahaber ve Balıkbilir video/eylem atölyeleri olarak, 2002-2012 yılları arasında OdtÜ yerleşkesindeki video kayıtlarımız üzerinden, üzerine düşünülebilecek görsel bir kısa tarih sunmak, görmek ve göstermek istiyoruz.

ODTÜ – İİBF – Siyaset Bilimi ve Ekonomi Toplulukları Odası
11 Mart Pazartesi 11.00 – 12:30
12 Mart Salı 11.00 – 12:30

Katılacak videoaktivistler
karahaber videoeylem atölyesi’nden
– tennur baş
– özlem sarıyıldız
– özhan önder
– oktay ince
balıkbilir videoeylem atölyesi’nden
– onur metin

İki adet atölye yapılacaktır. Atölyeler 11 Mart Pazartesi ve 12 Mart Salı günleri 11.00-12.30 saatleri arasında olacaktır. Atölyeler birbirini takip edeceği için ilgilenenlerin her iki atölyeye de katılmalarını rica ediyoruz.

Kampüse girmek için ücretsiz davetiyeleri Kızılay Konur Sokak’taki Kitapça Kafe’den, AŞTİ’de Keyf-i Alem’den ve 100. Yıl’da Komünist Bakkal’dan (Sarıpınar Gıda) edinebilirsiniz.

Tartıştığı vekilleri yaralayan polisler

“Oğlu ile tartışan komiser yardımcısını görevden aldıran vekil” birkaç gündür yoğun konuşulan bir konu. Bundan birkaç hafta önce, iktidar patisinden olmayan eylemci vekiller yaralandığında, yüzlerine biber gazları sıkıldığında, coplandıklarında bu adalet fikri başka bir evrende geziyordu adeta.

Diyarbakır’da BDP’nin “Özgürlük için Demokratik Direniş” sloganıyla yapılmak istenen mitinge gitmek isteyen BDP’li vekiller dahil herkese polis müdahale etti. Ayağından yaralanan milletvekili Pervin Buldan hastaneye kaldırıldı.

Milletvekillerinin polislerle yaşadığı başka hak ihlallerini aşağıya yorum olarak yazarsanız birkaç saatte bir bu sayfaya eklenecektir.

Gökçek'in Mimarlar Odasına cevabı

Belge: Gökçek’in Mimarlar Odası’na Yanıtı

Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Melih Gökçek’in, 2003 yılında TMMOB Mimarlar Odası’nın projeye katkı sunma talebine verdiği cevap.

Bu cevaptan 9 sene sonra, bir işçi, kaldırımda yürürken zemin çökecek ve işçinin cesedi saatler sonra bulunabilecekti.
Göçüğe düşen Kadir Sevim, yakın bir zamanda TBMM’de işe başlamıştı. Sorumsuz yöneticilerin kararları ile öldürüldü.
Namuslu karar vericilerin olduğu bir ülkede belediye başkanından, ulaştırma bakanına ve hatta başbakanına kadar herkes istifa ederdi. Ancak, ceset bulundu, çukurun üstü kapandı, yollar açıldı, maalesef Ankara’da hayat devam ediyor. Kadir Sevim’inki hariç.

Gökçek’in Mimarlar Odasına cevabı

RedHack – Gökçek twitter tartışması

 

RedHack ve Gökçek arasındaki twitter atışması:

Bir gazetenin  “Redhack İ. Melih Gökçek’in Ayarını Bozdu” haberi üzerine bir tartışma başladı

İ. Melih Gökçek
Demek ki bozmamış. Hack sadece etkili olan kisilere karşı yapılır. Benim etkimi arttırdığınız icin teşekkürler

Redhack
Sen simdi bu soyledigine inaniyormusun yoksa 11 yas grubu “acimadi ki” psikolojiyle tatminmi oluyorsun?

İ. Melih Gökçek
Ben sizin gibi guruplara ZAVALLILAR ADINI TAKTIM. Nedeni şu; Kendilerini sanal alemde fikren savunamayanlar

Redhack
Fikirmi? gel tartisalim tartisma sonunda seni kepaze etmesek hacki birakiriz, sende soygunu birakacakmisin?

İ. Melih Gökçek

Redhack
Senin su sozlerin “belki bize is verir” diyen makarnaci kalabaligi etkiler. fare olmadan torba delme :)

İ. Melih Gökçek
acizliklerini saldırarak yapmaya çalışırlar. ZAVALLILAR cesaretiniz varsa benle TWİTTERDA tartışsanız ya.

Redhack
Kafan almiyormu senin? Gel diyoruz, tartisalim, konuyu sec, sosyal akademik kulturel askeri ne istersen ;)

Redhack
Noldu melih? danismanlarinida cagir hep beraber gelin. Jargonundan belli kapasiten ;) Fena tosladin bu defa ;)

İ. Melih Gökçek
Handan biz bize ayar vermeye çalışanlara ayar vermeye alıştık. RedHack’da ayarını alacak:)

Redhack
sen bozulan televizyonuna ayar veremezsin RedHack’emi vereceksin, ne iciyorsun sen? ;)

İ. Melih Gökçek
edenlere de bilişim suçu işletmiş oluyorsunuz. Birkaç ay sonra kimler hakim karşısına çıkacak birlikte göreceğiz.

Redhack
Bekliyoruz, kac metre ray dosedin bakalim, sonra o raylari diledigimiz birsey yapacagiz;) “soz” verdin;)

Redhack
noldu melih? hani tartisacaktik? Bir sosyalistle tartisabilecegini mi saniyorsun? ;)) komik
Melih Gokcek bize düollo teklif etti havasini alip gitti. Komik biri sosyalistlerle tartisabilecegini saniyor;) makarnacilarla karistirdi;)

Redhack
Bende Kılıçdaroğlu bunu nasil madara etti diyordum, megerİ. Melih Gökçek’i madara etmek icin dogrulari soylemek kafiymis Siradaki lutfen;)
melih Gokcek duello teklif edip “toz” olduguna gore, su an savcilara agliyor..;) İ. Melih Gökçek “toplanin la, asagi mahalleye gidiyoruz”;)

Hitler’in ruhu Türkiye Sağlık Sisteminde – “Zeka Geriliği varsa öldür”

 

kreatif imgelemeyi, en sevdiğiniz sporla ilişkin yeteneğinizi geliştirmekte kullanın ve nihayetinde bihakkın yeğin olana dek, gitgide henüz muvaffakiyetli olduğunuzu imgeleyin. Güzellik ritüelleri Size, kendinize dikkat gösterdiğinizi ve bedeninize hayır davrandığınızı hissettirecek şeyleri derneşik bir biçimde yapın. yaratıcı imgelemenin kullanılmasıyla http://www.sgkhizmeti.com/ her günkü alışılmış izlence bir küşat ritüeline dönüşebilir. Örneğin, hamam bir banyo ya da imge karşı ve sıcak suyun sızı sırf gevşetip rahatlattığını, sakinleştirdiğini ve iyileştirdiğini imgeleyin. Her çeşit sorunun eriyip ya da suyla akıp gittiğini ve geriye, içinizden yayılan tabii parlaklığınızın kaldığını imge edin. Kendinize şefik bir ilgi göstererek ve cildinizin sgk hizmet dökümü sorgulama zaman geçtikçe daha püsürsüz ve iyi hale geldiğini onaylayarak yüzünüze ve bedeninize losyon evet da yağ sürün. Saçlarınızı yıkarken, yaptığınız işe enikonu yoğunlaştırılmış olarak, saçlarınızın her zamankinden elan gür, yaldırak ve doğru olduğunu onaylayın. Dişlerinizi fırçalarken onların güçlü, sağlam ve leziz olduklarını zihinsel olarak onaylayın. Ve benzerleri… sgk hizmet dökümü sorgulama Yemek yiyecek ritüelleri Birçok kişioğlu yemekle alakalı zararlı kavramlara sahiptir. Yediğimiz yiyeceklerin bizi şişmanlatmalarından ya da sağlığımızı bozmalarından korkar dururuz. ama bununla birlikte, kendimizi tutamaz, tıpkı yiyecekleri bayağı dâhilî bir itilimle yemeyi sürdürürüz. böylece de içsel tansiyon sgk hizmet dökümü sorgulama ve arbede yaratır ve en nihayetinde da korkulan sonuçları -şişmanlık ve hastalığı- meydana getiririz. Ayrıca, birçok isim şuursuz bir halde delmek yer. Konuşmakla ve değişik şeyleri düşünmekle o derece meşgulüz-dür ki yemeğin lezzetli, yetinme donör tadını alamayız ve bes-leyiciliğinden yararlananlayız. batmak yeme, evrenin değişik enerji biçimlerinin bedenlerimizi oluşturan enerjiye dönüştüğü mucize sgk emeklilik hesaplama  bir süreç, ger-  çekten de sihirli bir ritüeldir. O müddet içinde düşündüğümüz ve hissettiğimiz her şey simyanın bir parçasıdır. İşte, ne yerseniz yiyin, günde en azından bir su uygulamanız müstelzim bir ritüel: Yemeği önünüze koyup oturun. Bir zaman süresince gözlerinizi kapayıp gevşeyin ve derin bir renksiz alın. sessizcesine bu kayıt için evrene ve bitkiler ve hayvanlar da dahil bulunmak amacıyla onun sağlanmasına asistan sgk emeklilik hesaplama olan bütün varlıklara, onu yetiştiren ve hazırlayan tüm insanlara teşekkürname edin. Gözlerinizi açıp yemeğe bakın; onun neye benzediğini, nasıl bir nesne olduğunu gözlemleyin. elbette koktuğunu inceleyin. yavaşça yemeğe başlayın; yemeğin tadının hakikat farkına varın ve bu tadı bihakkın çıkarın. kaşındırmak yerken içinizden kendinize, bu yemeğin sizin kullanımınız için yaşam, enerjisine dönüşmekte olduğunu söyleyin. Yine kendinize, bedeninizin ihtiyaç duyduğu her şeyi kullandığını ve ihtiyaç duymadığı sgk emeklilik hesaplama her şeyi bile kolaylıkla attığını söyleyin. Kendinizi, o yiyeceği yemenin sonucu olarak elan esen ve güzelleşmiş olarak rüya edin. O yemeğin sizin için ne derece

Okul sütleri – akıl küpleri

Anaakım medya il il “okul sütleri dağıtıldı, çocuklar çok mutlu” haberleri verirken, sütlerden zehirlenen yüzlerce çocuk hastanelerde tedavi görmeye başladı.

Yüzlerce zehirlenme vakası haberi gelen Diyarbakır valisi “Zehirlenmeler psikolojik” iddiasıyla gündemi değiştirmek için cesur bir adım attı.

Aşağıda Bağımsız Medya Merkezi Bianet’in haberi var.

Sütler Dağıtıldı, Birçok Kentte Yüzlerce Öğrenci Zehirlendi

Milli Eğitim Bakanlığı’nın okullara süt dağıtma kampanyasının başladığı bugün Türkiye’nin her yerinden öğrencilerin zehirlendiği haberleri geliyor. Diyarbakır, Edirne, Sivas, Kırıkale, Antalya…

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ve Sağlık Bakanlığı işbirliğiyle düzenlene Okul Sütü Programı kapsamında ilköğretim okullarına süt dağıtımı bugün başladı.

Başlar başlamaz da ilk tehlike ortaya çıktı. Diyarbakır’da Bağlar ilçesindeki Hürriyet İlköğretim Okulu’nda onlarca öğrenci zehirlendi.

Hürriyet İlköğretim Okulu’ndan bir öğretmen genel olarak semptomların birbirine benzediğini söyledi: Mide bulantısı, kusma, baygınlık. “Biz de baygınlık geçiren olması üzerine hastaneye geldik.”

Öğretmen sütlerin okula pazartesi getirildiğini ve normalde okulda 4-5 gün muhafaza edilmesi gerektiğini belirtti.

“Bütün okullar için bu böyle. Soğuk hava depoları, buzdolapları olmadığı için bir odada muhafaza ettik. Bütün okullar böyle yapmıştı. O süreçte de bir bozulma yaşanmış olabilir ama biz sütlerin tarihlerini kontrol ettiğimizde tarihi geçen süt yoktu ama kısa ömürlü gözüküyordu. Son kullanma tarihleri altıncı, yedinci ay gibi görünüyordu. Son kullanma tarihlerine çok az kalmış sütlerdi. Bununla ilgili bir sıkıntı olabilir, diye düşünüyoruz.”

Şu anda Hürriyet İlköğretim okulunun öğrencilerinin tedavileri beş hastanede yapılıyor. Çocuk Hastanesi’nde 56, Özel Bağlar Hastanesi’nde 25, Kadın Doğum Hastanesi’nde 67, Sultan Hastanesi’nde 13 öğrenci bulunuyor. Bir hastanede daha çocukların tedavileri ayakta yapılıyor.

Sultan Hastanesi’ne yine Bağlar ilçesindeki iki okuldan Çelebi Eser okulundan ve Arif Eminoğlu okulundan da çocuklar getirildi, Özel Bağlar Hastanesi’nde farklı okullarda okuyan 70’den fazla çocuğun tedavi gördüğü bilgisi verildi.

Çelebi Eser okulunda da zehirlenen öğrenciler için dört ambülansın geldiği, öğrenci sayısının çok olduğu bildirildi.

Diyarbakır’da Bağlar dışındaki ilçelerden de öğrenci zehirlenmeleri olduğu okulların öğrencileri için hastanelere başvurmasıyla netleşiyor. Şu ana kadar Vali Ünal Erkan, Şehit Albay Güner Ekinci, Yediyüzüncü Yıl, Piri Reis, Yunus Emre ve Mehmet İçkale ilköğretim okullarından da öğrenciler hastanelere getirildi.

Sivas, Edirne, Kırıkkale, Antalya

Bir başka okulda zehirlenme vakasının haberi de Sivas’tan geldi. Muzaffer Sarı Sözen İlköğretim okulunun ismini vermeyen müdür yardımcısı devletin valiliği olduğunu söyleyerek bilgi vermekten kaçındı. Öğrencilerin durumunu sorduğumuzda doktor olmadığını bilgi veremeyeceğini söyledi. “Bana göre hiçbir şey yok veya bazılarının midesi ağrıyor işte.” Öğrencilerin hastanede mi okulda mı olduğu sorusuna ise “Hastaneye giden de var bahçede oynayan da” diye cevap verdi

Sivas’ta 75. Yıl ilköğretim okulunun öğrencileri de zehirlendi. Öğrenciler Üniversite ve Sigorta hastanelerine kaldırıldı. Okuldaki sütlerin üzerinde üretim ve son kullanma tarihlerinin bulunmadığı bildirildi.

Edirne, Antalya ve Kırıkkale’de de zehirlenen öğrenciler hastanelerde tedavi görüyor. (YY)

Diyarbakır – BİA Haber Merkezi

02 Mayıs 2012, Çarşamba

Yüce YÖNEY

4+4+4 eylemi / son dakika – KESK! Eğitim-Sen !

 
  Emekçiler 4+4’lük faşizme direniyor! (Sürekli yenileniyor)  
  27 Mart 2012 –  
Sendika.Org, emekçilerin 4+4+4’e karşı “Anladıkları dilden geliyoruz” diyerek başlattığı eylemi dakika dakika iletmeye devam ediyor. Polis Türkiye’nin dört bir yanından yola çıkan araçları çeşitli bahanelerle durduruyor. Buna karşı emekçiler “Durdurulduğumuz her yer eylem alanıdır” diyerek yolculuklarına devam ediyor. İstanbul, Denizli, Çanakkale, Kars-Ardahan, Samsun,Ordu, Giresun, Trabzon, Artvin, Tunceli, Mersin, İskenderun, Antep ve Adıyaman kentlerinden gelenler Ankara’ya yaklaşıyor. Konya, Çaycuma ve Bursa’da engellemelerin ardından bireysel gidişler var. Eskişehir kesilmiş durumda. Antalya, Aydın, İzmir, Bursa, Muğla ve Hatay’dan gelenler, kendi illerinde engellendikleri alanları eylem alanına çevirme kararındalar. Adana’dan gelen KESK’liler gözaltında!
11.25 Tunceli’de greve katılımın çok yüksek olduğu, saat 11.30’da kitlesel olarak Sanat Sokağı’ndan yürüyüşe geçilerek hem 4+4+4’ün hem de baskıların protesto edileceği öğrenildi.11.21 Trabzon KESK, Ankara’daki direnişe destek olmak için 12:30’da Trabzon Atatürk Alanında buluşuyor. Bursa’dan trenle ve özel araçlarla yola çıkan 60 kişi Ankara’ya girmeyi başardı.

11.20 Eğitim-Sen Çaycuma temsilciliği ve KESK üyeleri 4+4+4’e karşı bugün saat 11.00’den itibaren Çaycuma Atatürk Anıtı önünde toplanıyor. Emekçiler “her yer Ankara, her yer grev alanıdır” diyor.

11.18 Antalya’da eylem var. Ankara’ya gidişleri engellenen emekçiler 4+4+4’a karşı TRT kavşağından Yavuz Özcan Parkı’na yürüyorlar. Emekçilerin yarın da eylemin sürmesi nedeniyle Ankara’ya yola çıkmayı deneyecekleri öğrenildi.

11.15 Samsun, Çorum, Kırıkkale’den 2’şer otobüs, Trabzon, Kırşehir, Muş, Tunceli ve Ordu’dan birer otobüs Kırıkkale çıkışında bir benzin istasyonunda bekliyorlar.

11.10 İstanbul, Bolu, Tekirdağ, Kocaeli otobüsleri gişelerden geçti!

11.05 Adana’da gözaltılarla Ankara’ya gidişi engellenen emekçiler saat 12.00’de Adana Eğitim-Sen önünde olacaklar. Bursa’da ise akşam saat 5’te kent meydanından Fomara Meydanı’na yürüyüş var.

10.50 Eğitim-Sen 2 nolu şube önünde kitle büyüyor. TMMOB, KESK, Eğitim-Sen, SES Genel Başkanları orada. Polis telsizleri Halkevleri’nin Genel Merkez önünden yola çıktığı anonsları geçiyor. Milletvekilleri Hüseyin Aygün ve Süleyman Çelebi Eğitim-Sen önüne geldiler. KESK Genel Sekreteri İsmail Hakkı Tombul eylemin başladığını ilan etti ve İçişleri Bakanı’nın yasaklama kararını iptal etmesini istedi. Tombul, “aksi halde bundan sonra olacaklardan İçişleri Bakanı sorumludur” dedi.

10.30 İstanbul, Bolu, Tekirdağ, Kocaeli otobüsleri gişelerde kimlik kontrolü gerekçesiyle durduruldu. Bartın otobüsü kontrolü aşarak geçmeyi başardı.

10.20 Konya’dan yola çıkan emekçiler Ankara’ya girdiler.

10.10 Eğitim emekçileri Ankara’da Eğitim-Sen 2 nolu şube önünde toplanmaya başladı. Pankartlar açıldı, “Baskılar bizi yıldıramaz” sloganları yükseliyor.

 

Kars-Ardahan otobüsünde bulunan @supertitiz adlı kullanıcı polis tarafından kesilen cezaların fotoğrafını Twitter’da yayımladı
09.52 Ankara’ya gidişlerine izin verilmeyen ve saat 4’e kadar kent çıkışında bekletilen Manisa KESK üyeleri 11:00’de Eğitim-Sen önünde toplanıyor, Manolya Meydanı’na yürüyor

09.50 Çanakkale’den emekçiler Ankara’ya girmeyi başardı!

09.45 Ankara Valiliği 4+4+4 eyleminin güvenlik güçlerince engelleneceği açıkladı.

09.28 Türkiye’nin dört bir yanında yaşanan sıkıyönetim uygulaması, eylemlerin merkezi Ankara’da da kendisini gösteriyor. Kızılay ve çevresinde onlarca çevik kuvvet otobüsü ve çok sayıda zırhlı araç yerini almış durumda.

Ankara’da eğitim emekçileri saat 10.00’da Eğitim-Sen 1 ve 2 Nolu Şubeler önünde, sağlık emekçileri aynı saatte SES Ankara Şubesi önünde, Tüm Bel-Sen üyeleri aynı saatte Çankaya Belediyesi önünde bir araya gelecek. Emek ve demokrasi güçleri ise farklı buluşma noktalarında KESK üyeleri ile birlikte olacak.

09.23 Adana’da gözaltına alınanlar Çevik Kuvvet Müdürlüğü’ne götürüldüler ve hala ifadeleri alınmadı. Polisin bilerek ifade almaya ağırdan aldığı öğrenildi.

09.08 Fethiye’den gelen grubun araçlarının yola çıkmasının engellenmesi üzerine başka araçlarla yola çıktıkları ve Afyon civarlarına yeni vardıkları öğrenildi.

09.05 İstanbul’dan gelen otobüsler Ankara girişinde gişelere 20 kilometre kala durduruldu. Gişelerde büyük bir polis yığınağı var.

09.03 Karabük’ten gelen emekçiler Ankara’ya girmeyi başardılar.

09.00 Sinop ve Trabzon’dan gelen otobüsler, yolda defalarca durdurulmalarnın ardından son olarak Ankara girişindeki Elmadağ-Soysaldı tesislerinde “kimlik kontrolü” gerekçesi ile durduruldu.

08 35 Antalya’da KESK’liler kentten çıkarılmadı. KESK, Antalya’daki herkesi saat 11.00’de gerçekleştirilecek eyleme çağırıyor.

08.33 Mersin, Antep, İskenderun ve Hatay ile Adıyaman’dan gelen araçlar Şoförler Cemiyeti Dinlenme Tesisi’nde bekliyorlar. Hep birlikte yola çıkacaklar.

08.20 Adana’dan yola çıkan 74 KESK üyesinin polis tarafından gözaltına alındığı bilgisi geldi.

08.15 Hatay’dan yola çıkan diğer otobüsler Erzin İlçesi çıkışında bekliyor. Aydın’dan gelen KESK’liler Aydın kent çıkışında bekliyor ve burayı eylem alanı yapacaklarını belirttiler. Bursa’da ve İzmir’de kent meydanlarında eylemler yapılacak. Konya’da otobüslerin Ankara’ya gitmesine izin verilmedi fakat KESK üyeleri trenle Ankara’ya gidiyor. Zonguldak Çaycuma’da da KESK’lilerin otobüsleri engellendi. KESK’liler şehirlerarası otobüs firmalarını kullanarak Ankara’ya ulaşmaya çalışıyor.

08.00 Trabzon, Artvin, Samsun, Ordu, Giresun, Tunceli’den gelen KESK’liler Ankara’nın Elmadağ İlçesi yakınlarında polis tarafından durduruldu. Mersin ve Hatay’dan bir araç Ankara’ya yaklaşıyor. Çanakkale ve Denizli’den gelen otobüsler Haymana’ya doğru ilerliyor. Kars-Ardahan’dan gelen araç son olarak Sivas’ta durduruldu ve tekrar hareket etti, Yozgat’a yaklaşıyor. İstanbul’dan gelen araçlar Ankara’ya 40 kilometre kala mola verdi.

@gulertunan tarafından Twitter’dan paylaşılan fotoğraf-İstanbul’dan yola çıkan Eğitim-Sen’liler molada halaya durmuşlar
07.58 Eskişehir’den hareket etmek üzere olan otobüslerin önü de yüzlerce polis ve zırhlı araçlar tarafından kesildi.

07.30 Tekirdağ’dan Ankara’ya giden Eğitim-Sen üyelerine polis barikatı. Uzun süren kimlik tesbiti ve 200 TL ceza sonucu 5 civarında yola çıktı.

04.30 Antakya otobüsü Erzin çıkışında “Kimlik kontrolü” gerekçesiyle durduruldu.

04.00 İstanbul, Kars-Ardahan, Mersin, Adana, Trabzon, Diyarbakır araçları yollarına devam ediyor. Bursa, Kocaeli, Antalya ve İzmir’de oturma eylemleri sürüyor. Aydın’da KESK’lilerin yürüyüşü sürüyor. Manisa’da polis barikatı önünde bekleyiş sürüyor.

03.40 Afyon’da KESK’lilerin araçları polis tarafından engelleniyor.

03.03 Kocaeli’ndeki KESK’liler Eğitim-Sen binasına doğru yürüyüşe geçti. Sabaha kadar Eğitim-Sen önünde bekleyeceklerini söyleyen KESK’liler sabah erken saatlerde grevein başlayacağını söyledi. KESK’liler Kocaeli’ndeki tüm emek ve demokrasi güçlerini Eğitim Sen binasının önüne çağırıyor.

02.53 Sendika.Org’a ulaşan Manisa Eğitim-Sen Şube Başkanı Remzi Şirin, KESK’lilerin bekleyişinin sürdüğünü söyledi. Polis, Manisa’nın Turgutlu çıkışında KESK’ilerin önünü “Yasa dışı mitinge gidiyorlar” gerekçesiyle kesmişti.

02.44 Mersin’den gelen araçların önündeki polis barikatı açıldı. Polisin “Hiçbir şekilde Ankara’ya giremeyeceksiniz, yolda da tekrar durdurulacaksınız” dediği öğrenildi.

02.42 İstanbul araçları “Evrak kontrolü” gerekçesiyle duruduruldu kısa bir bekelemenin ardından araçlar yollarına devam ediyor. Araçlar Kocaeli’ni geçti.

02.34 İzmir’de KESK’liler Eski Sümerbank önünde oturma eylemi başlattı. KESK’liler eylemin sabaha kadar süreceğini söylüyor.

02.32 Kocaeli ve Gebze’de polis KESK’lilerin otobüslerini gözaltına aldı. Gültepe Kavşağı’nı da kesen polis ekipleri Kocaeli’ndeki KESK’lilerin İstanbul’dan gelecek araçlara binmesini engellemeye çalıştığı öğrenildi.

02.26 Aydın’da otobüsleri polis tarafından durdurulan emekçiler, Ankara’ya “yürüyerek gelme” kararı aldı ve yürüyüşe geçti.

02.22 Kars-Ardahan otobüsleri yeniden hareket etti.

02.16 İzmir’den Ankara’ya gelmeleri engellenen emekçiler, polis ablukası altında basın açıklaması gerçekleştirdi. Yaşananın açık bir faşizm uygulaması olduğunu söyleyen KESK üyeleri, az sonra Eğitim-Sen İzmir 1 Nolu Şube’ye geçeceklerini, bugün (28 Mart) ve yarın kitlesel oturma eylemleri yapacaklarını açıkladı.

02.08 Erzincan girişinde durdurulan Kars-Ardahan otobüslerine polis, “ceset torbası olmadığı” gerekçesiyle 72 TL ceza yazdı. Otobüslerin bekletilişi sürüyor.

02.00 Bursa’da KESK’lilerin eylemi sürüyor.

Bursa Fomara Meydanı’ndan bir foto
01.56 Kars-Ardahan otobüsü Erzincan girişinde polis tarafından üçüncü defa durduruldu. Sendika.Org’a konuşan Eğitim-Sen üyeleri, polisin evrakları kontrol ettiğini ve yangın tüpü olup olmadığına baktığını aktardılar.

01.52 İstanbul’un farklı noktalarından hareket eden KESK otobüsleri, Kurtköy gişelerinde bir araya geldi. Otobüsler, az önce Kurtköy’den Ankara yönüne doğru hareket etti.

01.43 İzmir’de yaşanan arbedenin ardından polis KESK’lilerin etrafını çembere aldı. KESK’liler Ankara’ya yürüyeceklerini söylüyor. TOMA ve panzerlerle yolu kapayan polis, gece yürüyüş yapılmasının yasak olduğunu, trafiğin sıkıştığını söylüyor.

01.41 Kocaeli’nin Gebze İlçesi’nde polis araçlara el koydu.

01.38 Muğla’da emekçiler “seyahat özgürlüklerinin engellendiği” gerekçesiyle suç duyurusunda bulunuyor. KESK’liler Ankara’daki eylem saatinde “Her yer Ankara” diyerek Ankara’ya yürüyüşe geçeceklerini belirtti.

01.36 Konya’da KESK üyeleri buluşmadan otobüsler polis tarafından engellendi.

01.34 Mersin’den yola çıkan otobüsler Kazancı mevkiinde bekletiliyor. Tüm Bel-Sen Mersin Şube Başkanı Recep Kara, polis barikatı açılana kadar oturma eylemi yapacaklarını söyledi.

01.32 İzmir’de polis, KESK üyelerine saldırdı. Konak’tan Alsancak’a yürüyüşe geçen KESK üyelerine polis, biber gazı kullanarak saldırıyor. KESK’liler “Faşizme karşı omuz omuza sloganı atıyor.

01.30 Antalya’da polis, araçları bağladı. Antalya’da emekçiler TRT Kavşağını trafiğe kapattı.

01.20 KESK MYK açıklama yaptı. “Hukuk dışı uygulamalara boyun eğmiyoruz” başlıklı açıklama şu şekilde:

“4+4+4 olarak bilinen İlköğretim ve Eğitim Kanunu ve 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikalarında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’na ilişkin örgütümüzün itirazlarını kamuoyuna bir kez daha güçlü bir biçimde duyurmak için 28-29 Mart tarihlerinde yapacağımız kitlesel basın açıklaması, İçişleri Bakanlığı’nın antidemokratik tutumuyla engellenmek istenmektedir.

Bugün Ankara Valiliği’nden eylemin yapılmasına izin verilmeyeceğine dair açıklamanın ardından İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü’nün 69648 sayısıyla illere gönderdiği genelge ile arkadaşlarımızın otobüslerinin illerden yola çıkışı engellenmektedir.

Bu tutum, başta seyahat özgürlüğü olmak üzere temel hak ve özgürlüklere aykırı bir tutumdur. Konfederasyonumuzun aldığı bu eylem kararı tüm uluslararası evrensel ilkelerden doğan en temel hakkımızdır. Bu hakkımızı kullanarak mücadelemizi sürdüreceğiz.

İçişleri Bakanlığı’nın bu antidemokratik tutumu asla kabul edilemez. İçişleri Bakanlığı’nın bu hukuksuz tutumundan bir an önce vazgeçmesi gerekmektedir. Bundan sonra yaşanacakların sorumlusu İçişleri Bakanı’dır.”

@pelin350 tarafından Twitter’dan paylaşılan fotoğraf-İzmir’deki oturma eylemi
01.03 Muğla Marmaris yolunda polisin yol kestiği öğrenildi.

01.01 Kocaeli’de Halkevi Durağı’nda Trafik Şube ekipleri otobüslerin teknik donanıları ve taşıma izinleri tam olmasına rağmen polis tarafından “Yasa dışı eyleme gidileceği” gerekçesiyle bağlandı. KESK’liler otobüsleri geri almaya çalışıyor.

00.59 Edirne’de otobüsler yola çıktı.

00.54 Antakya’da KESK’lilerin üç aracının önü polis tarafından kesilmişti. Antakya’da otobüsler yola çıktı. 3 araca 2.500’er lira ceza yazıldı. Polislerin şoförlere “Yola çıkın tekrar önünüzü keseceğiz her durdurduğumuzda ceza keseceğiz” dediği öğrenildi.

00.52 Mersin’de otobüslerin önü Kazancı mevkiinde polis tarafından “kimlik kontrolü” gerkçesiyle kesildi.

00.51 Malatya’da otobüsleri durdurulan 300 KESK’li polisin tavrını protesto etmek için karayolunda eylem yapmaya başladı.

00.35 İzmir’de otobüslerin engellenmesi devam ediyor. KESK, herkesi Konak Meydanı’na çağırıyor. Emekçiler Konak Meydanı’nda toplanmaya başladı. Meydanda halaylar çekiliyor, sloganlar atılıyor. KESK’liler yarım saat daha bekleyeceklerini ve bir gelişme olmaması durumunda Ankara’ya hareket edeceklerini söylüyor.

00.30 Bursa’da otobüsler polis tarafından gözaltına alındı, şoförlerin eşyasına el konuldu. Bursa’da KESK emek ve demokrasi güçölerini Fomara Meydanı’na çağırıyor. KESK’liler Fomara Meydanı’nda eylem yapıyor. Sendika.Org’a ulaşan Eğitim-Sen üyeleri sabaha kadar bekleyeceklerini duyurdu.

00.25 Aydın’da polis otobüslerin hareket etmesini engelledi. Eğitim Sen’liler tutanak tutturdu. “Seyahat özgürlüğünün engellenmesi” gerekeçesiyle suç duyurusunda bulunmaya hazırlanıyor.

00.10 Adana’dan yola çıkan KESK’lilerin otobüsleri Eski Gişeler mevkiinde polis tarafından “kimlik kontrolü” gerekçesiyle durduruldu.

00.00 Balıkesir’in Burhaniye İlçesi’nden haraket eden otobüslerin engellendiği bilgisi geldi.

23.55 Çanakkale’de KESK’lilerin otobüsleri “kimlik kontrolü” gerekçesiyle durduruldu. 10 dakikalık beklemenin ardından Çanakkale otobüsleri yola çıktı.

23.50 Kars-Ardahan otobüsünden Sendika.Org’a konuşan Çetin Koç, polisin otobüsleri çeşitli bahanelerle durduruklarını, kendilerinin “Seyahat özgürlüklerinin engellenemeyeceğini belirttiklerini” söyledi. Otobüslere ceza kesildikten sonra hareket ettiklerini belirtti. Koç, polisin kendilerine “Yasadışı mitinge gidiyormuşsunuz, Ankara Valiliği de yasaklamış zaten” dediğini söyledi.

23.45 Edirne’de KESK’lilerin otobüsü de polis tarafından engellendi. Antalya’da polis, bir otobüsün takograf cihazı olmadığı gerekeçesiyle otobüslerin hareket etmesini engelliyor. KESK’liler Ankara’ya gitmekte kararlı olduklarını söylüyor. Manisa’da da engelleme sürüyor.

23.40 İzmir’de barikat açıldı ancak polis bir otobüsün etrafını sarmış durumda KESK’liler bekliyor.

@pelin350 tarafından Twitter’dan paylaşılan fotoğraf-İzmir
23.35 Kars-Ardahan otobüsü hareket etti.

23.30 Bursa’da Fomara Meydanı’na otobüslerin gelmesi polis tarafından engelleniyor. Polisin “Şimdi önünüzü açsak başka yerde keseriz” şeklinde konuştuğu öğrenildi.

23.18 İzmir’de polis barikatı açıldı.

23.17 Ahmet Çınar’ın Twitter’dan verdiği bilgiye göre KESK Manisa Şubesi otobüsünü kent çıkışında, KESK Soma Şubesi otobüsünü Manisa’nın Kırkağaç İlçesi yakınlarında durdurdular.

23.16 Alanya’da otobüsler hiçbir gerekçe gösterilmeden bekletiliyor. Fethiye’de de otobüsler kalkış noktası olan Eğitim-Sen önünde polis tarafından bekletiliyor.

23.12 Diyarbakır otobüsü hareket etti. Otobüs polis tarafından 3 saat kadar bekletildikten sonra Maliye ekipleri tarafından da “faturasız, biletsiz yolcular olduğu” gerekçesiyle bir süre daha bekletildi.

23.07 İzmir’de polis otobüsleri götürmeye çalışınca KESK’liler otobüsün etrafını sardı ve yolu trafiğe kapattı. İzmir Narlıdere’den engelleme haberleri geliyor. Tüm İzmir otobüslerinin Belediye önünde buluşmaya çalıştığı öğrenildi.

22.41 İzmir’de Büyükşehir Belediyesi’nin önünden kalkacak KESK’lilerin otobüslerinin önü de polis tarafından kesilmiş durumda.

22.40 Alanya’da KESK’lilerin otobüsünün önü polis tarafından kesildi.

22.16 Diyarbakır’da otobüslere ceza kesildiği ve yola çıkarken Ankara’ya giremeyeceklerinin söylendiği öğrenildi.

22.10 Diyarbakır otobüsünün de yola çıktığı öğrenildi. Manisa’da Öğretmenevi’nde buluşan topluluk yola çıkmaya hazırlanıyor.

21.30 Kars-Ardahan otobüslerinin kimlik kontrolünün ardından yeniden yola çıktığı öğrenildi.

21.00 Kars-Ardahan otobüsü Erzurum’un Horasan İlçesi yakınlarında kimlik kontrolü gerekçesiyle durduruldu.

20:06 Kars-Ardahan otobüsünün sorun yaşamadan yola çıktığı bilgileri geliyor.

20:05 Bartın Eğitim Sen Şube Başkanı’nın verdiği bilgiye göre, daha önce anlaşılan firmanın “ceza kesilir” gerekçesiyle gitmekten vazgeçmesi üzerine emekçiler yeni bir otobüs firması arayışına girdiler.

20:00 Trabzon yolda! Yola çıkan KESK araçlarını polis durdurdu. Kimlik kontrolü bahanesiyle bir süre bekletilen araç yeniden yola çıktı.

19:48 Mardin’de de emekçilerin engellendiği bilgisi geldi.

19:40 Eğitim-Sen Genel Merkezi “tüm engellemelere rağmen her yerden yola çıkıyoruz, engellemelerle karşılaştığımız her yer eylem alanıdır” dedi.

19:37 KESK kaynaklı haberlere göre, İçişleri Bakanlığı yayımladığı genelgeyle Ankara’daki mitinge giden KESK’lilerin kentlerden çıkarılmayacağını açıkladı.

19:35 Batman’da da KESK otobüsleri polis tarafından durduruldu.

19:30 Eğitim-Sen’in Ankara’da 4+4+4 tasarısına karşı düzenleyeceği mitinge katılmak üzere Diyarbakır’dan yola çıkan KESK’lilerin araçları polis tarafından durduruldu.

Polis, Diyarbakır Valiliği’nin emri ile KESK’lilerin kentten çıkışlarına izin verilmeyeceğini söyledi.

Emekçilerin geri dönmeyi reddetmesi üzerine bölgeye çok sayıda çevik kuvvet ekibinin sevk edildiği öğrenildi. Emekçilerin Diyarbakır Altındağ bölgesindeki bekleyişi sürüyor.

Sendika.Org

 

İçişleri Bakanlığı, tüm illerin valiliklerine gönderdiği tebligatta Ankara’da gerçekleştirilmek istenen basın açıklamasının yasadışı olduğunu iddia etti. Tebligata göre Ankara Valiliği de TBMM ve Kızılay çevresindeki “her türlü toplantı, gösteri yürüyüşü ve eylemin yasaklandığını” açıkladı

 



Kaynak: sendika.org
Sendika.Org Anasayfa

güncel bilgi için: http://www.sendika.org/yazi.php?yazi_no=43951

KESK otobüsleri Edirne, İstanbul, Kırklareli, Balıkesir, Bursa, Ayvalık, Manisa, İzmir, Aydın, Antalya, Fethiye, Alanya, Adana, Kırşehir, Malatya, Adıyaman, Batman, Urfa, Siirt, Bingöl, Erzurum’da polisler tarafından engelleniyor !

İzmir, Adana, Malatya, Bursa’da, KESK’liler karayollarını kapatarak eylemlerine başladı.

KESK Genel Merkezi, “bundan sonra olacaklardan İçişleri Bakanlığı sorumlu olacaktır.” açıklaması yaptı.

KESK’in açıklamasının tam metni :

4+4+4 olarak bilinen İlköğretim ve Eğitim Kanunu ve 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikalarında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’na ilişkin örgütümüzün itirazlarını kamuoyuna bir kez daha güçlü bir biçimde duyurmak için 28-29 Mart tarihlerinde yapacağımız kitlesel basın açıklaması, İçişleri Bakanlığı’nın antidemokratik tutumuyla engellenmek istenmektedir.

Bugün Ankara Valiliği’nden eylemin yapılmasına izin verilmeyeceğine dair açıklamanın ardından İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü’nün 69648 sayısıyla illere gönderdiği genelge ile arkadaşlarımızın otobüslerinin illerden yola çıkışı engellenmektedir.

Bu tutum, başta seyahat özgürlüğü olmak üzere temel hak ve özgürlüklere aykırı bir tutumdur. Konfederasyonumuzun aldığı bu eylem kararı tüm uluslararası evrensel ilkelerden doğan en temel hakkımızdır. Bu hakkımızı kullanarak mücadelemizi sürdüreceğiz.

İçişleri Bakanlığı’nın bu antidemokratik tutumu asla kabul edilemez. İçişleri Bakanlığı’nın bu hukuksuz tutumundan bir an önce vazgeçmesi gerekmektedir. Bundan sonra yaşanacakların sorumlusu İçişleri Bakanı’dır. 

YÜRÜTME KURULU

Van’a yardım ediyoruz – KESK desteğiyle bobiler.org ve eksisozluk ortak kampanyası

Hava soğuk ama Van daha soğuk. Gidince gördük ki, yaşanan iki deprem sonrası ekonomisi iyice bozulan Van’da kışın da gelmesiyle birlikte özellikle gıda konusunda büyük sıkıntı yaşanıyor. Depremin ardından bölgeye yapılan yardımlar kısa sürede ihtiyacı karşılamıştı. Ancak uzun vadede zaten kötü olan bölge ekonomik yapısı afetin getirdiği yıkımla iyice dibe vurunca, ciddi bir gıda sıkıntısı baş göstermiş. Van’da bir çok aile hayatını insani yaşam standartlarının altında sürdürmeye çalışıyor. Bu noktada en azından önümüzdeki kışı çıkarması açısından bölgede ciddi bir süre düzenli olarak gıda akışına ihtiyaç var.

Bu sebepledir ki bobiler.örg ve ekşi sözlük olarak KESK’in de desteğini alarak bir yardım kampanyasına ön ayak olmak istedik. Umarız bu kampanya katlanarak büyür. Buradan yardımı dokunabilecek tum markalara web sitelerine de cagri yapmak isteriz. KESK’in Van’da sürdürdüğü hali hazırda var olan bir yardım mekanizması var; size verdiğimiz adresler üzerinden yapacağınız yardımlar KESK tarafından bölgedeki ihtiyaç sahiplerine ulaştırılacak.

Bobiler.örg olarak elimizden geldiği ölçüde yardımda bulunmaya çalıştık. Ekşi sözlük de 1500 koli bebek maması gönderiyor. Van genelinde yapılan ihtiyaç tespitleri sonucunda yapılabilecek yardımların listesi aşağıda. Siz de el atarsanız süper olur.

İhtiyaçlar:

– gıda (çabuk bozulmayacak, stok imkanı bulunan)

Gıda yardımının 8 kişilik ramazan paketleri şeklinde hazırlanmış olması yardımların sağlıklı bir şekilde aktarılabilmesi açısından önemli:

5 kg yağ
2 kg salça
3 kg fasulye
2 kg çay
4 kg şeker
2 kg nohut
2 kg bulgur
3 kg pirinç
2 kg mercimek
2 kg zeytin
3 kg reçel
2 kg helva
3 kg beyaz peynir

Yardımlarınız, KESK’in oluşturduğu merkezlerde toplanıp Ankara’da Çankaya belediyesi, istanbul’da şişli belediyesi tarafından sağlanacak tırlarla afet bölgesine gönderilecek.

Yardımlarınızı;

İstanbul için Sarıyer Belediyesi’nin bize sağladığı yardım çadırına.  Adres: Van’a Yardım Kampanyası Çadırı, Sarıyer Belediyesi Sosyal İşler Müdürlüğü, Çayırbaşı Stadı yanı Çayırbaşı – Sarıyer ilgili kişi: Sema Hür

Ankara için: Çankaya Belediyesi Tümbelsen İş yeri Temsilciliği’ne - Adres: Çankaya belediyesi’nin içinde Kolej Kavşağı Kurtuluş Parkı karşısı Çankaya Belediye Başkanlığı – ilgili kişi: Osman Özyurt – 0544 577 80 28

Van için: Van Cumhuriyet cad. Mavi plaza önü. KESK şubeler platformu – ilgili kişi; Şahin Karakoyun – 505 485 00 48 – Egitimsen Şube Başkanı Murat Atabay – 505 522 62 23 – Ses Sube baskani Yilmaz Beki – 505 273 13 57

Adreslerine kargo yoluyla ulaştırabilirsiniz. Yardımları taşımada kolaylık göstermesi açısından bir kaç kargo firmasıyla görüştük ancak olumlu yanıt alamadık.

Bunun dışında: gıda en acil ihtiyaç olsa da kıyafet ve ısınma ihtiyaçları da devam ettiğinden aşağıdaki malzemeleri temin edebilenler aynı merkezlere kargolayabilirler.

-çadır (silindir 4×4 ya da 6×4, izolasyonlu branda)
-elektrikli soba (katalitik hem kullanımı hem de yeniden dolumunun zorluğu nedeniyle tercih edilmemektedir)
-elektrikli ve normal battaniye
-kullanılmamış mont ve ayakkabı (çocuk, kadın ve erkek şeklinde tasnifi yapılmış)
-kullanılmamış kışlık içlik ve iç çamaşırı (çocuk, kadın ve erkek şeklinde tasnifi yapılmış)

Yardım kampanyasının hazırlanması sürecinde bize büyük destek olan KESK’e, gönderilecek yardım malzemelerinin toplanması için çadır hazırlayan Sarıyer Belediyesi’ne, yardım malzemelerinin bölgeye aktarılmasını sağlayacak olan şişli ve Çankaya belediyeleri’ne, bize indirimli ürün sağlayan ülker’e teşekkür ederiz.

Videoeylem atölyesi balikbilir.org, bobiler.org’un ve ekşi sözlüğün çağrısını desteklemektedir.

 

SOPA ve PIPA Yasası İnternette Köklü Değişiklikler Getirecek

SOPA ve PIPA Yasası İnternette Köklü Değişiklikler Getirecek

SOPA ve PIPA olarak bilinen tasarı ABD senatosunda onaylanırsa ABD başta olmak üzere tüm dünyada internet ile ilgili köklü değişiklikler olacak.

Bilim Adamları Şampuan Kullanımı ile Beyaz Saçı Sona Erdirdi!
Çevrimiçi Korsanlığı Durdurma Yasası (SOPA) ve Entelektüel Mülkiyetin Korunması Yasası (PIPA) olarak bilinen tasarı ABD’de senatosunda onaylanırsa ABD başta olmak üzere tüm dünyada internet ile ilgili köklü değişiklikler olacak. Amerikan Temsilciler Meclisi’nin korsanla mücadele için çıkaracağı SOPA ve PİPA yasalarını protesto etmek amacıyla bir çok büyük internet sitesi sitelerini kararttı.

Bu yasanın ileride internet sansürlerinin yolunu açacağını düşünen ve bu görüşte birleşen Google, WordPress, boing boing gibi pek çok firma tasarıyı protesto ediyor. Telif hakkı gibi konulara odaklanan yasa tasarısının internet özgürlüğünü ihlal ettiğini öne süren Google ve Facebook gibi internet devleri ise tasarıya şiddetle karşı çıkıyor.

Bu bağlamda Facebook’un kurucusu Mark Zuckerberg, “Kara Çarşamba”nın ardından yaptığı açıklamada internetten anlayan, bilinçli liderlere dünyanın ihtiyacı olduğunu kaydederken, Facebook’un internete zarar verecek her yasaya karşı duracağını belirtti.

İnterneti dünyayı birbirine bağlayan çok güçlü bir yapı olarak nitelendiren Zuckerberg, internetin gelişimi üzerine vasat düşüncelerin yasalar yoluyla hayata geçirilmesine engel olmak için elinden geleni yapacaklarını dile getirdi.

Bunun yanında, ABD’deki sosyal haber servisi Reddit.com 12 saatliğine yayınlarını durdurdu. Craigslist.com da giriş sayfasına “Bu çılgınlığa bir son vermeye nasıl ve niçin yardım edeceğinizin farkına varın çok geç olmadan…” yazısını yerleştirdi. Teknoloji dergisi Wired internet sitesinde başlığını kararttı. Facebook ise sayfasını kapatmadı ama Washington bürosu tasarıyı protesto eden bir sayfa açtı. ABD’de daha birçok internet sitesinin de bu protestoya katıldığı belirtiliyor.

Yasa tasarısına, Yahoo, Twitter, eBay, AOL gibi şirketler de ifade özgürlüğünü kısıtlayacağı ve internete sansür getireceği gerekçesiyle karşı çıkıyor.

SOPA nedir?

Telif haklarına dayanılarak hazırlanan bir yasa tasarısı olan SOPA, temelde fikri mülkiyet haklarını ihlal eden sitelere yaptırımları artırıyor gibi görünüyor. Yasa uyarınca ABD organları, internet sağlayıcılarının telif ya da ticari marka yasalarını ihlal ettiğinden ‘şüphelenilen’ ve kullanıcılarının faaliyetlerini yeterince takip etmeyen siteleri bloklamaya zorlayabilecek.

SOPA ile bir bakıma ‘kara liste’ oluşturulacak yorumu yapılıyor. ABD organlarının istediği şartlara uymayan her site bu listeye eklenebilecek. Kara listedeki siteler, Google gibi arama motorlarında da gösterilmeyecek, gösterilirse Google da erişim engeli tehlikesiyle karşı karşıya kalacak.

Buna benzer bir yasa Türkiye’de bir çok internet sitesinin kapanmasına neden olmuştu. Yasa internet sitelerinde satılan ürünlerden, kullanılan içeriklere, yayınlanan videolardan, bilgisayar Oyun larına kadar telif hakkı ve ticari marka kelimelerinin gibi birçok alanı etkilemesi bekleniyor. Üstelik yasasının ABD dışındaki sitelere de uygulanacağı, dolayısıyla küresel çapta trafiğin doğrudan ABD resmi organlarınca belirlenmesi gibi bir durumun ortaya çıkacağı savunuluyor.

Tasarı, eğer geçerse Adalet Bakanlığı ve telif hakkı sahiplerine, arama motorlarını, telif hakkı ihlali yaptığı düşünülen sitelere ait linkleri silmeleri için talepte bulunma hakkı veriyor.

Film ve müzik endüstrisi, film, müzik ve diğer telif hakkına tabi içeriklerin yasadışı şekilde indirilmesine son verilmesi gerektiğini belirterek, bu düzenlemeye geç bile kalındığını savunuyor. İnternet siteleri ise bunun ifade özgürlüğünün kısıtlanması ve internete sansür getirilmesi anlamına geldiği görüşünü dile getiriyor.

Fotoğraflar: Dikmen Vadisi’nde yıkım başladı. (Güncelleme 11 Ocak 2011, 19:30).

11 Ocak 2011

Yıkım ekipleri Dikmen Vadisi’ne girmeye başladılar.

Erişebilen herkesin orada olması önemli ve gereklidir.
Gelişmeleri bu linkten takip edebilirsiniz.
son-dakika-dikmen-vadisinde-yikim
Dikmen Vadisi Direniyor.

[imagebrowser id=3]

tüm fotograflar: ecemmorkoyun

11:45 Yıkım ekipleri mahalledeki diğer evlerden birine doğru yönleniyor.

11:30 Atık Kağıt işçilerine ait olduğu bilinen bir ev yıkıldı.
11:00 Dikmen Halkı, her türlü hak mücadelesinde yanlarında oldukları Ankara Halkından destek bekliyor.

11:00 Yıkım işçilerin mahalleden çoktan ayrıldıkları bir saatte yapıldığı için mahallede daha çok kadınlar ve çocuklar kalmış durumda.  Mahalleden 100 civarında insan yıkıma karşı durmak için Barınma Hakkı Bürosunun önünde toplandı. Saatler geçtikçe sayının artması bekleniyor.
11:00 Dozerler mahalleye girmek üzere. Çevik Kuvvet yıkıma destek veriyor.
10:45 Mahallenin girişinde çok sayıda dozer ve polis aracı gözlendi.

 

 

 

 

Zorla tahliye ve yıkım çok ciddi bir insan hak ihlalidir!

Dikmen Vadisi Direniyor. foto: Birgün

DÜN NE OLMUŞTU?

10 Ocak 2011
15:00 Mahallenin girişinde çok sayıda dozer ve polis aracı gözlendi.
15:20 Mahalle halkından yıkım başlayacağı haberi geldi ve destek istendi.
15:30 Yoğun Kar yağışı nedeniyle erişim zor sağlanıyor.
15:40 Dün Gökçek’le masaya oturan vadi halkına, daha önce yaptıkları anlaşma dışında şeyler önerildiği söyleniyor.
16:00 Yıkım araçları ve polis ekipleri mahalleyi terk ettiler.
Mahalle halkı Gökçek’le anlaşmadığını, kimsenin evlerini satmadığını söylerken, yıkım ekiplerinin bu hafta tekrar gelebileceği söyleniyor.

vadiden gelen son açıklama şöyle:

Dikmen Vadisi halkı İ.Melih Gökçek’le anlaşmayı belirsiz anlaşma koşullarından dolayı kabul etmemiştir. Bugün ise bir yıkım provası gerçekleştirilmiştir. Vadi halkı cevabını yarın yapacağı yürüyüş ile verecektir. Dikmen vadisi direniş yeniden başlıyor.

DİKMEN VADİSİ GECEKONDULARININ YIKIM PLANI VE HAZIRLIK ÇALIŞMALARI
· Dikmen Vadisi, Yasak Bölge ilan edilecek. Vadiye giden bütün yollar, İlker 1. Cadde dahil olmak üzere trafiğe ve insan geçişine kapatılacak.
· Yıkım süresince hiçbir basın mensubu Dikmen Vadisine alınmayacak. Yıkımda ortaya çıkan kötü görüntüler engellenecek.
· Dikmen vadisinin dünya ile irtibatı kesilecek. Hiçbir kişi ve kurumun da girmesine müsaade edilmeyecek.
· Elektrik şebekesi ana hatlardan kesilecek.
· Su şebekesi ana hatlardan kesilecek.
· Mahallede olası bir direnişi engellemeye dönük, mahallede önderlik yapan kişiler bir kaç gün önceden gözaltına alınacak.
· 10 adet sallama tabir edilen paletli yıkım kepçesi, 90 adet sair dozer ve kepçe temin edilmiş durumda.
· 500 işçi evlerin eşyalarını boşaltmak üzere belediye birimlerinden seçilmiş ve listesi hazırlanmış durumda.
· Bir hafta sürmesi planlanan yıkım çalışmalarına eşlik etmek üzere çevre illerden Çevik Kuvvet takviyesi yapılacak.
· Dikmen Vadisinde belediye ekipleri ve çevik kuvvetin bir hafta karargâh kurması için gerekli tedbirler alınacak.
· Yıldız polis karakolunun altındaki araziye kurulacak büyük bir sahra çadırından operasyon idare edilecek.
· İlk etapta mahallenin önderlerinin evleri yıkılacak. Tarık Çalışkan başta olmak üzere 18 kişinin evi yıkılacak.
· İlk hamlede Mahallede bulunan Barınma Hakkı Bürosu ele geçirilecek. Direniş eğilimi gösterenlerin moral olarak çökertilmesi hedeflenecek.
Konuyla ilgili bir acil çağrı metni de ektedir.
Gelişmeleri e-posta yolu ile ya da www.dikmenvadisi.org sitemizden duyurmaya devam edeceğiz.
ACİL ÇAĞRI ! ACİL ÇAĞRI ! ACİL ÇAĞRI ! ACİL ÇAĞRI !
Dikmen Vadisi halkı yeni bir yıkım saldırısı ile karşı karşıya !
Onlarla dayanışmak ve gündemdeki yıkım saldırısını önlemek için, aşağıdaki metni ya da kendinizin hazırlayacağı benzer bir metni; faks, e-posta, mektup veya telgraf yolu ile yine aşağıda önerilen kişilere/kurumlara iletmenizi diliyoruz.
Zamanın sınırlı olduğunu lütfen dikkate alınız. Katkınız ve dayanışmanız için şimdiden teşekkür ederiz.
Dikmen Vadisi Barınma Hakkı Bürosu
www.dikmenvadisi.org

sivas katliamı – asla unutma, asla affetme !!! / sivas massacre – never forget, never forgive !!!

 

“KATLİAMDA HAYATINI KAYBEDENLER:

ASAF KOCAK ( 35) -Karikatürist

ASIM BEZiRCi (66)- 1928′de demiryolu işçisi Hamdi Bey’le ev kadını Refika Hanım’ın tek çocuğu olarak dünyaya gelen Asım Bezirci,üniversite yıllarinda sosyalizmle tanışır. Türkiye Sosyalist Partisine girer. Bezirci, 67 yıllık yaşamına, bir insan ömrüne esit uzunlukta 70 kitap sığdırdı.

AHMET ÖZYURT (21)

BELKIZ CAKIR (18) – 1975 yılında Ankara doğumlu Belkız Cakır ,umutlu olarak girdiği ‘93 yılı Üniversite sınavlarında İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü’nü kazandığını öğrenemedi..!

EDiBE SULARi (40)- Davut Sulari Baba’nıin en büyük çocuğuydu. Tarihi Seyyitlerden, Seyyit Mahmut Hayrani’nin torunlarindandı.Bassel’de yaşadığı halde Türkiye’de yapılan bütün Bektaşi Kültür etkinlikleri ve Ehli-beyt Cemleri`ne, konferanslarina katılmayı ihmal etmezdi..

ERDAL AYRANCI (35) – Sair erdal Ayranci,1978 ODTÜ girişli. 12 Eylül askeri fasist darbesi pek çok insan gibi Erdal Ayranci yi da etkiler. Erdal Ayrancı, 1980-1983 yılları arasında Mamak, Ankara Kapalı, Niğde, Bor-Niğde cezaevleri’nde yatar. “Hatçe”. Mahpusluk günlerindeki ilk şiiri 2.7.1981 tarihinde Mamak’ta son şiirini 20.03.1983′te Topçam’da yazar. Erdal Ayrancının 29.05.1982 tarihinde Nigde cezaevi’nde yazdığı şiirde Hatice’yi, Zeynep’i ve Sivas’taki akrepleri anlatir.

Şiir söyle; “Eğer Bir gün / Bir beyaz güvercin / Gelecekse ağzında bir mektupla / Ve silecekse gözlerimdeki hüznü / îsterim / Durmasın kanat çırpsın bana doğru / Birgün eğer bir tahliye kağıdı / Beni sana kavuşturacaksa / Gayri gelsin düşlenen günler / Ocakta kaynayan tencere / Beşikte bebek / tomurcuk tomurcuk / Filiz filiz hayat / Düşünsene ne güzel olurdu / Düşmansız yaşamak / Haydi boşver bunlara / Şimdi bunlar tatlı hayal / Eğer birgün sevgilim / Son verecekse hayatıma / Bir ses / isterim durmasın patlasın / Anlam bulacaksa kulaklarımda / Yalnız… / Düşerse kanımın bir damlası yere / Bilsinler ki / Orada kırmızı yediveren gülleri açacak / ve bülbüller ağıt yakacak ölüme / Korksunlar korksunlar artık / korksunlar alev çemberindeki akrep gibi / Çünkü ölümleri / Gül dikenlerinden olacak…

CARINA CUANNA(23)-Hollanadali gazeteci

GÜLSÜN KARABABA ( 25)- Pir Sultan Abdal Kültür etkinliklerinde, Divriği Kültür Derneği adına katılan dört genç kızdan biri de Gülsün Karababa….

HURiYE ÖZKAN (22) – Başarılı bir öğrencilikten sonra, Deneme Lisesi’ni birincilikle bitirir. Gazi Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’ne arkadaşı İnci Türk ile birlikte girer, birlikte bitirirler.

YESiM ÖZKAN (20)

MEMEKSE KAYA (17)

KORAY KAYA (12)-Yeşim Özkan, Yasemin, Asuman Sivri gibi Madımak’ta yakılan kardeşlerden.

MUHLiS AKARSU (45) -1948 yılında Sivas’ta doğdu. 1980′li yıllarda türkülerinden dolayı üç yıl cezaevinde yattı. Bektâşî ve Cem Cemaatlerinde yörenin Dede’lerden ve ozanlarından etkilendi. Akarsu, bağlamaya küçük yaşlarda başlar. Şiirler, deyişler ve nefesler kurarak yaşadığı toplumun kültürüne zenginlik kattı. 1960′lıi yıllarda dönemin etkili ozanları Ali İzzet, Mahzûnî Şerif, İIhsânî’lerin içerisinde yer aldı.

1980′li yılların başlarında Alevî Dedeleri’ni, çaldığı kısa kollu bağlamayı gündeme getiren halk müziğinin niteliğini yükselten Muhabbet Gurubu’nun (Arif Sağ, Muhlis Akarsu, Yavuz Top, Musa Eroğlu) oluşum fikri Akkarsu’dan çıkmıstır. Muhlis Akarsu, her yıl yapılan Hacı Bektaşi, Abdal Musa, Veli Baba, Pir Sultan vb. Alevî toplumunun kültürel etkinliklerine katılırdı. Akarsu `nun TRT repetuarlarında ellinin üstünde eseri vardır. Yüzden fazla 45′lik plak, 4 uzunçalar, 20 kadar ses kaseti bulunmaktadır.

MUHiBE AKARSU (35) – Muhlis Akarsu’nun Esi

ÖZLEM SAHiN (17) – NURCAN SAHiN (18) Amca çocukları…

MURAT GÜNDÜZ (22) Ankara Üniversitesi, Fen Fakültesi, Fizik Bölümü üçüncü sınıf öğrencisi olan Murat, Pir Sultan Abdal Demeği’nin gençlik komisyonlarinda görev alıyordu..

SAiT METiN (23)Çankırı Meslek Yüksek Okulu mezunu.

SEHERGÜL ATES (30)1963 Ankara doğumlu olan Sehargül, Açık Öğretim Fakültesi öğrencisiydi…

UGUR KAYNAR (37)

SERPiL CANiK (19)1974 Ankara doğumlu olan Serpil Canik, Pir Sultan Abdal Semah Ekibi`nin en gençleri arasında yer alıyordu.

iNCi TÜRK (22)-1992 Gazi Üniversitesi Eczacılık Fakültesi mezunu olan Inci,. Altındağ Kültür Merkezi ile Pir Sultan Abdal Kültür Merkezi`nde tiyatro çalışmalari içerisinde yer alıyordu..

BEHCET AYSAN ( 44) Toplumsal gerçekleri kırık ve duygulu bir tonla okuyucusuna ulaştıran Behçet Aysan, 1946 yılında Ankara’da dogdu. 1979′dan bu yana cesitli dergilerde siirleri yayinlanan Aysan’in siir kitaplarindan “Sesler ve Kuller” “Nadir Nadi” ödülü, “Karsi Gece” ve “Eylul” Ceyhun Atif Kansu Siir ödülü, “Deniz Feneri” Abdi Ipekci Dostluk ve Baris ödülü’nü aldı. Behçet Aysan, yaşamı boyunca katıldığı demokrasi mücadelesinin güçlüklerini bilinçle göğüsleyen bir şairdi. Yaşamının son döneminde Nükleer Savaşın önlenmesi için Hekimler Demeği’nde (NÜSHED) Yönetim Kurulu üyeliği yapan Aysan, Ankara Tabip Odası ilc Genel Sağlık – Iş Sendikası üyesiydi. Ayrica Edebiyatçılar Demegi’nin kuruluşuna da katılarak Genel Yönetim Kurulu’nda yer aldı.

HANDAN METiN (20) 1973 Divriği doğumlu, 1992 yılında, ODTÜ Eğitim Fakültesi Biyoloji Bölümü’ne girer..!

HASRET GÜLTEKiN (26) 1 Mayis 1971 yılında Sivas’ta dogdu. Alti yasinda saz calmaya basladı. 11-12 sahnede saz calan kucuk bir oznadı artik. Kadıkoy Anadolu Lisesi mezunu sanatci, 1980′li yillardan itibaren muzikle kendi uslubuyla agirlikli olarak yer aldı. Arif Sag, Muhlis Akarsu, Yavuz Top ve Musa Eroglu’na olan hayranlığıni gizlemiyor ve baglamasini onlar kadar ustaca kullaniyordu. “Nevroz” isimli Kürtce bir kasette yapti. Kürtce ezgileri enstrümantal olarak yorumlayan ender sanatcilardan biridir. Bu kasette 3 telli sazla gelistirilmis “celpe” ismini verdiği yeni bir yöntem gelistirmisti.

MUAMMER CiCEK (26)1967 yılında Tokat’ın Zile ilçesinde doğdu.1992 yılında Gazi Üniversitesi Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Çehir ve Bölge Planlama Bölümünü bitirerek Şehir Planlamacısı olarak görev aldı.

MEHMET ATAY (25)1968 baharında, Divriği’nin gönderen Köyünde dünyaya gelen Mehmet Atay,üniversite yıllarından itibaren fotoğraf sanatına büyük bir tutkuyla bağlanır. Yaşamını, çektiği fotoğraf kareleriyle güzelleştirmeye calisiyordu..

NESiMi CiMEN (62) 1931 yılında Adana’nın Saimbeyli Kazası`nın Fatmakuylu Köyü’nde doğdu. 1941 yılında on yaşındayken ailesiyle birlikte Kayseri’nin Sarız kasabasına bağlı İncemağara Köyü’ne göçtü. Oniki yaşında heveslenerek cura çalmaya başladı. Bulunduğu ortamda Alevi deyişlerini öğrendi ve çevresinde, kendine özgü yorumlarıyla ilgi gördü. O günden ölümüne kadar curasını elinden bırakmadı, Cimen,Curasıyla birlikte iki Temmuz 1993’te Sivas’ta yandı. Yoksul bir Kürt aileden gelen Cimen. daha çocuk yaşta hayatını çalışarak kazanmaya başlar.Daha sonralari yeni kurulan Türkiye İşçi Partisi ile tanıştı ve bu partiye üye oldu. TİP’in düzenlediği bir çok gecede kendi demelerini ve Alevi deyişlerini çalıp söyledi. 1984’ten 1987 yılına kadar İsveç’te yaşadıktan sonra, orada oturma hakkı olmasına rağmen ülkesine döndü.Türkiye’de eserlerini yayınlamak isteyen Cimen, „acılarımı dile getireyim“ dediği eserleri zaman geçmeden yayınlanır. Nesimi Cimen eserleriyle sevenlerine ulaşır.

GÜLENDAR AKCA (25) Divriği`nin Şahin Köyü`nden Ankara’ya uzanan,2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas’ta Madımak Otelinde sona eren 25 yıllık bir hayat Gülender Akça’nıin hayatı. Gülender Akça’nın toplumsal kimliğini en iyi anlatan sözler de Ağabeyinin sözleri olmalı: ” Herşeyden önce insana insanca muamele edilmeyen, hak ettiği değeri verilmeyen baskının, zulmün, işkencenin, irticanın yoğun olduğu bir dönemde yaşadı. Bu nedenle haksızlığa, zulme, irticaya karşı insan haklarından, demokrasiden, laik düşünceden yana tavıir koydu. Bu anlamda duyarlı bir toplum yaratma çabasında kardeşçe, insanca yaşamak için, insan olmanın onuru ile yaşamak isteyen milyonlarca insandan biri olmak için çaba sarfetti..

METiN ALTIOK (52) Kendini şiire adamıştı. Şair olmanın günün tehlikesini bir sis çanı gibi duyurmak olduğunu vurgulayan bir şair Altiok 13 Ocak 1991 tarihinde “Cemal Süreya Şiir Ödülünü” aldığı gün, “Ben hayatla tam anlamiyla karsi karsiyayim. Aydın olmak muhalif olmayi gerektirir. Aydın karsi koyan insandır, kafa sallayan insan degildir,” diyordu..

YASEMiN(17) – ASUMAN SiVRi(16) KARDESLER 1991 yılı ortalarinda, Pir Sultan Abdal Derneği’nin kültürel çalıişmalarina katılıyor ve kısa sürede semah topluluğuna girerler. Asuman Sivri, özverili çalıişmasının karşılığını alarak, Semah hocalığına yükseliyor.AsumanSivri , 1992 yıilıinda Hacettepe Üniversitesi Felsefe Bölümü’ne girer.

MURAT GÜNES (22)

AHMET ÖZTÜRK ( 21)

KENAN YILMAZ (21)

AHMET ALAN (22)

SERKAN DOGAN (19)

Salman Rüsdi isimli yazarin „Seytan`in Ayetleri“adli kitabi Aziz Nesin tarafindan Türkceye cevrildiğinde dindar ve gerici cevreler tüm ülke genelinde bu kitaba yönelik protesto gösterileri yaparlar. Istanbul,Ankara,Konya,Bursa ve diger illerde yapilan gösterilerin aynisi Aziz Nesin `in Sivas`a geldiği günlerde Sivas ta da yapilir.

Ancak o günlerde Pir Sultan Abdal i anma etkinliklerinin olmasi ve Aziz Nesin in de bu etkinlik nedeniyle ,Sivas Valisi nin özel davetlisi olarak ,bu kente gelmis olmasi gösterilere ayri bir anlam yüklenmesine vesile olur.

Ilk olarak ,IHA haber ajansinin TV`ler yansiyan ve belleklere kazinan görüntülerinde,atese verilen bir bina ve bu sirada binanin önünde“insanlar”in yanmasini, büyük bir zevkle izleyen kontolsuz,saldırgan,gözü dönmüs bir güruh vardır.

1-4 Temmuz 1993’te, Pir Sultan Abdal Etkinliklerinin dördüncüsü düzenlenecektir. Bilindiği gibi Pir Sultan Abdal, tüm ezilenlere, demokrasi ve özgürlük yanlısı olan herkese mal olmuş bir simgedir. Pir Sultan’ın bu özelliğinden hareket eden Pir Sultan Abdal Kültür Derneği yöneticileri, etkinlikleri demokrasi ve özgürlük yanlısı kesimlerin temsilcileriyle ortaklaşa yapma kararı alır ve bu amaçla, çeşitli demokratik kitle örgütlerine, yazarlara, ozanlara, sanatçılara çağrı yaparlar.

30 Haziran 1993 akşamı, ozanlar, yazarlar ve sanatçılardan oluşan yüzlerce kişi otobüslerle Ankara’dan Sivas’a hareket eder. Sivas halkı, konuklarını coşkuyla karşılar…

1 Temmuz gününün programı oldukça yoğundur. Sivas Kültür Merkezi’nin Konferans Salonu tıklım tıklımdır. İzleyicilerin çoğunluğu ayaktadır. Salonun içindekiler kadar bir topluluk da dışarıda kalmıştır. Saygı duruşundan sonra, PSAKD’nin Genel Başkanı Murtaza Demir bir açıliş konuşması yapar. Sivas Valisi Ahmet Karabilgin’in konuşmasından sonra Yazar Aziz Nesin sözü alir.

Saat 17.00’de Kültür Merkezi’nde Hasret Gültekin’ in dinletisinden sonra, “Çağların Pir Sultanlarından Günümüz Pir Sultanlarına“ başlığıyla düzenlenen panel başlar. Yazar – Gazeteci Sami Karaören’in yönettiği panele, Asım Bezirci, Prof. Dr. Afşar Timuçin, Aydın Çubukçu ve Hüseyin Gülkanat panelist olarak katılirlar.

Pir Sultan Abdal Etkinliklerinin birinci günü, halkın ilgisi ve coşkusuyla noktalandı. Etkinlikleri izleyen Sivaslılar, kent dışından gelenleri evlerine konuk etme yarışına girmişlerdir. Konukların bir kısmı evlere dağılırken, bir kısım konuk da otellerde kalmayı yeğlemiştir.

2 Temmuz günü programı saat 10.00’da başlar. Şenlik ekipleri, bir gün önceki yoğun çalışmaya aldırmadan, günün etkinliklerinin daha başarılı ve coşkulu geçmesi için hazırlıklarını tamamlamaya çalışırlar.

Saat 14.00’deki Kültür Merkezi’nde Arif Sağ’ın dinletisinden sonra, “Medya ve Emperyalizm” paneli yapılacaktı. Hasan Uysal’ın yöneteceği panele, Sami Karaören, Raif Türk, Şükrü Günbulut, Mustafa Yalçıner ve Soner Doğan da panelist olarak katılacaktı. Kültür Merkezi’nde 1500 kadar izleyici bulunuyordu.

Bu çalışmalar sürdürülürken, bazı cami önlerinde ve yakınlarında birtakım gruplaşmalar görüldüğü ve bir saldırı olabileceği haberi fısıltı halinde kulaktan kulaga yayılıyordu.

PSAKD’nin Sivas’taki etkinliklerine yönelik saldırı, anlık bir tepkinin ürünü değildir. Bu saldırının planlı bir hazırlık süreci sonrası başlatıldığı olaylardan sonra ortaya çıkmıştır. Irkçı-şeriatçı örgütler, Malatya, Kahramanmaraş, Elazığ, Çorum, Tokat, Kayseri gibi çevre illerdeki deneyimli militanlarını Sivas’a taşımışlar ve militanlar, Belediye’nin ve dini vakıfların yurtlarında konuk edilmişlerdir. Bu hazırlıklara ek olarak Sivas halkının dini duygularını tahrik amacıyla bildiri dağıtılmış ve camilerde dar kadrolu toplantılar yapılmıştır.

Saldırı ve katliamdan iki gün önce dağıtılan bildirilerden biri şöyledir:

“MÜSLÜMAN KAMUOYUNA

“Bismillâhirrahmânirrahim

“Peygamber, mü’minlere kendi canlarından ileridir. Onun hanımları da mü’minlerin analarıdır.” (Ahzâb:6)

“Mü’minlere öz canlarından daha ileri olan Allah Resûlü (S.A.V.)’ne ve O’nun temiz zevcelerine, Allah’ın beytine (Kâbe’ye) ve kitab’ı Kur’an’a alçakça küfredilmekte ve mü’minlerin izzet ve namuslarına saldırılmaktadır.

“Dünyanın bazı bölgelerinde şeytan ve onun yandaşları olan emperyalist kâfirler, dinimize ve mukaddes değerlerimize dil uzatmaktadırlar. Bunun başını ise satılmış, mürted Salman Rüşdi köpeği çekmektedir.

“Bu şeytanî oyunlara karşı, izzetli ve duyarlı Müslümanlar yiğitçe mücadele ortaya koyarak, bu uğurda canlarını feda etmekten çekinmemişlerdir.

Bu iğrenç oyunların bir uzantısı olarak ülkemizde de; AYDINLIK gazetesi denilen bir paçavrada, mel’un Rüşdi’nin figüranlığına soyunan, dünya emperyalizminin gönüllü uşağı Aziz Nesin, aynı şekilde, Kur’an’ın korunmuşluğuna dil uzatmış, Hazret-i Peygamber (S.A.V.)’in aile hayatını (hâşâ) bir genelev ortamına benzetmiş ve ümmetin anaları olan hanımlarına (hâşâ) fahişe deme cür’etinde bulunmuştur. Bu olay, dünyanın değişik yerlerinde kâfir devletler tarafından dahi kabul görmezken, basımına müsaade edilmezken, ne yazık ki laik ve ikiyüzlü T.C. Devleti tarafından yayımlanmasına izin verilmiş, ayrıca bunu kabullenmeyip protesto eden izzetli Müslümanlar, devletin polis ve jandarması tarafından coplanmış, kurşunlanmış, bir kısmı da hapishanelere atılmıştır. “Salman Rüşdi köpeği Müslümanlar’ın çok az olduğu kâfir bir ülkede korkudan sokağa çıkmaya bile cesaret edemezken, onun yerli uşağı Aziz Nesin köpeği, yanında kendisiyle beraber bir ekiple birlikte, şehrimiz Valisi tarafından davet edilip, şehirde adeta Müslümanlar’la alay edercesine gezebilmektedir

“Kâfirler şunu iyi bilmeli ki:

“İslâmın Peygamberi’ni ve kitab’ın izzetini korumak için, bu uğurda verilecek canlarımız vardır.

“Gün, Müslümanlığımızın gereğini yerine getirme günüdür.

“Gün, Allah (C.C.)’ın vahyi Kur’an-ı Kerim’e, Allah’ın meleklerine, Allah’ın Resûlü Hz. Muhammed (S.A.V.)’e, O’nun ailesine ve ashabına yöneltilen çirkin küfürlerin hesabının sorulması günüdür.

“‘İman edenler, Allah yolunda savaşırlar. Kâfirler de tağut yolunda savaşırlar. O halde şeytanın dostlarıyla savaşın. Çünkü şeytanın hilesi zayıftır.’ (Nisa:76)

“Galip gelecek olanlar, şüphesiz ki Allah taraftarı olanlardır.

Saldırı ve katliam gecesi 1 Temmuz akşamı da başka bir bildiri evlere dağıtılır:

“Halkımıza Çağrı;

“Müslüman halkın yaşadığı bu ülkede, İslam için binlerce şehit verilmiş bu topraklarda, bir kesim tarafından, ‘basın özgürlüğü, düşünce hürriyeti’ adı altında, Müslümanlar’ın kutsal değerlerine sözlü veya yazılı olarak kimse saldıramaz.

“Biz Müslümanlar, canımız pahasına da olsa, bu değerlerimizi korumakta kararlıyız.

“Müslüman halkımızdan bu konularda duyarlı olup, İslam’ın değer yargılarını alaya alanlara izin vermemelerini, ne pahasına olursa olsun bunu engellemeyi dini bir görev olarak bilmelerini, bu alçaklar karşısında susulduğunda, yarın mahşerde Allah’a nasıl hesap vereceğimizi düşünmelerini istiyoruz.

“ ‘Müminlerin, Peygamberi kendi nefislerinden çok sevmeyi gerekir. O’nun eşleri, onların anneleridir…’ (Ahzâb Suresi, Ayet: 6)

“ ‘Ve kâfirlerin hesapları varsa, Allah’ın da bir hesabı vardır. Allah hesabı çabuk görendir.’ (Enfal Suresi, Ayet : 30)

“ ‘Kâfirler istemese de, Allah nurunu tamamlayacaktır.’ (Saff Suresi , Ayet:8)

“Not: Bu yazıyı okuyan, Allah rızası için çoğaltarak dağıtsın.

MÜSLÜMANLAR”

Etkinliklerin ikinci günü, Sivas’taki sağ eğilimli yerel basında (Hürdoğan, Bizim Sivas, Hakikat,Yeni Ülke,Taraf) halkı tahrik edici başlıklara bezenmiş haberler çıkar. Saldırıya geçmek için koşullar yeterince olgunlaşmistir. 2 Temmuz günü, camiler tıklım tıklım dolar.

2 Temmuz Cuma günü, saat 13.30’da saldırı başlatılirken, değişik camilerden akın akın insan, şenliğin yapildığı Kültür Merkezi`nin önünde toplanir, taş ve sopalarla Kültür Merkezi`ne saldırirlar.

“Sivas laiklere mezar olacak, Cumhuriyet Sivas’ta kuruldu, Sivas’ta yıkılacak, Şeriat gelecek, batıl zail olacak“ sloganları atan gruplar, Kültür Merkezi’nde bulunan 1500 kişinin üzerine saldırır. Ancak, etkinlikleri izlemekte olanların direnişleriyle karşılaşan ve sayıca az olan saldırganlar, geri çekilmek zorunda kalır. Saldırganlara sürekli olarak yeni katılımlar olmaktadır. Çeşitli camilerden çıkanlar, koşarak saldırganlara katılmaktadır. Kalabalık gruplar, Kültür Merkezi’ne bir kez daha saldırırlar. İzleyiciler ve görevliler bir yandan saldırıya karşı barikat kurarak direniyor; öte yandan da içerideki insanları boşaltmaya ve arabalarla başka yerlere göndermeye çalışıyorlardı. Olay yerinde yeteri sayıda güvenlik gücü yoktur. Olanlar da saldırıyı engelleyecek güçte değillerdir.

Nihayet, Kültür Merkezi boşaltılir ve saldırıya uğrayanlar güvenli bölgelere gönderilir. Bu arada, yeni katılımlarla saldırganların sayısı onbine yaklaşmıştır. Saldırgan güruh, isteğine ulaşamamanın verdiği hırsla Kültür Merkezi’nden Valiliğe yönelir.Valilik önünde toplanan binlerce saldırgan, “Şerefsiz vali istifa, Sivas size mezar olacak, Şeriat gelecek, zulüm bitecek, Yaşaşın şeriat, Muhammed’in ordusu kafirlerin korkusu, Yaşasın Hizbullah, kahrolsun laiklik…” sloganlarıyla binayı taşa tutarlar…

Saldırgan fasist ve gerici grubun bir kolu, yeni dikilen “Halk Ozanları Heykeli”ne yönelip,heykeli kazma ve balyozla parçalayarak sürüklemeye başlar. Bu arada, kimi saldırganların dişlerini heykele geçirmeye çalıştığı görülür. Diğer bir grup da, Kongre Müzesi`nin yanında bulunan Atatürk heykeline saldırdırarak yere düşürdükleri Atatürk heykelini de sürüklemeye başlar.

Saldırganların sayısı 15 bine yaklaştiginda Şeriat istemlerini ve sloganlarını haykırarak,konukların kaldığı Madımak Oteli’ne yönelirler. Otelde, kent dışından gelmiş ve çoğunluğu yazar, ozan ve sanatçı yaklaşık 150 kişi bulunuyordu. Saldırı üzerine, güvenliğin daha kolay sağlanacağı düşüncesiyle otele gelmiş insanlar tedirgin oldular. Otelin önünde az sayıda polis vardı ve saldırganlara, “Dağılın, yapmayın” demekten öte bir müdahalede bulunulmadı.

Otelde bulunanlar, tehlikenin farkindaydılar. Telefonla Sivas Valisi’ni, Emniyet Müdürünü ve diğer yetkilileri arayarak önlemlerin arttırılmasını istediler. Bununla da yetinmediler, telefonla Ankara’da bulunan Başbakan`ı, Başbakan Yardımcısı`nı, İçişleri Bakanı’nı, Parti Liderlerini ve Milletvekillerini aradılar. Oteldekiler arasında olan halk ozanı, 1987-1991 dönemi SHP milletvekilli Arif Sağ da, telefon başından ayrılmıyor, Ankara’da SHP milletvekili Cevdet Selvi’yi, Bakan Seyfi Oktay’ı, İstanbul eski belediye başkanı Nurettin Sözen’ i arayarak saldırıyi anlatıyor, bir an önce önlem alınmasını istiyordu. Otelde bulunan Aziz Nesin de SHP Genel Baskani ve Başbakan Yardımcısı Erdal İnönü ile Çalışma Bakanı Mehmet Moğoltay’la görüşerek can güvenliklerinin sağlanmasını istiyordu. Ulaşılan her yetkili, “Korkmayın, her türlü önlem alınmıştır” yanıtını veriyordu.

Saldırganların amacını sezinleyen Sivas Valisi Ahmet Karabilgin de saat 14.30’da Başbakanı ve İçişleri Bakanı’nı telefonla arayarak bilgi verir. Saldırının giderek bir katliama dönüşeceğini gören Sivas Valisi, çok tedirgin olur ve Ankara’yla telefon irtibatını hiç kesmez. Saat 14.40’da yeniden İçişleri Bakanı’nı ve müşteşarını arar, saldırının artık bir katliama dönüşmekte olduğunu bildirir. Vali,Saat 18.45’te Başbakanı ve İçişleri Bakanı’nı tekrar arar ve mutlaka yardım edilmesi gerektiğini bildirir. Çevre illerden de yardım istenmektedir.

Sivas Valisi’nin bunca çabalarının ve görüşmelerinin sonucunda, Tokat Emniyet Müdürlüğü’nden 20 polis; Kayseri Emniyet Müdürlüğü’nden 31 Polis, Jandarma Komutanlığı’ndan 20 Jandarma olmak üzere 71 güvenlik görevlisi gelmiştir. Sivas Tugay Komutanı 6 bin kişilik asker mevcudundan yalnızca 30-40 acemi er göndermiştir. Askerler saldırganların arkasında bir yerde nöbet tutarcasına bekletilir. Bir ara Tugay Komutanı da olay yerine gelir ve sağa sola bir göz attıktan sonra ayrılır.

Otel’de bulunanların Ankara’daki yetkililerle yaptığı telefon görüşmeleri ve önlem istemleri de dikkate alınmamıştır. Bu girişimler ve devletin duyarsızlığı değerlendirildiğinde, saldırganların devlet tarafindan korunduğu tartışması gündeme gelmektedir.

Madımak Oteli’ne sığınmış yüzlerce kişi, pencerelerden saldırganların oteli yakmaya çalıştığını izlemekte, korku içinde beklemektedir.

Karanlık çökmüş, elektrikler de kesilmiştir. Saldırganlardan kimileri, otelin önündeki arabaları ters çevirerek ateşe vermekte, kimisi de bidonlarla benzin taşıyarak otelin içine atmaktadır. Alevler, otelin giriş ve alt katlarını sarmaya başlamıştır. Sivas İtfaiyesi gecikmeli de olsa yangın yerine gelmiş, ancak saldırganlar itfaiyenin çalışmasını engeller. Hortumlar kesilir, araba lastiklerinin havası boşaltılır.

Saclarim tutstu önce

Gözlerim yandı kavruldu

Bir avuc kül oluverdim

Külüm havaya savruldu

Yangın oteli tamamen sarar. Umutla kurtarılmayı bekleyenlerin umudu tükenmeye başlamıştır artik.Yangın bütün oteli sarmıştır. Cinnet halindeki kalabalık, ölüm haberlerini beklemektedir. Dışarıda gözlerini kan bürümüş fasist katiller, otelden gelen yanmış insan eti kokusunu ciğerlerine çekerken, Ankara’daki bakanlar ve yetkililer de kokteyllerde kadeh kaldırıyorlardı…

An an Katliam`in gelisimi

Yukarida Yasanan olaylarin tümü 8 saati askin bir süre devam etmistir. Buna ragmen devlet yetkililerinin bilincli tutumu nedeniyle cok kisa zamanda dagitilabilecek ve sona erdirilebilecek olan bir gösteri,gittikce kalabaliklasmis ve kontrol edilemez hale gelmistir..

2 Temmuz 1993 Cuma

13:30 – Paşa Camii önünde görevli emniyet ekibi (3860 kodlu) tarafından, Paşa Camii ve Meydan Camii’nden, Cuma namazından çıkan 500-1000 kadar kişiden oluşan grubun dört koldan Hükümet Konağı’na doğru ilerlediklerini bildirir.

13:40 – Hükümet Meydanı gerisinde oluşturulan polis barikatını aşan yaklaşık 2 bin kişi, maydanda, “Vali istifa”,”zafer İslam’ın”,”Şeytan Aziz”,” İslamiyet’i ezdirmeyeceğiz” vb. sloganlar atarlar.

13:55 – Sayıları yaklaşık 3 bini bulan grup, Osmanpaşa Caddesi ve Buruciye Medresesi civarında benzer sloganları yinelerler.

14:10 – 3 bin 500 dolaylarında gösterici, Kültür Merkezi önüne gelmiş ve içerdeki karşıt grupla slogan mücadelesi başlamış, çatışma polis tarafından önlenir.

14:40 – Kültür Merkezi’nden ayrılan grubun sayısı, 4-5 bini bulmuştur.

14:45 – Grup, Buriciye Medresesi’ne gelir.

14:50 – Buriciye Medresesi önünden Hükümet Meydanı’na geçen 6 bin dolayındaki gösterici, aynı sloganları tekrarlarlar.

15:00 – Grup, Hükümet Meydanı’ndan Atatürk Caddesi’ne yönelir.

15:10 – Atatürk Caddesi’nden yeniden Hükümet Meydanı’na gelinirken, sayı yaklaşık 8-9 bini bulmuştur.

15:30 – Hükümet Meydanı’ndan İstasyon Caddesi yoluyla Kültür Merkezi’ne gelen göstericiler, bir gün önce dikilen anıtı kısmen tahrip etmiş; Kültür Merkezi içindeki karşıt grupla taşlı sopalı çatışma, polisçe, fazla büyümeden, zor kullanılarak önlenir.

15:48 – Valilik tarafından görevlendirilen Belediye Başkanı, Kültür Merkezi önündeki topluluğu sakinleştirmek için sözde bir konuşma yapar ancak halk daha fazla galeyana gelmistir.

15:55 – Hizini alamayan yaklasik 10 bin kisilik saaldırgan ve fasist güruh ,Kültür Merkezi’nden İstasyon Caddesi yoluyla yeniden Hükümet Meydanı’na ve Madımak Oteli civarına gelir ve slogan atmaya devam eder.

18:00 – Madımak Oteli önünde toplanan yaklaşık 15 bin göstericiye, Valilik’ten gelen istek üzerine, Belediye Başkanı ve Büyük Birlik Partisi İlçe Başkanı birer konuşma yapmışlardır.

18:30 – Belediye İtfaiye araçları, Hükümet Meydanı’na gelmiştir.

19:14 – Kültür Merkezi önündeki heykel, belediye garajına konulmak amacıyla Meydan’dan geçirilirken, topluluk tarafından Madımak Oteli önüne getirilmiştir.

19:50 – Madımak Oteli önündeki araçlar ve heykel ateşe verilmiştir.

20:00 – Otele yaklaşmak isteyen itfaiye araçlarına, göstericiler yere yatarak engel olmuşlardır.

20:05 – İtfaiye, otele güçlükle yaklaşabilmiştir.

20:10 – Yangın Otele de sıçramıştır.

20:20 – Afyon Sokak’tan (arka taraftan) gelen itfaiye, yangını söndürmeye başlamıştır.

20:40 – Hükümet Meydanı’na gelen göstericiler, Hükümet Konağı’nı taşlamaya ve slogan atmaya başlamışlardır.

20:50 – Güvenlik kuvvetleri havaya ateş etmiş ve göstericiler dağılmaya başlamıştır.

21:00 – Kalabalık, küçük gruplar halinde şehrin çeşitli kesimlerine yayılmıştır.

21:40 – Atatürk – Kongre ve Etnografya Müzesi önünde bulunan Atatürk büstü tahrip edilmiştir.

22:00 – İçişleri Bakanı Valiliğe gelerek, olaylarla ilgili bilgi almıştır.

23:00 – Valilikçe ilan edilen ”sokağa çıkma yasağı” ile birlikte, güvenlik güçleri şehirde tam bir hâkimiyet sağlamışlardır.

2 Temmuz günü, Sivas’ın Madımak Oteli’nde 37 can yakılarak katledilir. 51 kişi de katliamdan, kendi olanaklarıyla, ağır yaralarla kurtulurlar. Çatıya çıkarak yardım isteyenler arasında Aziz Nesin ve Lütfü Kaleli de vardır. İtfaiyenin merdivenli arabası otele yaklaşir. Aziz Nesin ve Lütfü Kaleli merdivenlerden inerlerken, Sivas Belediye Meclisi Üyesi Cafer Erçakmak ile bazı belediye görevlileri tekrar saldırıya geçerler.Aziz Nesin ve Lütfü Kaleli, itfaiyenin merdivenlerinden aşağıya atılirlar. Başından yaralanan Aziz Nesin ve Lütfü Kaleli’yi linç edilmekten araya giren polisler kurtarır. Yaralılar Polis arabalarıyla Tıp Fakültesi Hastanesi`ne götürülür.

Devlet yetkilileri nin tutumu ve katliamin sorumlulari

Polis telsizlerinden duyulan diyaloglar ..

– Taş atıyorlar, saldırıyorlar, ne yapalım?

– Anlaşıldı, müdahale etmeyin… (Sivas Emniyet Müdürü Doğukan Öner)

Sivas’ta eli sopalı, taşlı, zincirli onbini aşkın saldırgan, insan avındaydı. Korkunç durum, Başbakana, İçişleri Bakanı’na defalarca bildirildiği halde herhangi bir yardım gelmedi ve önlem alınmadı. 37 insan yakılarak feci şekilde katledildi. Böyle bir ortamda Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel; “Halkla güvenlik güçlerini karşı karşıya getirmeyiniz” diyor, ilgilileri uyarıyordu. Cumhurbaşkanının “halk”tan kastettiği oteli kuşatan saldırgan kalabalıktı. Gerçi Süleyman Demirel, politik yaşama kazandırdığı, “Bana sağcılar suç işliyor dedirtemezsiniz” şeklindeki veciz sözü ile tarafını çoktan açıklamıştı.

Başbakan Tansu Çiller ise, “Çok şükür, otel dışındaki halkımız bir zarar görmemiştir” diyebiliyordu. Daha sonra TBMM’de yaptığı bir konuşmada da Van’da yakılan bir oteli, Sivas’takiyle karıştırmış ve “Bir vatandaş, sigortadan para almak için sigortalı oteli yakmıştır” demiştir. Bir başbakan, ülke sorunlarına ve toplumsal gelişmelere bu denli duyarsız olabiliyordu.

Ülkenin iç asayişinden sorumlu bir yetkilisi, İçişleri Bakanı Mehmet Gazioğlu, otele yapılan saldırıyı, “Aziz Nesin’in halkın inançlarına karşı bilinen tahrikleri sonucunda halk galeyana gelerek tepki göstermiştir” şeklinde yorumlayarak saldırganları mazur göstermiştir.

Dönemin Başbakan Yardımcısı ve SHP Genel Başkanı olan Erdal Inönü ise katlima karşı üç maymunu oynar.

Dönemin Belediye Başkanı olarak saldırganların daha fazla galeyana gelmesine sebep olan açıklamaları ile katliamda 1.derecede rol oynayan Temel Karamollaoglu, daha sonra TBMM çatısı altında milletvekili olarak görev alır.

Ahmet Yücetürk: Katliamı seyreden General.Sivas Tugay Komutanı..

Şevket Kazan: DYP-REFAH koalisyonunun bir dönem Adalet Bakanı..Sivas katliamini gerçekleştiren grubun avukatı..

.

Devlet yetkililerinin açıkça taraf tutmaları, güvenlik güçlerinin ilk soruşturmasını da etkilemiştir. Saldırı öncesinde, sırasında ve sonrasında yeterince önlem alınmadığından insanlar yakılmış, saldırgan fasist ve gerici katiller ellerini kolllarını sallayarak kent dışına çıkmış ve izlerini kaybettirmişlerdir. 10-15 bin saldırgandan ancak 35 kişi, katliamdan bir gün sonra gözaltına alınmıştır. Artan toplumsal tepkiler sonucu, gözaltına alınanların sayısı daha sonra 190’a çıkarıldı. Gözaltına alınanlar hakkında Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yasasına muhalafetten dolayı soruşturma başlatılmış, fezlekeler bu doğrultuda hazırlanarak Cumhuriyet Savcılığı’na sevkedilmişlerdir. Soruşturmanın bu yetersiz çerçevede kalması sonucu, 190 kişiden 124’ü tutuklanmış, geri kalanlar serbest bırakılmışlardır.

Bu olaydan sonra Emniyet Müdürü ile Vali hemen görevden alınır. Katliam soruşturması, Aziz NESİN’in tahrikleri ekseninde yürütülür. Emniyet tahkikatı bu yöndedir ve Savcılık da böyle bir yol tutturmuştur. Cumhuriyet Savcılığı soruşturmasında, katliamı planlayan ve başlatan örgütler üzerinde durmamış, saldırıyi Aziz NESİN’ın tahriklerine bağlamış ve iddianameyi, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yasası`na muhalefet temelinde hazırlamıştır. (Sivas Savcısının hazırladığı iddianame: Hazırlık 1993/2460, Sivas Asliye Ceza Mahkemesi)

Ankara DGM Savcılarının 1 Nolu DGM’ye sunduğu iddianamede de, “Sivas’ta Pir Sultan Şenlikleri ve bu şenliklere katılan, bir konuşma da yapan, Aziz NESİN gibi dini inkâr etmekten öte, İslâm dinini küçültücü, aşağılayıcı bir kitabı da neşrettiren, Türk halkına aptal demekten çekinmeyen kişilerin davet edilmesi” gibi ifadelere yer verilmiştir. DGM Savcıları da, katliamı planlayanları ve başlatan örgütleri ortaya çıkarmaktan yana olmamış ve olayları Aziz NESİN’in tahrikine bağlamışlardır. Ankara 1 nolu DGM’ye sunulan iddianamede Sivas Katliamı şöyle anlatılmaktadır:

“İDDİANAME: 02. 07. 1993 Cuma günü her yıl olduğu gibi Sivas`in Banaz Köyü’nde yapılmakta olduğu söylenilen Pir Sultan Abdal Şenlikleri’nin bu yıl Sivas şehrine dikilen Pir Sultan Abdal Abidesi’nin açılışı nedeniyle Sivas il merkezinde yapılmış olması, toplantıya İslam dünyasında tepki yaratan Şeytan Ayetleri Kitabı’nı Türkiye’de de yayınlayan Aziz Nesin’in davet edilmesinin, il içinde olumsuz bir ortamın doğmasına neden olduğu gözlenmiştir. Sivas ilinde yaşayan vatandaşların bu duruma hassasiyetlerini gösterecekleri ve bir büyük olayın geleceği önceden bilinmesi de bir yana, yasal ve emniyet tedbirlerinin bu tür olayları önlemede etkin bir çare olamayacağı açıktır…

“İslam dünyasında tepki yaratan ‘Şeytan Ayetleri’ kitabının Türkiye’de yayınlanmasını yürüten ve Türk toplumunda sergilediği hareketleriyle hiç de iyi izlenim bırakmayan Aziz Nesin’in bu merasime (4. Pir Sultan Abdal şenliği) davet edilmesi, geleneksel olarak Pir Sultan Abdal Şenlikleri’nin her yıl Banaz Köyü’nde yapıldığını düşünürsek, bu şenliğin Sivas İl Merkezi’ne getirilmesi; kamu davasındaki bu olayı hazırlamıştır.

“İşte 02. 07. 1993 gününün Cuma olması ve camilerden çıkan halkın, fanatik dincilerin yönlendirmesiyle, yetkililerce olayın önlenmesi için yeterli tedbirin alınmaması ve geciktirilmesi,

“Ayrıca, fanatik toplulukça şenlikten bir gün önce il merkezinde yayınlanan gazetelerde açıklamalar yapılması ve halkı kışkırtan bildiriler dağıtılması;

“Hele hele Aziz Nesin’in İslam Dini’ne karşı tutum ve davranışları ve açıklamaları;

“Kapalı bir salonda düzenlenen toplantıda terör örgütü militanları için saygı duruşunda bulunulması;

“Eylemin hazırlayıcı nedenleri arasında sayılabilir.

Sivas ilinde meydana gelen bu vahim olay için de, ‘Bu şenlik neden İl Merkezi’nde yapılmıştır, neden Cuma gününe rastlatılmıştır, neden genelde halk tarafından hareketleri hiç de hoş karşılanmayan Aziz Nesin şenliğe davet edilmiş, kendisine konuşmalar yapma imkanı tanınmış, neden şenlikle hiç ilgisi olmayan terör örgütü militanları için saygı duruşunda bulunulmuştur?’ soruları cevapsız kalmaktadır.

“Bir yanda ‘Marksist-Leninist’ düzene dayalı devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne yönelik oluşturulan yasa dışı terör örgütleri, özellikle PKK terör örgütünün; bir yanda fanatik dincilerin laik devlet düzenini cebren ilga edilip, yerine şeriat devlet düzeninin getirilmesine ilişkin;

“… Çalışmaları Sivas olayında tahrik ve teşvik şeklinde görüntülenerek gövde ve güç gösterisi oluşturulmuştur. Olaydan bir gün önce sokağa dökülen Marksist-Leninist düzene dayalı, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne yönelik Dev-Sol, Dev-Genç, PKK terör örgütlerinin militanlarının katılmasıyla Sivas sokaklarında yapılan yürüyüş ve Aziz NESİN’in konuşmaları sergilediği tavrı, bir gün sonra meydana getirilecek olayların tahrikçisi olmuştur…”

Ankara 1 Nolu DGM de gerekçeli kararında (E: 1993/106, K: 1994/190), saldırıyı ve katliamı Aziz NESİN’in tahrikine bağlayarak olaylarda bir örgüt aramanın gereksiz olduğuna karar vermiş, sanıkların cezasında da dörtte bir oranında indirim uygulamıştır.

Oysa saldırının ve katliamın örgütlü olarak planlandığına dair tanık ifadeleri ve belgeler bulunmaktadır. Üstelik bunların tümü mahkemeye sunulmuştur. Olaylardan iki gün önce kentte, “Müslüman Kamuoyuna” başlıklı bir bildirinin dağıtıldığı biliniyordu. Şenliklerin birinci gününün akşamı, “Halkımıza Çağrı” başlığı taşıyan ikinci bir bildirinin dağıtıldığı da vurgulanmıştı. Malatya Valisi, saldırıdan bir gün önce bir otobüs dolusu Aczmendi militanının Malatya’dan Sivas’a geldiğini, basına söylemiştir. Yine daha önce aktardığımız gibi, şenliklerin birinci ve ikinci günleri, Sivas’taki yerel sağ basın organları (Hürdoğan, Bizim Sivas, Hakikat, Anadolu, Yeni Ülke vb.) dağıtılan bildirilerin içeriğine uygun ve tahrik edici yazılar yayımlamışlardır.

Bu yazılı kaynaklara ek olarak, TBMM’nin olayla ilgili kurduğu Araştırma Komisyonu`na ifade veren çeşitli görevlilerin anlatımlarında da ilginç bilgiler vardir.

Doğukan ÖNER: (Sivas Emniyet Müdürü) : “… Bu Perşembe günü de, Aziz NESİN Buriciye Medresesine gitmiş, Buriciye Medresesinde öğleye kadar kitap imzalamış, o akşama kadar belirli yerlerde gezmiş. O akşam çıkıp Madımak Oteli’ne gitmiş. Gece saat 21.00’de bir tek siyasi şubemizin korumasıyla birlikte yanında 8 kişi ile Madımak Oteli’nden çıkmışlar, Atatürk Caddesinden inmiş aşağıya; orada Sarayhan Restorantı var; Sarayhan Restorantına yaya gitmişler. Orada içki içtikten sonra da yine yaya olarak aynı ekiple o şekilde gitmişler. Yani ben şunu arz etmek istiyorum, yani olay bir tek Aziz NESİN’e yönelik olan bir hadise değildir.

“… Bu işte kesin provokasyon vardır. Bu işte kesin dışarıdan gelme birtakım güçler vardır. İlk defa camiye gittiğim zaman o caminin ön tarafında belirli birtakım gruplar vardı… Ben o grupları Madımak önünde görmedim…”

Mehmet YILDIZ (Sivas Emniyet Asayiş Müdürü): “Heykel getirildi, topluluğun önüne atıldı. Atılınca gerçekten insanlar artık çok çılgınca hareket ediyorlardı. Dişleriyle dahi ısıranları gördük, kafasını vuranları gördük… Paşa Camisinden anons edilince, diyelim ki 200 kişi pankart astı. Amerikan Bayrağını yaktılar…”

Millet Partisi İl Başkanı: “Paşa Camisinde namaz bitmişti, bir kısım imamı beklemeden namaz biter bitmez dışarıda bir gürültü patırdı oldu… Amerikan Bayrağının yakılışını bizzat gördüm. Pankartı da cami duvarında asılı olarak gördük.”

Dr. Hüseyin POLAT (Tabiblar Odası Başkanı): “Öncelikle bu saldırı devlete karşı yapıldı. Laik Cumhuriyete ve Atatürk’e karşı yapıldı. Belediye Başkanı Karamollaoglu, ‘Gazanız mübarek olsun’ diyerek manevi destek verdi.”

Mehmet TALAY (Kültür Bakanlığı Sivas İl Müdürü): “Aziz NESİN Sivas’a ilk kez gelmedi. Aziz NESİN bundan yedi, sekiz ay veya bir sene kadar önce kitap imza gününe gelmişti. Sonra Aziz NESİN’in konuştuğu gün Perşembe günü, olaylar 24 saat sonra çıkıyor. Tepki olarak olsaydı aynı gün tepki olurdu…”

Şakir ŞEKER (ANAP İl Başkanı): ”Caminin içinden insanlar çıkmaya başladığı anda, 20 veya 25 kişilik namazla hiç alakası olmayan ve namaz kılmayan bir grup, bahçede namaz kılan yere gelir ve bunlar bir pankart açarlar, arkasından da bir Amerikan Bayrağı ateşe verilir…”

Yine kamu tanıklarından Emniyet görevlileri : İzzet KARADAĞ, Erol ÇÖL, Refik SUNGUR, Nazım GÜNAYDIN, Orhan Veli KARADAYI, Mehmet ÖZBEK, Ömer Faruk ÜNAL hazırlık ifadelerinde ve Mahkemedeki ifadelerinde saldırının ve katliamın organizeli olduğunu belirtirler.

Belgelerden ve tanıkların anlatımlarından anlaşıldığı gibi, Sivas katliamı tahrik sonucu değil, örgütlü ve planlı hazırlıkların sonunda gerçekleşmiştir.

Davanın ilk duruşması, Ankara 1 No`lu DGM’de 21. 10. 1993 günü yapıldı. Duruşmayı izlemek üzere binlerce kişi Ankara DGM önüne geldi. Binin üstünde polis Adliyenin geliş yollarını çevirmişti. Saldırganların yakınlarının ve avukatlarının dışında kimseyi Adliyeye yaklaştırılmıyorlardı. Sivas’ta katledilenlerin aileleri ve avukatları içeri alınmadılar. Emniyet güçleri, duruşmayı izlemeye gelenlere ve katledilenlerin yakınlarına acımısızca saldırdılar. Kadınları saçlarından tutarak yerlerde sürüklediler ve copladılar. Ağza alınmayacak küfür ve hakaretler yapıldı. Birçok kişi gözaltına alındı.

İlk duruşma böyle başladı. Yakınlarını kaybeden aileler ve müdahil avukatları sonraki duruşmalara katılma imkanı buldular. Sanıklar, her duruşmada müdahil avukatlara ve yakınlarını kaybeden ailelere sözle ve el hareketleriyle hakarette bulunuyorlardı. Mahkeme heyeti bu tür hareketlere müdahale etmiyordu.

Müdahil avukatlar, katliamla ilgili elde edilmiş fotoğrafları, filmleri ve benzeri belgeleri mahkemeye sundular. Mahkemeye sunulan belgelerde saldırganlar, somut olarak görülüyordu. Ancak mahkeme heyeti avukatların belgelerin incelenmesi istemini kabul etmedi. Daha sonra davanın gelişimini, tanıkların ifadelerini basından ve kamuoyundan gizlemek için gizlilik kararı alındı. Müdahil avukatlar, mahkeme heyetinin tutumunu yanlı görerek reddi hakim isteminde bulundular. Avukatların bu istemi de reddedildi.

Mahkemenin yanlı tutumu karşısında, müdahil avukatlar, yaptıkları bir açıklamayla duruşmalara katılmama kararı aldılar:

Bunca tepki ve uyarıya karşın, mahkeme heyeti kararında direnerek yargılamayı yürüttü. Gizlilik içinde yürütülen yargılama 26. 12. 1994’te karara bağlandı. Mahkemenin gerekçeli kararı şöyledir:

“Gerekçeli Karar: …Sivas olaylarının devlete ve laik düzene yönelik olmadığı, Aziz NESİN’in Şeytan Ayetleri kitabını yayınlamasına duyulan öfke, kin ve nefretin oluşturduğu tahrik sonucu ve Aziz NESİN’e yönelik bir eylem olduğu, kast edilen Aziz NESİN olmasına rağmen hedefde sapma sonucu 37 masum insanın ölümü ile sonuçlanan bu olayların, laik-antilaik veya mezhep çatışması olmadığı, sadece İslam dinince mukaddes sayılan değerlerin aşağılanmasına tepki gösterildiği, Aziz NESİN’in Anadolu’nun herhangi bir vilayetinde da aynı tepkiyi görebileceği, dolayısıyla şahsa yönelik eylemin bir başka amaca çekilerek kamplaşma ve kutuplaşma yaratmasının hukuki ve sosyal bir yararı olmadığı kanaatindeyiz.

“… Olayların müştekisi Aziz NESİN’in, Bakanlar Kurulu’nun 24. 08. 1989 tarih ve 1989/14479 sayılı kararnamesinde, yazarı Salman RÜŞDİ olan ‘Şeytan Ayetleri’ isimli kitabın Türkiye’ye sokulması ve dağıtılmasını yasakladığı, Türkiye’de bu yasağa rağmen adı geçen kitabı Aydınlık Gazetes`inde yayınladığı ve bu kitabın içeriği itibarıyla Müslümanların Peygamberi ve eşlerine karşı tahrik ve tazyif edici ibarelerin bulunması sebebiyle tüm Müslüman halkı bu yayından dolayı haksız şekilde tahrik ettiği, böylece olayların çıkmasının müsebbibi bulunduğu anlaşıldığından, sanıklara tayin olunan ceza TCK’nun 51/1 maddesi gereğince ¼ nisbetinde indirilecek… hapis cezasıyla ayrı ayrı cezalandırılmalarına…“ (Ankara 1 No`lu DGM’nin Gerekçeli Kararı, Sayfa: 461/465)

Böylece Sivas katliamı davasının 22 sanığı hakkında 15’er yıl, 3 sanığı hakkında 10’ar yıl, 54 sanığı hakkında 3’er yıl, 6 sanığı hakkında 2’şer yıl hapis cezası, 37 sanığı hakkında da beraat kararı verildi.

DGM’nin kararında katliamı gerçekleştiren faşist (ırkçı-şeriatçı) örgütlerden söz edilmediği gibi, katliam Cumhuriyete ve laikliğe karşı bir eylem olarak da değerlendirilmemiştir. Ama bir suçlu gerekliydi ve o da bulunmuştu: Aziz NESİN. Üstelik bu hiç de yeni bir şey değildi; devletin yetkilileri, siyasi iktidarın sözcüleri, emniyet yetkilileri ve savcılar da, Sivas katliamının örgütlü bir hareket olmadığını, Aziz NESİN’in tahrikiyle ortaya çıkmış bir tepkinin sonucu olduğunu, olayın ilk gününde açıklamışlardı.

Müdahil avukatlar, DGM’nin kararını taraflı, hukuka ve adalete aykırı olarak niteleyerek, ayrıntılı bir savunmayla temyize gittiler. Yargıtay 9. Ceza Dairesi, Esas No: 1996/688, Karar No: 1996/4716 kararıyla, “Katliamın Cumhuriyete, Laikliğe ve Demokrasiye yönelik olduğunu” belirterek DGM’nin kararını esastan bozdu.

Davanin görüldügü siralarda artik iktidar degismis DYP-REFAH Koalisyonu`nda Basbakanlik koltuguna Necmettin Erbakan oturmustur.Iste tam bu dönemde gündeme damgasini vuran MGK nin irtica karsiti deklerasyonlari ile 28 subat süreci baslamistir.Bu kez dengeler altüst olmustur.MGK nin verdiği ayarla cark eden “bagimsiz yargi” 3-5 yil hapis cezasi istediği katliam sorumlulari hakkinda DGM `lerde yeniden actigi davalarla ömür boyu hapis cezasi ve idam istemiyle davalar acar.Gercek suclulara dokunulmadan verilen 27 Kasim 1997 tarihli hükme göre 33 saniga idam cezasi verilir. Yapilan degerlendirmelerde bu davanin Istiklal Mahkemeleri sonrasinda,tek bir davada,bu kadar idam cezasinin verildiği ilk dava oldugu vurgusu yapilir.Yargi,MGK kararlarini da göz önünde bulundurarak ,bir yandan islamcilara gözdagi veriyor,bir yandan da gerceklestirilen katliamda devletin rolünü örtbas ediyordu.

Ankara 1 No`lu DGM, Yargıtay’ın bozma kararına uyarak yargılamayı yeniden başlattı. Karar, 28. 11. 1997’de açıklandı. Mahkemenin Esas No: 1996/84, Karar No: 1996/199 Gerekçeli Kararında şu ifadelere yer veriliyordu:

“… 7-8 saatlik uzun bir zaman süreci içerisinde güvenlik görevlilerince yapılmış olan çeşitli uyarılara rağmen dağılmayarak Hükümet Konağın`ın önünde bulunan güvenlik görevlilerini kurduğu barikatın da zorlanıp devlet ve hükümetin il’de temsilcisi olan valiye ‘Şerefsiz vali’, ‘Vali istifa’ şeklinde, yürüyüşler ve toplanmalar sırasında Cumhuriyetçilik ve laiklik ilkelerine aykırı biçimde ‘Şeriat gelecek zulüm bitecek’, ‘Cumhuriyeti burada kurduk, burada yıkacağız’, ‘Yaşasın şeriat, kahrolsun laiklik’, ‘Şeriat isteriz’, ‘Dinsiz laikler’ sloganlarının atılması, bir kısım işyeri, mesken ve araçların yakılması ‘Yak yak’ sloganları altında güvenlik görevlilerinin kurduğu barikatın cebir kullanılmak suretiyle açılıp otelin yakılması suretiyle 35 kişinin öldürülmüş ve çok sayıda kişi ve güvenlik görevlisinin yaralanmış bulunması ve nihayet Türk İnkılabının temel taşlarından birisi olan Sivas Kongresinin imzalandığı ve sonradan müzeye dönüştürülmüş bulunan bina ile önündeki Atatürk Heykelinin tahrip edilmiş olması, olayda kullanılan cebir, bir kısım icra hareketlerinin TCK’nin 146. Maddesinde belirtilen sonucu yaratmaya elverişliğinin ve Aziz NESİN’in düşünce ve davranışları bahane edilmek suretiyle Anayasal düzenin en önemli ilkelerinden olan Cumhuriyetçilik ve laiklik ilkelerinin ortadan kaldırılmasına yönelik bulunduğunu tüm açıklığı ile ortaya koymaktadır…” (Gerekçeli Karar, s. 65-67)

DGM’nin kararında 33 sanığa idam, diğerlerine de muhtelif ağır hapis cezaları verilir.

Mahkemenin kararı taraflarca temyiz edilmiştir, Yargıtay 9. Ceza Dairesinin, 24. 12. 1998 günü verdiği kararda saniklara verilen hapis cezaları onaylanırken, 33 idam cezası ise bazı usül noksanlıkları nedeniyle bozulmuştur. Dava bir kez daha DGM önüne gelmistir.

Bu arada Sivas katillerinden 6`sının Almanya`ya kaçmış olmaları nedeniyle, bir Sivas Davası da Almanya`da da başlatildı. Cezaları onanan sanıklar, bu katliamı gerçekleştiren kimseler olmakla birlikte; olayın asıl tertipçileri, perde arkasındaki karanlık güçler ve onların devlet bağlantıları henüz açığa çıkarilamamıştır. Olayın asil faillerinden Refah Partili Sivas Belediyesi Encümen üyesi Cafer Erçakmak henüz yakalanmamıştır. O günün Belediye Başkanı, bir zamanlarin Milletvekili, Temel Karamollaoğlu yargılanmamıştır.”

The Sivas massacre, refers to the events of July 2, 1993 which resulted in the deaths of 37 Alevi intellectuals and two hotel employees. The victims, who had gathered for a cultural festival in Sivas, Turkey, were killed when a mob of radical Islamists set fire to the hotel where the group had assembled.

Arson attack:

The attack took place not long after traditional Friday prayers, when the mob broke through police barricades to surround the Otel Madımak, where artists, writers and musicians had gathered to celebrate 16th century Alevi poet Pir Sultan Abdal. Reportedly angered by the presence of Aziz Nesin, a writer who had translated and published extracts from Salman Rushdie’s The Satanic Verses, the enraged fundamentalists surrounded the hotel, shouting “Death to the infidel!”and threatening the assembled artists with lynching. The hotel was set alight, and the fire claimed 35 lives, including those of musicians, poets, tourists and hotel staff, while assembled police & soldiers did nothing to intervene.Aziz Nesin was able to escape only because attackers initially failed to recognize him. According to reports, when rescuers eventually realized his identity, he was beaten by firemen while a city councilman from the Welfare Party shouted, “This is the devil we should have really killed.”

Aftermath:

The event was seen as a major assault on free speech and human rights in Turkey, one which seriously deepened the rift between religious and secular segments of society. After lengthy court proceedings, the State Security Court sentenced 33 people to death on 28 November 1997 for their roles in the massacre; 31 of these sentences were upheld in a 2001 appeal.When Turkey overturned the death penalty just over a year later in 2002, the sentences were commuted to life in prison.

Each year on the anniversary of the massacre, demonstrators hold protests and vigils to commemorate the victims of the fire.Many wish to see the hotel, which has since re-opened, declared a memorial and turned into a museum.

 

http://anticopyrighttr.wordpress.com/2011/07/02/sivas-katliami-asla-unutma-asla-affetme-sivas-massacre-never-forget-never-forgive/

Son Dakika: Hopa Davası’nda Tutuklanan Doruk Yıldırım Karakolda !

Hopa Davası kapsamında  tutuklanan ve 24 saat önce gözaltına alınan Halkevleri üyesi Hamza Doruk Yıldırım ifade vermek üzere karakola alındı. Bugün sabah saatlerinden beri Saime Kadın Karakolu’ndan tutulan Doruk’u almak için kalabalık bir grup karakol önünde bekliyor.

* Doruk 22:30 da serbest bırakıldı.

 

Son güncelleme: 12.12.2011 12:30

balikbilir

Oğlumuzun ve kızımızın mahkemesine bekleriz.

31 Mayıs’ta Ankara’daki Hopa protestosuna katıldıkları gerekçesiyle tutuklananların aileleri de davaya çağrı kampanyası düzenliyor.

Hazırladıkları davetiyeler ile sendikalara, meslek odalarına, siyasi partilere, demokratik kitle örgütlerine, aydın, yazar ve sanatçılara ziyarete giden aileler, herkesi hak mücadelesi savunucularının yanında olmaya çağırdı. Aileler davetiyeleri bulundukları mahallelerdeki komşularından üniversitelerdeki akademisyenlere kadar çok sayıda kişiye ulaştırdı.

İronik bir biçimde düğün davetiyesine benzetilen dava davetiyesinde şu ifadeler yer alıyor:
“Hopa davasından 6 aydır tutuklu bulunan oğlumuzun ve kızımızın mahkemesine gelerek sahip çıkmanız bizi onurlandıracaktır.
Annesi ve babası…”

***

 
Tutuklu öğrenciler için saçlarını kesecekler

Hopa Davası öncesinde Ankara’da yapılacak eylemde eğitimciler, sanatçılar ve yazarlar tutuklu öğrencilere destek vermek için saçlarını kestirecek, öğrenciler tahliye olana dek adliye önünde bekleyecek.

8 Aralık saat 13.30’da Eğitim-Sen Ankara Üniversiteler Şubesi, Ankara Üniversitesi Cebeci Kampüsü’nde bir eylem düzenleyecek. Eylemde Eğitim-Sen üyesi üniversite mensupları, 9 Aralık Hopa Davasının Duruşması’na katılacaklarını ve öğrenciler tahliye olana değin Ankara Adliyesi’nin önünde bekleyeceklerini açıklayacak.

Bianet’ten Cenk Yiğiter’en haberine göre, basın açıklamasının ardından tutuklu öğrenciler ve arkadaşları ile dayanışma içerisinde olduklarını göstermek amacıyla, öğretim elemanları ve eyleme destek olmaya gelen yazar ve sanatçılar da saçlarını kestirecek. Bu saçlar üniversite mensuplarının yazdıkları mektuplar ile birlikte bir zarfa konulacak ve öğrencilere iletilmek üzere bir gün süre ile bekletilecek.

‘AKBABA’ DA EYLEMDE
Behzat Ç. dizisinde Akbaba’yı canlandıran Berkan Şal ve Ankara Sanat Tiyatrosu oyuncuları da eyleme destek verecek, saçlarını öğrenciler için kesecekler. Ardından Eğitim-Sen’li üniversiteliler Cebeci Kampüsü’nü oda oda dolaşarak, ders ve jürileri dolayısıyla eyleme gelemeyen üniversite mensuplarından da bir tutam saç kesecek ve tüm üniversiteyi 9 Aralık günü görülecek olan Hopa Davası Duruşması’na davet edecekler.

Eğitim-Sen’li üniversite mensupları, öğrenci arkadaşlarına mektuplarını elden, doğrudan doğruya ve yüz yüze vermek istiyorlar. “Öğrencilerimizin mektup adresleri cezaevleri olmamalıydı” diyorlar. “Öğrencilere yazdığımız mektupları cezaevlerine yollamak istemiyoruz; biz öğrencilerimizi özledik, bir üç ay beş ay daha bekleyecek halimiz yok. Bizim saçlarının bir tek teline kıyamadığımız öğrencilerimizin yeri işkencehaneler, koğuşlar, tecrit hücreleri değildir; dersliklerdir, amfilerdir, kütüphanelerdir, üniversitelerdir ” diyor. Eylem çağrısının ardından gelen isimsiz bir mektup da tutuklu öğrencilere ilerilecek.

***

Hopa davası mizah dergilerinde
Son aylarda toplumsal muhalefete yönelik baskı ve tutuklamaları sıkça sayfalarına taşıyan mizah dergileri, Hopa iddianamesindeki ‘saç kestirme’ suçunu da kapaklarına taşıdı

AKP’nin özellikle seçimden sonra artırdığı baskı ve tutuklamalara son sayılarında sıkça yer veren mizah dergileri, Hopa davasını ve iddianamesini de manşetlerine taşıdı.

LeMan ve Penguen dergileri, saçları zorla kesilen Öğrenci Kolektifleri üyesi Çağdaş Ersoy’a destek olmak amacıyla saçlarını kestiren arkadaşlarının, iddianamede ‘tanınmamak için örgütlü biçimde saç kestirme’ suçlamasını bu haftaki kapaklarında yer verdi.

Ankara Muhalefeti 9 Aralık’a Çağırdı…
Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri, bugün Mülkiyeliler Birliğinde bir basın toplantısı düzenleyerek 9 Aralık’ta görülecek olan Hopa Davasına katılım çağrısı yaptı.

KESK Şubeler Platformu, TMMOB İKK, DİSK Bölge Tamsilciliği, TİHV, İHD, HDK, ÖDP, TKP, Halkevi’nin katılımıyla düzenlenen basın toplantısında ortak açıklamayı KESK Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Devrim Kahraman okudu.

Açıklamada, 31 Mayıs’ta Hopa ve Ankara’da gelişen olaylar aktarılarak, AKP’nin “tek parti ve tek adam” politikası eleştirildi.

Yapılan açıklamada, “AKP, hak ve özgürlükleri için mücadele eden tüm toplum kesimlerini düşman ilan ederek özel yetkili mahkemeler ve Terörle Mücadele Kanunu aracılığıyla insanları hukuksuz biçimde gözaltına alarak, tutuklamaktadır” denildir.

Açıklama,  tüm vicdan sahiplerini 9 AralıkCuma günü saat:09.00’da Ankara Adliyesi önünde Hopa davasına sahip çıkma çağrısı ile sonlandı.

Ortak Açıklamanın ardından Halkevleri Genel Başkanı İlknur Birol, TİHV Genel Sekreteri Metin Bakkalcı, ÖDP Ankara İl Başkanı Cevat Özdemir ve TKP temsilcisi Metin Uçak duruşmaya çağrı konuşmaları yaptı.

***

Gençlik Muhalefeti 9 Aralık’a Çağırıyor

9 Aralık’ta Ankara’da gerçekleşecek olan Hopa Davası için Gençlik Muhalefeti ülke çapında ‘Büyük Gözaltı Düzenine Karşı Özgürlük İstiyoruz’ kampanyası başlattı.

Bu çalışma kapsamında üniversitelerde Özgürlük Günleri gerçekleştiren Muhalefet aynı zamanda eylem ve ferman yazma çalışmaları gerçekleştiriyor.

Gençlik Muhalefeti, üniversitelere açtığı stantlarla metrelerce uzunluğunda mektuplar yazıyor. Bu mektuplar 9 Aralık’ta Ankara’da Adliye önünde yapılacak olan eyleme taşınarak, alanda açılacak.

Trakya Üniversitesi’nde ilk ferman yazma eylemi gerçekleştirildi. Üniversiteye kurulan standa yüzlerce öğrenci duygu ve düşüncelerini yazdı. Ferman, 3 Aralık’ta gerçekleşen özgürlük yürüyüşlerinde taşındı.

Gençlik Muhalefeti, “Büyük Gözaltı Düzenine Karşı Özgürlük İstiyoruz” diyerek tüm üniversitelerde dayanışma kartları yazdırarak Sincan F tipi Cazeevine gönderiyor, ayrıca metrelerce uzunluktaki mektuplara öğrencilerin cümlelerini doldurarak 9 Aralık’ta Ankara’ya getirmeye hazırlanıyor.

***

31 Mayıs’ta Ne Olmuştu? İddianame’de Neler Var?
9 Aralık’da Ankara’da Hopa tutuklularının ilk davası görülecek. 22 kişi 6 aya yakın zamandır Ankara Sincan F Tipi cezaevinde tutuklu bulunuyor. Bütün bu operasyonlar ve tutuklamaların nedenini anlatan iddianame ise ‘hooppa bu mu yani’ dedirten cinsten. Bir kitap külliyatından ibaret iddianemede, kitaplara ve bayrak sopasına dayanılarak ‘silahlı terör örgütü üyeliği’ iddiasında bulunuluyor.

Davada yargılanan  isimler şöyle: Ozan Sürer, Ömür Çağdaş Ersoy, Ozan Gündoğdu, Kadir Aydoğan, Başak Eylül Şan, Pelin Bayram, Tayfun Yıldırım, Uğur Uzunpınar, Mehmet Cem Çıplak, Uğur Tuna, Hikmet Tanıl, Göksel Ilgın, Sevgi Sönmez, Soner Torlak, Ferat Konukçu, Can Kaya, Çağrı Yılmaz, Can Türkyılmaz, Hazal Kangal, Nuri Özçelik, Özge Aydın, Demet Yılan, Mahir Mansuroğlu, Zafer Algül, Hamza Doruk Yıldırım, Özgür Atmaca, Cüneyt Çakır ve Eda Dişkaya.


31 Mayıs’ta Ne Olmuştu?

31 Mayıs 2011’de Tayyip Erdoğan seçim mitingi için her zamanki gibi Artvin merkezi değil bu kez Hopa’yı seçmişti. Hopa halkı, mitingin yapılacağı yerle arasından ‘duble yol’ geçen bir mesafede HES’leri ve çaydaki sömürüyü protesto etmek için toplanmış ve binalara pankartlarını asmıştı. Ancak polis buna imkan vermeyerek halkı dağıtmak için cop ve biber gazı kullandı. Bütün Hopa’yı kaplayan gaz bulutu içinde emekli öğretmen, devrimci Metin Lokumcu kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti. Hopa’ya dönük saldırıların ardından Tayyip Erdoğan Trabzon’da aynı gün yaptığı mitingte Hopa halkını ‘eşkıyalar’ diyerek hedef gösterdi.

Halka yapılan saldırının ve Metin Lokumcu’nun öldürülmesini protesto etmek için 31 Mayıs’ta emek ve meslek örgütlerin, siyasi partilerin çağrısıyla sokağa çıkıldı. Ankara’daki yürüyüş Sakarya Caddesi’nden başlayarak AKP İl Binası önüne kadar sürdü. AKP’nin önüne kurulan polis barikatı ve yüzlerce polis kitlenin üzerine Hopa’dakine benzer şekilde gaz ve coplarla saldırdı. Polisin saldırıları sonucunda eylemin dağılmasının ardından, polisin saldırıları sürdü. ÖDP Ankara İl Örgütü’nün binası polis tarafından basıldı, kapısı kırılarak, içeriye girilmek istendi. Polis sokakta sürek avına çıkarak 79 kişiyi göz altına aldı.

4 günlük göz altı süreleri, Terörle Mücadele sorgulamaları ile başlayan operasyonda 5 kişi tutuklandı.

Ankara Eylemi Sonrası Neler Oldu?
· Hopa Kaymakamı Abdullah Aktaş, olaylar sırasında hayatını kaybeden Metin Lokumcu’nun olaylara karışmadığını söyledi. Lokumcu’nun polis tarafından tekmelendiği iddialarının gerçek olmadığını öne süren Kaymakam Aktaş, tesadüfen olay yerinden geçtiğini ve olanlardan etkilenip kalp krizi geçirdiğini söyledi.
·Hopa’da Tayyip Erdoğan’ın gelişini protesto eden emekli öğretmen Metin Lokumcu’nun öldürülmesine tepki gösteren Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri’ne polis saldırdı. Kızılay’ın dört bir yanında süren çatışmalar sonucunda 52 kişi gözaltına alındı, onlarca kişi yaralandı. Gözaltına alınanlar Kızılay’da polis otobüslerinde işkenceye maruz kaldılar. Gözaltına alınanların avukatları Güvenlik Şube Müdürlüğü’nden sorumlu Ankara Emniyet Müdür yardımcısı Kenan Kabak tarafından küfürlere ve saldırılara uğradı, ardı sıra yine Kenan Kabak’ın emri ile çevik kuvvet polisleri tarafından darp edildiler.

· Maltepe yönünde süren çatışmalar esnasında pek çok kişi yoğun gazdan etkilenmemek amacıyla GMK Bulvarı üzerinde bulunan ÖDP Ankara İl binasına girdi. Protestocuların binaya girmesi üzerine sivil giyimli yaklaşık 70 kişi ile çevik kuvvet binayı taşladı. Binada büyük hasar meydana geldi.

· Meydan ortasında atılan dayağa ve işkenceye, olayı izleyen yüzlerce kişi yuhalayarak     tepki     gösterdi. “Meydan ortasında işkence var” ve “Otobüsler dayaktan sallanıyor”     bağrışmaları ile yükselen tepkiler üzerine bir emniyet görevlisi “Tepki gösteren,     yuhalayan ne kadar şerefsiz     varsa alın” talimatı verince çevik kuvvet, coplarla ve     tekmelerle yüzlerce kişiye saldırdı. Bu     esnada sivil giyimli bir kişinin “Herkesin     gözünün önünde linç edin” demesi ve ardından     gözaltına alınan insanların onlarca     polis tarafından dövülmesi de dikkat çekti. Gözaltı     otobüslerinin etrafını boşaltan     polisler, basın emekçilerinin görüntü almasını da engellemeye     çalıştı. Hastanelerde     de gözaltı işlemi uygulanan yaralıların yanına giden 3 avukat, baro üyesi     olduklarını     söylemelerine rağmen darp     edildi ve elleri arkadan plastik kelepçeyle bağlanarak     gözaltına alındı. Avukatlar elleri kelepçeli halde saatlerce otobüste bekletildiler, buna     itiraz     edenler hakaret ve fiziksel saldırıya uğradı. Ayrıca olayları görüntüleyen     BirGün Ankara muhabiri polisler tarafından darp edildi.

· Başbakan Konya mitinginde, Ankara’daki protestoda polis tarafından kalça kemiği kırılan Dilşat Aktaş için “Bu sabah bakıyorum bir televizyon kanalında Ankara’da bir polis panzerine tırmanan bir tane kız mıdır, kadın mıdır bilemem. Ve oradan, panzer yetmiyormuş, oradan hızını alamıyor, kalkanla yerinde duran polisimize elindeki sopayla saldırıyor, vuruyor, polis yerinde sabrediyor.” dedi.

· Hopa olaylarının ardından Ankara’da gözaltına alınan sendika üyelerine yardımcı olmak için gittiği Ankara Emniyet Müdürlüğü önündeki arbede sırasında polisin başına vurduğu KESK’e bağlı Büro Emekçileri Sendikası (BES) Genel Başkanı Osman Biçer’e yüzde 78 işitme kaybı tanısı konuldu. Biçer’in tedavisinin zaman alacağı, tamamen iyileşemeyebileceği de belirtiliyor.

· Büro Emekçileri Sendikası (BES) Ankara Adliyesi’nde işyeri temsilciliği görevini yürüten Fatma Ekin NARİN ve Turgay AKÇAY hakkında; Ankara’da yapılan kitlesel basın açıklamasına katıldıkları gerekçesiyle idari soruşturma açıldı. Soruşturma sonucunda, Ankara Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonu Başkanlığının talebi üzerine, Adalet Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu tarafından “…bir daha atanmamak üzere, devlet memurluğundan çıkartılma cezasıyla” cezalandırılmak üzere son savunmalarının alınmasına karar verildi.

· Artvin Emniyet Müdürü Hüsrev Salmaner, 8 Ağustos’ta yaptığı açıklamada Hopa İlçesi’ne 50 kişilik Çevik Kuvvet Grup Amirliği kurulacağını söyledi. Yer arayışında olduklarını ifade eden Salmaner, “Polis amir ve memurlarının görevlendirme yazıları yazıldı. Yer temininden sonra, 50 personelin görev yapacağı Çevik Kuvvet Grup Amirliği görevine başlayacak. 1 de Toplumsal Olaylara Müdahale Aracı (TOMA) bulunacak” dedi.

İmamın Ordusu Seçim Zaferini Kutladı

Operasyonların ikinci evresi ise 12 Haziran seçimlerin hemen ardından evlere yapılan baskınlarla başladı. Ankara’da günlerce listelerle ev baskınları yapıldı, Amerikanvari operasyonlarla insanlarda sokaklardan göz altına alındı. Evlerden kitaplar, bilgisayarlar toplandı. 2 gün süren göz altının ardından göz altına alınan 18 kişiden 15’i tutuklandı. Bu operasyonlar sırasında ÖDP Parti Meclisi üyesi Ozan Sürer’de göz altına alınarak, tutuklandı.

6 Aylık Tutukluluk Cezası
Operasyon ve yargılama da dahil doğrudan polis müdahalesi ile gerçekleştirilen bu süreç sonucunda  gerçekleşen tutuklamaların kendisi de bir göz dağı ve cezalandırma olarak gerçekleşti. 6 ay boyunca defelarca itirazlar edilmesine rağmen bu itirazlar incelemeye dahi gerek duyulmadan ‘copy paste rutin metinlerle’ reddedildi.

Yoktan terör örgütü yaratıldı
Tutuklananların üyesi oldukları yasal kitle örgütleri, siyasi partilerin yapısı hiçe sayıldı ve tutuklular THKP-C gibi olmayan bir örgütün üyeleri kabul edildi. Lokumcu’nun hayatını kaybettiği eylem esnasında ve sonrasında Hopa’da gözaltına alınıp ardından tutuklananlar hakkında Terörle Mücadele Kanunu’na dayandırılarak oluşturulan suç davadan düşürülürken onlara Ankara’da destek verenlerin TMK kapsamına sokulması davadaki bir diğer önemli hukuksuzluk olarak dikkat çekti.

Kitaplı Terör Örgütü Üyesi
Operasyon yöntemine, medyada kopartılan fırtanaya ve 6 aya varan tutuklama süresine bakınca ‘ciddi delil ve iddialar’ beklenebilir. Ancak iddianamenin büyük bir bölümü evden toplanan kitapların mahiyetini anlatmaktan ibaret.

SOL Yayınları Halen Yasaklı
Ev baskınlarında polisin ilk hedefi her zamanki gibi ‘SOL Yayınları’na ait kitaplar. Raflarda ne kadar SOL yayını kitabı varsa toplanmış. Bununla da sınırlı değil elbette ‘kelimelere koşullanmış polisler’ üzerinde Marks ve Lenin gördükleri kitapları da topluyor. Ve elbet Deniz Gezmiş’e, Mahir Çayan’a, İbrahim Kaypakkaya’ya ait kitap, fotoğraf ne varsa alınıyor.

İddianeme’nin büyük bölümü de bu kitapların mahiyetini anlatmakla doldurulmuş. Suçun ne olduğuna dair en küçük bir belirti olmadan kitabın devrimden, sosyalizmden söz etmesi suç unsuru olmasına yetmiş. Oğuzhan Müftüoğlu’nun Ayrıntı Yayınları’ndan çıkan ‘Bitmeyen Yolculuk’ kitabı da ‘silahlı terör örgütüne üye olmanın’ kanıtlarından birisi olarak dosyada yerini almış. İddianamede kitap, ‘çocukluğundan başlayarak, FKF, Dev-Genç’i’ anlatıyor diye sunulmuş. Anlaşılan ‘çocukluğun anlatılması da’ suç unsuru sayılıyor. Mahir Çayan’ın, Ulaş Bardakçı’nın, Deniz Gezmiş’in neredeyse her yerde asıl olan fotoğrafların evlerde asılı bulunması ise suç!

İddinamede ayrıca bu kitapların kimilerine ilişkin yasaklama tarih ve karar sayısı da var. O kadar da boş değil yani! Mesela, Lenin’in Gençlik Üzerine kitabı için 1975/65, Mahir Çayan’ın Toplu Yazıları için ise 1979/34.

Ağır Suç Delilleri
‘Silahlı terör örgütü’ üyesi olmakla suçlananlara ilişkin kitaplar dışında nasıl suç delilleri var? İddianemeden aktaralım, ‘150 cm uzunluğunda, 2 cm kalınlığında sert plastik sopa’, ’90*90 çapta kareli puşi’, ‘4 adet 60 cm tahta sopa’, ‘üzerinde TTB yazan şemsiye’, ‘sopasız flama’…. Yani, kitaplar,  ‘sert’ plastik sopa, puşi, şemsiye ve sopa ile ‘silahlı terör örgütünden’ ve onun ‘eyleminden’ söz ediliyor.

Mahkeme tarafından kabul edilen Savcılık iddianamesi bu. 12 Eylül faşist darbesinin ardından geçen işkence süreçleri mahkemede delil oluşturmak için gerçekleştiriyordu. Askeri yargı da göstermelik de olsa, işkenceye de dayansa bir delile dayanarak ceza kesiyordu. Bugün ise Özel Yetkili Mahkemeler eliyle 12 Eylül yargılamalarını dahi aracak bir süreç işletilerek, hiçbir delile dayandırılmadan ‘terör örgütü’ kuruluveriliyor!

***

Hopa Olayları Sonrasında Yandaş Medya ve İktidar Neler Söyledi?

Hopa’da yaşanan olaylar sonrasında yandaş medya ve iktidar temsilcileri eylemcilere karşı tam bir cadı avı yürüttü. Yapılan açıklamalar ve üretilen haberler adeta polis fezlekesi ve savcılık iddianamesine dönüştü.

Hopa olayları sonrası toplumsal muhalefet dinamiklerine dönük yürütülen karşı propaganda çalışmaları ve Ankara eylemi sonrası yaşanan somut hukuk dışı gerçekleri bu belgelerde bulabilirsiniz.

·    Zaman Gazetesi, Hopa’da, Başbakanı protesto ederken bir kişinin polis saldırısı sonucu öldüğü olayları “Hopa’da Başbakan’ın konvoyuna taşlı saldırı” başlığıyla verdi. Olayların çıktığı gün bir kişinin öldüğü haberini “sansürleyen” Zaman gazetesinin, ertesi gün bu bilgiyi habere eklediği görüldü. Gazetenin haberinde Başbakan’ın “Hopa’ya eşkıyalar inmiş” ifadelerini öne çıkardığı görüldü. Zaman Gazetesi haberde şu ifadeleri kullandı:

“Polis ekipleri, panzerlerle su sıkarak izinsiz gösteri yapan grubu dağıtmaya çalıştı. (…) Dağılan grup, bir süre sonra ara sokaklardan tekrar miting alanı yakınına gelerek çevrede bulunan AK Parti’ye ait araçlar ile diğer araçlara taş atarak zarar verdi. (…) Olaylar, miting sonrasında da devam etti. Bu kez hedef Başbakan’ın konvoyuydu. Başbakan Erdoğan ve ekibi, Trabzon’a gitmek üzere helikopterin bulunduğu liman sahasına hareket etti. Bu sırada protestocu bir grup, konvoyda bulunan araçları taşladı.”

·    Yine Zaman gazetesinde olayda ölen Metin Lokumcu’ya ilişkin kara propaganda yapıldı. Gazetede şu sözlere yer verildi: “Artvin’in Hopa İlçesi’nde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın katıldığı AK Parti mitingi öncesi ve sonrası çıkan olaylar sırasında kalp krizi sonucu hayatını kaybeden emekli öğretmen Metin Lokumcu’nun olayları yatıştırmak yerine polise taş attığı görüntülere yansıdı. Olaylar sırasında çekilen görüntülerde Lokumcu’nun polisle tartıştığı gözleniyor. Lokumcu’nun olayları yatıştırdığı yönündeki iddiaların aksine olaylar sırasında Lokumcu’nun sürekli güvenlik güçleriyle tartıştığı, zaman zaman taş attığı gözleniyor.”

·    Sabah gazetesi de polis saldırılarını meşrulaştırmak için benzer bir yol izledi ve “AK Parti Hopa mitingi öncesinde ilçede çıkan olaylar sırasında hayatını kaybeden emekli öğretmen Metin Lokumcu’nun olaylarda taş atması ve göstericilere tepki gösteren vatandaşları itmesi kameralar tarafından kaydedildi. Görüntülerde, öğretmenlikten emekli olduktan sonra memleketi Kemalpaşa beldesine yerleştiği öğrenilen Metin Lokumcu’nun polisin göstericilere müdahalesi sırasında taş atması ve göstericilere tepki gösteren bazı vatandaşları itmesi yer alıyor.” dedi.

·    Habervaktim.com adlı internet sitesinde Metin Lokumcu’nun ölümüyle ilgili çarpıtmalar yer aldı. Site, “Hopa’daki eylemlerde Metin Lokumcu isimli emekli öğretmen kalp krizi geçirerek hayatını kaybetmişti. (…) Ancak gerçek farklı çıktı. Hayatını kaybeden Lokumcu’nun kalabalığı yatıştırmayı bırakın, polise ve Başbakan’ın konvoyuna taş fırlattığı görüntülü olarak ortaya çıktı. Üstelik Lokumcu kalabalık nispeten sakin dururken herkesin içinde en önce taş attığı görülüyor.” ifadelerini kullandı.

·    Yeni Şafak Gazetesinde olaya ilişkin “AK Parti’nin Artvin’in Hopa’da düzenlediği miting öncesi ve sonrası kışkırtıcılar işbaşı yaptı.” denildi.

·    Hopa haberinde emekli öğretmen Metin Lokumcu’nun ölümünden tek satırda bahsetmeyen yandaş gazetelerden biri de Star gazetesiydi. Star bir sonraki gün de Milliyetçi ve Muhafazakar Parti (MMP) Genel Başkanı Ahmet Reyiz Yılmaz’ın “Hopa’da BDP-CHP koalisyonunu gördük” ifadesini sürmanşete taşıdı.

·    Radikal Gazetesi’nin olaylarla ilgili haberine “Hopa’da Erdoğan gerginliği” başlıığı atması dikkat çekti. Gazeteci İsmail Saymaz’ın haberinde Hopa’dan görüşlere yer verilirken, manşette “emekli öğretmen öldü, Başbakan’ın konvoyu taşlandı, koruma polisi otobüsten düştü” ifadelerinin kullanması dikkat çekti.

·    Hürriyet Gazetesi de haberinde AKP’yi üzmeyecek, dikkatli bir dil kullanarak, olaylardaki polis vahşetini görmezden geldi. Gazete bir kişinin polis saldırı sonucu hayatını kaybettiği olayları “konvoya taşlı saldırı” başlığı ile verdi. Gazetenin emekli öğretmenin polis tarafından öldürülmesini “bir iddiaya göre” diyerek vermesi, buna karşılık koruma polisinin yaralanmasına ilişkin ayrı bir haber yapması dikkat çekti.

·    Habertürk Gazetesi’nin olaylarla ilgili haberindeki hükümet yanlısı dil dikkat çekti. “AKP seçim konvoyuna taşlı sopalı saldırı” başlığı ile verilen haberde, olay sanki bir grubun taşkınlığı gibi gösterilmeye çalışarak, protestolara Hopa halkının büyük bir katılım göstermesi göz ardı edildi. Haberde şu ifadeler kullanıldı:
“(…) polis ekipleri, panzerlerle su sıkarak izinsiz gösteri yapan grubu dağıtmaya çalıştı. Bunun üzerine grup üyeleri, polislere taş ve çeşitli eşyalar atmaya başladı. Gruba biber gazı sıkılarak müdahale edildi.
Dağılan grup, bir süre sonra ara sokaklardan tekrar miting alanı yakınına gelerek çevrede bulunan AK Parti’ye ait araçlar ile diğer araçlara taş atarak zarar verdi.
(…) Miting bittikten sonra Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın konvoyuna taşlı saldırı gerçekleştirildi.
Başbakan Erdoğan, AK Parti mitinginin ardından AK Parti seçim otobüsü ile helikopter pistinin bulunduğu bölgeye hareket etti. Bu esnada, seyir halinde olan konvoya bazı kişiler tarafından taş atıldı. Güvenlik güçleri olayları önlemek için havaya uyarı ateşi açarken, Başbakanlık Koruma Müdürlüğüne mensup bir polis memuru yaralandı. Koruma polisi ağır yaralandı ve hastaneye kaldırıldı.”

AKP İKTİDARI POLİS TERÖRÜNE SAHİP ÇIKTI, PEKİŞTİRDİ
·    Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “Ben Hopa’ya eşkıyaların indiğini bilmiyordum. Meğerse eşkıya Hopa’ya da inmiş. Eli taşlı eşkıyalar oraya da inmiş. Ve ne yazık ki taşlarla araçlarımıza saldırdılar. Tek yol sokak diyor, tek yol devrim diyor. Altındaki imza ’halkevleri’ diyor.”
·    Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, “Fotoğrafta, polis göstericilere müdahale ederken jandarma bir köşede duruyor. Bu soru işaretidir. ‘Peki neden jandarma hareketsiz kaldı?’ diye sormak gerekir. Eminim oradaki en yüksek mülki amir olan kaymakam bir açıklama yapacaktır. Ama polis bir çaba içindeyken askerlerin hareketsiz kalması, açıklamaya muhtaç bir durum.” şeklinde konuştu. Ayrıca, “Bunlar organize olaylar. Tahmin ediyorum ki seçime kadar da sürecek.” diyerek polis saldırganlığına sahip çıktı.
·    Sorunu güvenlik çerçevesinde ele alan ve Lokumcu cinayetini görmezden gelen Devlet Bakanı Hayati Yazıcı da Erdoğan’ın Hopa mitingi öncesi ve sonrasında çıkan olaylarda ciddi güvenlik zafiyetinin bulunduğunu söyledi. Yazıcı, gazetecilere yaptığı açıklamada, “Bu konuyu İçişleri Bakanlığı müfettişleri inceleyecektir. Güvenlik güçlerimizin bu tür durumlarda, olayları gerçekleştirenlere göz açtırmamaları gerekmektedir.” diyerek polisi cesaretlendirdi, muhalefete tehdit yöneltti. Yazıcı olaylardan bir gün sonra da “Başbakanın içinde olduğu otobüse taş atılıyor. Böyle bir şey olabilir mi? Bana göre bunu görmeyen göz kördür. Bunu anlamayan kalp sakattır. Öyle bir şey olamaz. Bu konularda Türkiye’nin taviz vermemesi lazım.” diyerek yaşanacak ev baskını, gözaltı, tutuklamaların adeta önceden haberdar ediyordu.
·    Olayların ardından yayınlanan MİT Raporu da Başbakan’ın Hopa’yı seçmesindeki provokasyonu ve davayı terör kapsamına sokmak konusunda önceden yapılan fikri hazırlığı gösteriyor. Rapora göre, Hopa olayları öncesi Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT), üç ayrı gizli yazıyla sol örgütlere destek veren kişilerin, Başbakan’a eylem planladığını duyurdu. İstihbarata rağmen olayların yaşanması üzerine İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in soruşturma izni verdiği öğrenildi. Müfettişlerin hazırlayıp İçişleri Bakanı’na sunduğu raporda, Hopa MİT Müdürlüğü’nce, Trabzon Bölge Başkanlığı’na ve Artvin Valiliği’ne üç ayrı yazı gönderildiği yer aldı. MİT’in ‘çok gizli’ istihbarat raporlarında, sol örgütlerin Hopa’daki faaliyetlerine dikkat çekildi. Başbakan Erdoğan’ın Hopa’dan geçişi sırasında sol örgütlere yardımcı kitlelerin eylem planladıkları uyarısında bulunuldu. Eylemlere karşı gerekli tedbirlerin alınması da istenerek davaların alt yapısı hazırlandı.

·    Başbakan ile gazeteci Ruşen Çakır arasında seçim öncesi NTV’de düzenlenen programda Metin Lokumcu’nun ölümü ile ilgili şöyle bir diyalog geçti:

Ruşen Çakır: Ben… Üzerimde bir şey var… Onu söylemeden, sormadan, soru değil aslında… Ben Hopalıyım biliyorsunuzdur. Hayatını kaybeden Metin Lokumcu da benim akrabam. Ben Diyarbakır’dayken bu olay oldu ve çok üzüldük. Her anlamda, bütün akrabalarım da, tanıdıklarım da… Sonuçta gerçekten iyi bir insan, talihsiz bir şekilde öldü. Sizin memleketinizde yıllarca öğretmenlik yapmış birisidir. Ve sizin ilk günkü tepkinizi gerçekten yadırgadık. Ben ve ailem, akrabalarım yadırgadı. Aradan geçen zaman içinde bu konuyu herhalde düşünmüşsünüzdür. Diyeceğiniz bir şey var mı?

Recep Tayyip Erdoğan: Ben öncelikle tabii, sizin akrabanız olması sebebiyle başınız sağolsun diyeyim. Ama size bazı resimleri inşallah arkadaşlarım ulaştırsınlar bir de ses kasetlerini ulaştırsınlar. O ses kasetlerini dinlediğiniz zaman bir de o resimleri gördüğünüz zaman acaba emekli bir öğretmene bunlar yakışır mı diye herhalde siz de akrabanız da olsa, hakkı teslim etmeniz gerekir diye düşüyorum.

Ruşen Çakır: Ama öldü efendim…

Recep Tayyip Erdoğan: Bilmem.



(bianet-muhalefet.org-sendika.org)

 

Çadır İki Çocuğu Daha Aldı

Başbakan Erdoğan’ın Ağustos ayına kadar kalıcı konut yapılmayacağını açıklamasından sonra, iki çocuk daha çadırlarda yaşamını yitirdi. Soğuktan zatürreye yakalanarak ölen 6 yaşındaki Deniz Olgun’un ardından, bu kez ölümlerin sebebi yangın oldu.
Van’ın merkeze bağlı Karpuzalan köyünde dün akşam bir çadırda yangın çıktı. Bahar (8) ve İsmail Tolukan (4) kardeşlerin hayatını kaybettiği yangında baba Mehmet Tolukan (35) ile çocukları Elif (7) ve Mikail (11) yaralandı.
Mikail Tolukan ambulans uçakla İstanbul’a sevk edildi.
Önceki gün de Erciş’teki çadırkentte çıkan yangında, iki çadırda maddi hasar meydana gelmişti.
Deniz de Soğuktan Ölmüştü
Başbakan Erdoğan, kalıcı konutların Ağustos’ta biteceğini açıklamış ve depremzedelere “Kış koşullarında yaşamak zor olacak ama biraz dayanacaksınız” diye seslenmişti.
Başbakan’ın bu açıklamayı yaptığı gün, 6 yaşındaki Deniz Olgun, kaldığı çadırda zatürreye yakalanması nedeniyle yaşamını yitirmişti.

haber/etha.com.tr

Dikmen Vadisi Halk Şenliği – 2011

Bu yıl üçüncüsü düzenlenen Dikmen Vadisi Halk Festivali “Festivadi-III”, 7-8-9 Ekim 2011 tarihlerinde Dikmen Vadisi’nde gerçekleştirilen etkinliklerle sona erdi. Dikmen Vadisi Halkı ve dostları, vadiyi bir kez daha sanatın, kültürün ve dayanışmanın vadisi yaptı. Birlikte üretmenin, paylaşmanın, dayanışmanın ve direnmenin keyfini yaşadık.

Festivadi, 7 Ekim 2011 Cuma günü vadide gerçekleştirilen proje gezisi yürüyüşü ile başladı. Mimarlar Odası temsilcilerinin katılımı ile gerçekleştirilen bu gezi yürüyüşü, betonlaşmanın esir aldığı 3 üncü etaptan başladı ve Barınma Hakkı Bürosu’nda sona erdi. Akşam saatlerinde ise Festivadi’nin resmi açılış etkinliği ve Özgür Tiyatro tarafından sahnelenen bir tiyatro oyunu vadililerle buluştu.

Festivadi’nin ikinci günü yani 8 Ekim 2011 Cumartesi günü ise gündüz saatlerinde atölye çalışmaları gerçekleştirildi. Heykel, karikatür, fotoğraf ve permakültür atölyelerinde vadi halkı aydın ve sanatçılar ile buluştu. Yine Mimarlar Odası’nın katkısı ile vadili çocuklar için “barınak” başlıklı çocuk mimarlık atölyesi düzenlendi. Aynı gün Sahne Dışı tiyatro topluluğu tarafından vadili çocuklar için bir tiyatro oyunu da sahnelendi. Akşama doğru ise vadili kadınların katılımı ile “Barınma Hakkı Mücadelesinde Kadınlar” konulu bir söyleşi gerçekleştirildi.

Akşam vadiye karanlık çöktüğünde ise, artık bir gelenek haline gelen meşaleli yürüyüş ve direniş ateşinin yakılması etkinliği gerçekleştirildi. İki koldan meşalelerle yürüyen vadi halkı, Barınma Hakkı Bürosu önünde buluşarak direniş ateşini yaktı ve ateş başında kardeşlik halayı çekildi. Yine artık bir gelenek olduğu üzere o gece vadili gençler tarafından sabaha kadar direniş nöbeti tutuldu.

Festivadi’nin son günü olan 9 Ekim 2011 Pazar günü, sabah saatlerinde gerçekleştirilen “Mahallelerden Barınma Hakkı Kongresine” konulu söyleşi ile başladı. Bu etkinliği Ankara’dan ve Ankara dışından vadi halkı gibi barınma hakkı mücadelesi veren halk temsilcileri de katıldı. Söyleşi ardından “Zar Tutan Gökçek Olsun” başlıklı geleneksel tavla turnuvası başladı. Önceki yıllarda olduğu gibi tavla turnuvasında ihtiyar vadililerin bileğini büken yine çıkmadı. Aynı gün “Toplumcu Gerçekçi Belgesel Fotoğraf Atölyesi” tarafından vadiden fotoğraf karelerini içeren “Orada hayat var” adlı fotoğraf sergisi düzenlendi.

Akşama doğru ise Festivadi’nin kapanış konseri gerçekleştirildi. Siya Siyabend, Oğuz Boran, Bandista ve Dikmen Vadisi Çocuk Korosu’nun sahne aldığı konser, yağmur yağışı başlamasına rağmen coşku ile geçti.

Festivadi boyunca vadinin sokaklarında sokak tiyatroları ve müzik etkinlikleri, evlerde aydın ve sanatçıların katıldığı sohbetler gerçekleştirildi. Vadili kadınların hazırladığı yiyeceklerle konuklar için kardeşlik sofraları kuruldu. Festivadi’ye bir çok kişi ve kurum temsilcisi yanı sıra aydın ve sanatçılar, mimar ve mühendisler ile özellikle üniversite gençliği katılımda bulundu.

“Festivadi-III”e emek ve katkı koyan bütün dostlarımıza teşekkür ediyor, gelecek yıl “Festivadi-IV”de de buluşmayı diliyoruz …

10102010 350ankara bisiklet yolu

video
süre: 7:30
videographer: onurmetin
10-10-2010
Ankara
Global Work Party

10 October 2010 – 10:10am

10.10.10.’da 10 KENT, 350 BİSİKLET
“Biz bisiklet yolunu açıyoruz; politikacılar iklim için çözümün yolunu da siz açın.”

İklim için Harekete Geç

İklim değişikliği artık fazlası ile hayatımızda, Haziran ayında yaşadığımız aşırı yağış, sonrasında aşırı sıcak hava dalgası başlıca sinyali. 2010’un ilk 6 ayı, son yüzyılın en sıcak dönemi oldu.

24 Ekim 2009’da iklim değişikliğine karşı dünyada 5200 kentle beraber Ankara’da da sokaklardaydık. O zaman iklim değişikliğine yol açan karbondioksit konsantrasyonu milyonda (ppm) 387 parçacıktı. Bugün ise 392 ppm’e çıktığımızı öğreniyoruz.

Bu sene, sadece eylem yapmak yetmez diyenler 10 Ekim 2010’da iş yapmaya başlayacaklar. Artık politikacıları beklemek yerine adımlarımızı atalım diyoruz. Beklemek yerine gösterelim diyoruz. Bizim katkımız öncü olsun diyerek 10-10-10 kampanyasını 10 Kentte 350 çağrısına çevireceğiz. Ve 10 Ekim günü iklim dostu ulaşım isteğimizi duyurmak için bisikletlerimizle yollarda olacak ve bisiklet yolumuzun açılışını yapacağız.

24 Ekim’de yüzlerce bisikletle meclis önünde toplandığımızda, coşkumuz inanılmazdı. Kopenhag İklim Zirvesinde hükümetlerden bilimin yaptığı 350 ppm hedefi çağrısına uymalarını istemiştik. 80’den fazla ülke bunu kabul etti. Ancak, içinde ülkemizin de olduğu diğer ülkeler adım atmadı. Bu sene ise Kasım sonu bir iklim zirvesi Cancun-Meksika’da gerçekleşecek. Bu sefer, hem kabul edilmesini, hem de adımlar atılmasını bekliyoruz.

Bizim adımımız da bu sene iklim dostu ve cüzdan dostu bisikleti kent yaşamında göstermek olacak. Mayıs ayında hükümetin imzaladığı “İklim Değişikliği Strateji Belgesi(2010-2020)’ye göre ulaşım konusunda kısa vadede “bisiklet ve yaya ulaşımına imkân veren düzenlemeler özendirilecektir” deniyor. Yani bisiklet yolları hâlâ gündemde yok!

İşte bu yüzden, artık harekete geç diyerek Ankara, Yalova, Eskişehir, Antalya, Bursa, İzmir, Adana, Trabzon ve diğerleri ile 10.10.10’da 10 kentte bisikletlerimizle 350 çağrısına sizleri davet ediyoruz.

Event Website: http://350ankara.blogspot.com/

Dokunan yanıyor, dokunacağız.

 

İnsanlar günlük yaşantısında internet başında çokça vakit geçirmektedir. İnternette gezinirken son dakika haberlerini de öğrenmek için güncel haber siteleri aramaktadır. Evinizde iş yerinizde veya bulunduğunuz her mevkide son dakika haberlerine erişmek istiyorsanız doğru adrestesiniz. Bu site sizlere en son haberleri gelişmeleri olayları güncel bir şekilde aktarmaktadır.
Güncel veri tabanımız ile sitemizde her türlü habere yer verilmekte ve son gelişmeler anında sayfaya yüklenmektedir. Sitemizdeki anlık haberler ile artık olan biteni kolaylıkla öğrenmiş olacaksınız. Günlük gazete ve spor haberleri okuyan insanlar artık sitemizde son dakika spor haberleri ile birlikte tüm gazete haberlerini de takip edebiliyor. Siz de tüm gazete manşetlerini bizimle birlikte takip edebilirsiniz. Ayrıca tuttuğunuz takımın veya Türkiye’den dünyadan aklınıza gelebilecek her takımın gelişmelerini son dakika spor haberleri adlı haber kategorimizden takip edebileceksiniz. Ekonomi siyaset güncel haberler yöresel haberler spor haberleri magazin haberleri ve aklınıza gelebilecek tüm gelişmeleri takip edebilmek için sitemizi ziyaret etmenizi öneriyoruz. Siz de kolay bir şekilde en son gelişmeleri öğrenebilirsiniz. Bununla beraber haberlere yapılan yorumları görebilir ve değerlendirme yapabilirsiniz. Böylece anlık gelişmeleri kolaylıkla öğrenip her gün düzenli bir şekilde takip edebileceksiniz.
Zaman sizler için çok kıymetlidir. Bunun farkında olduğumuz için gelişmiş veri tabanı ile size zaman kaybettirmeden tüm gelişmeleri elinizin ucuna kadar getiriyoruz. Tarafsız ve korkusuz bir habercilik ile siz değerli ziyaretçilerimize hizmet etmek tek görevimiz. Sizi de sitemizde görmekten mutluluk duyarız.

Sokaklar bizimdir!

Kızılay Yüksel Caddesi’nde, dün sol görüşlü bir grupla polis arasında izinsiz stant kurulması nedeniyle çıkan arbedenin ardından, gruplar bugün yeniden stant açtı.

Yüksel Caddesinde, dün akşam saatlerinde polis, valilikten izin alınmadığı gerekçesiyle sol görüşlü grupların stantları kapatmasını istemişti. Polisin bu isteğine olumsuz yanıt veren gruplarla arbede çıkmıştı. Arbede sonrasında 7 kişi gözaltını alınmıştı.

Gözaltına alınanların dün gece saatlerinde serbest kalmasının ardından, gruplar bugün yeniden Kızılay Yüksel Caddesi’nde stant açtı.

Polis bölgede güvenlik önlemi aldı, ancak stant kuran gruplara müdahalede bulunmadı.

 

26 Şubat 2011