Category Archives: Ankara

cats_100yıl

ODTÜ’den tarih fışkırdı: Proje alanının altı tarihi eser dolu !

Ankara’da içinden otoban geçecek sit alanındaki orman arazisinde tarihi eser bulundu.

 Cumhuriyet gazetesinden Mert Taşçılar‘ın haberi.

İçerisinden otoban geçeceği için günlerdir tartışılan ODTÜ Ormanı arazisinde Helenistik, Galat, Roma ve Bizans dönemlerine ait çanak ve çömlekler bulunduğu ortaya çıktı. Şu anda 1. derece doğal sit alanı olan ODTÜ Ormanı’nın üç ayrı bölgesi için de arkeolojik sit kararının alındığı anlaşıldı. Bu durum Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in yapmak istediği yol inşaatı sırasında yalnızca ormanın değil, tarihi eserlerin de yok olması anlamına geliyor.

Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar da ODTÜ yerleşkesi ve orman alanlarının bulunduğu, güneyde Eymir Gölü’nü de kapsayan 4 bin 85 hektarlık alanın imar planlarının, rektörlüğün teklif ettiği haliyle onaylanacağını ifade etmişti. Talebin geldiği günden itibaren üniversiteyle birlikte çalıştıklarını anlatan Bayraktar, planların üniversitenin bütünlüğünü bozmayacak iki ana ulaşım aksın  içerdiğini ifade ederek bunlardan birisinin Anadolu Bulvarı’nın devamı olarak ODTÜ arazisinin doğu kesiminden geçeceğini dile getirmişti. ODTÜ’lü öğrencilerse bu açıklamanın yanıltmaca olduğunu belirterek ODTÜ Ormanı’ndan geçecek yolun Bakan Bayraktar’ın bahsettiği yol olmadığını ifade etti.

Helenistik, Galat, Roma, Bizans

Ancak ODTÜ Ormanı’ndan otoban geçirmek için yapılan tüm planlamalara ve anlaşmalara beklenmedik ve yeni bir engel çıktı. ODTÜ yerleşkesi içerisinde üç farklı bölgede yapılan kazılarda tarihi eserlerin bulunması ODTÜ Ormanı’ndan geçecek yol inşaatı sırasında da tarihi eserlerin çıkma ihtimalini gündeme getirdi.

Bu üç farklı bölge için 6 Mart 1995 tarihinde Kültür Bakanlığı’nca alınan arkeolojik sit kararında, bölgede“Friglerden itibaren iskân gören ve Helenistik, Galat, Roma ve Bizans dönemlerine ait kültür katlarının barındırıldığı” belirtildi. Söz konusu kararda ODTÜ Ormanı için şu ifadeler kullanıldı: “Koçumbeli ve Yalıncak 1. Derece Arkeolojik Sit Alanlarının 1/5000 Ölçekli Nazım İmar Planı üzerinde işlenmesi ve her iki sit alanından geçen 15 metrelik yolun sit sınırı dışına kaydırılması, ayrıca 15 metrelik yoldan ayrılarak Yalıncak 1. Derece Arkeolojik Sit Alanı’nın içinden geçen 10 metrelik tali yol ve bağlantılı otopark alanının da sit dışına  kaydırılmasına ilişkin nazım imar planında gerekli değişikliğin yapılarak değerlendirilmek üzere kurulumuza gönderilmesine, ODTÜ tarafından daha önce kazıları yapılan Yalıncak ve Koçumbeli 1. derece arkeolojik sit alanlarında arkeolojik kazılarn yeniden başlatılmasının Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürlüğü ile ODTÜ Rektörlüğü’ne önerilmesine karar verildi.”

20 Eylül 2013

odtuyol

ODTÜ – 100. Yıl yol çalışmaları izinsizdir

Yıllardır süren ODTÜ-Ankara Belediyesi geriliminin ardından , Rektörlük-Belediye arasındaki mutabakata varıldı , 17 Mayıs 2013’te Belediye Meclisi’nde kabul edilen proje dahilinde Anadolu Bulvarı’nı Konya Yolu’na bağlama planı yürürlüğe konuldu. ODTÜ arazisinden geçerek, 100.Yıl ve Çiğdem semtleri boyunca devam edecek yol çalışmasına, semt sakinleri ve ODTÜ’lü akademisyen ve öğrencilerden Belediyeyi ve ODTÜ rektörlüğünü hedef alan tepkiler yükselmiş durumda.

Projeden etkilenecek kişilerin, karar alma süreçlerinde yer almaması, halkın katılımı ilkesini göz ardı ettiği dile getiriliyor.

Devam proje çalışmaları süresince, Viyadük ayakları gün yüzüne çıktıkça özellikle, Yüzüncü Yıl ve Çiğdem semtlerinde yapılacak olan yola karşı tepkiler artıyor. Semt sakinleri evlerini, gürültü ve hava kirliliği ile yaşanılamaz hale getirecek bu yola karşı, sağlıklı bir çevrede yaşam hakkı için seslerini yükseltiyor. Özellikle, ODTÜ’nün A-4 kapısı önüne (Karakusunlar Yönü) girişi için yaklaşık 66 metre uzunluğunda 30 metre genişliğinde inşa edilecek viyadük , 100.Yıl ve Çiğdem semti sakinlerinin yaşam alanın tam ortasından ikiye bölecek, koca bir beton duvar olarak nitelendiriliyor. Askıya çıkan projenin itiraz süresi dolmadan bu bölgede başlayan inşaat çalışmaları da semt sakinlerince dile getirilen bir diğer husus.

Yol çalışmaları gereken izinler alınmadan tüm hızıyla sürüyor.

Ayrıca, yolun bir kısmının geçeceği ODTÜ arazisinin SİT kapsamında olması sebebiyle, ODTÜ Koruma Amaçlı İmar Planı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca onaylanmadan, Anadolu Bulvarı bağlantısının ODTÜ yerleşkesi içindeki kısmının yapılması hukuken mümkün olmadığı ODTÜ rektörlğünce yapılan açıklamada dile de getirildi. Buna karşın, gerekli onay alınmamadan, yolun geçeceği ODTÜ arazisi içinde kesilecek ağaçlar işaretlenmesi ve sondaj çalışmalarının başlaması , söz konusu proje konusunda Belediye ile mutabakata varmış olan rektörlüğe karşı tepkileri de artırıyor.

Konuyla ilgili, Yüzüncü Yıl semt sakinlerinin hazırlamış oldukları bildiriden bir kısım aşağıda sunulmuştur.

• Yasal süreçleri bile tamamlanmadan doğayı ve mahalleyi bölen ODTÜ, Yüzüncü Yıl ve Çiğdem’den geçecek proje durdurulmalıdır.

• 1997 yılından beri 1 metre bile metro inşa etmeyen belediyenin trafik sorununu çözmek için metroyu ve toplu taşımayı bir an önce ucuz, kolay ulaşılabilir ve hızlı hale getirmesini istiyoruz.

• Geniş halk kitlelerinin karar süreçlerine dahil olduğu, insanı ve doğayı gözeten planlar istiyoruz.

• Projenin çizimini üstlenen ve öğrencisini kira rantının içinde zor durumda bırakan ODTÜ rektörlüğünün bağlantı yoluna verdiği onayı çekmesini ve projenin çiziminde görev alan öğretim üyelerinin halktan özür dilemesini istiyoruz.

• Koruma Kurulu projeye uygun Sİt kararı değişikliği yapmamalı, yasadışı inşaata ortak olmamalıdır.

100.Yıl İnisiyatifi

gd_miray_balikbilir

Atık Kağıt/Geri Dönüşüm işçileri örgütleniyor / söyleşi : miray özturan

-Ankara’da nisan ayı.Aydınlık bir hava eşliğinde geri dönüşüm işçileri  ile Konur sokağın girişindeki bahçede sohbet ediyoruz..Yoldan gelen müzik sesleri sokaktan geçen atık kağıt işçilerinin seyirleri ve sesleriyle beraber.İlk nasıl örgütendiklerinden,geri dönüşümü sağlarken gördükleri baskılardan söz ettik..

-Sizin tanımlamanızla geri dönüşüm nedir?

Mazlum Çelik: Kağıt,plastik,naylon geri kazandırılabilecek maddeleri toplayıp,kilo hesabıyla satıp bundan yaşamlarımızı sağlıyoruz.Günde 7 ila 13 saat arasında çalışıyoruz.Çöp toplama saatlerine göre değişiyor.Geri dönüşüm işçileri,bizler  her gün ellerinde,sırtlarındaki arabalarıyla bir şehrin ‘’çöp’’lerini yani yeniden üretilebilir durumda olan her türlü nesneyi toplayarak şehrin,bulunduğu toplumun geri dönüşümüne katkıda bulunuyoruz ve bu yol ile yaşamlarımızı sürdürüyoruz.

 

İlk ne zaman örgütlenmeye başladınız,Geri dönüşüm işçileri kitlesiyle iletişiminiz ne açıdan oldu,Atık kağıt işçileri kimlerdir?

Mazlum Çelik: 2002 yılında örgütlenmeye karar verdik. Neler yapabileceğimizi düşünürken bizler örgütlenebileceğimizin farkına vardık ve kağıt işçisi arkadaşlarımızla bir araya geldik.Buradan toplumsal bir çıkış için de el arabalarımızı kullanmaya karar verdik.Ancak nasıl yapabileceğimizi,nasıl bir şiarla alana çıkabileceğimizi belirleyemedik.Aramızda politik anlamda birikimli arkadaşlarımız vardı.Biz o zamanlar daha politik değildik.’’KAPİTALİZMİ TARiHİN ÇÖPLÜĞÜNE ATMAYIN BEŞ PARA ETMİYOR’’ şiarıyla  yola çıktık.Bu şiarı da Marx’ın  Kapitalizmi tarihin çöplüne atın sözünden yola çıkarak edindik.Bizler sokaktaki çöplerin arasında da bir sınıfın doğduğunu,var olduğunu vurguladık ve bugün resmi rakamlara göre beşyüzbin kağıt işçisi var Türkiyede ancak bizim düşüdüğümüz sayı ise bir milyona yakın.Çünkü kapıcısı da bu işi yapıyor farklı bir mesleği olan insan da.Bu insanlar her gün sırtlarındaki arabalarıyla evine ekmek götürüyor böyle bir sınıf var.Bunu nasıl örgütleyebiliriz derken,dernekleşme yolunu seçtik ve 2002-2003 yıllıarında Ankarada dernekleştik.Kapatıldı ancak bugün tekrar dernekleşme için valiliğe başvurumuzu yaptık ve onay bekliyoruz.

Atık kağıt işçileri olarak alanlara,meydanlara çıkmamızın ana sebeplerinden biri  çektiğimiz acılardır.Çöplerin arasında yaşam savaşı vermek.Zabıtanın,polisin üzerimizdeki baskısı ve bunu teşhir etmek amacıyla  örgütlendik.Bunun dışında barakalarımızın yıkımı konusunda örgütlendik.Özellikle Melih Gökçekin baskıları,bir zamanlar atık kağıt işçileri için Kaçak çöp avcıları diye adlandırmıştı  bizleri.Bizler çok iyi biliyoruz ki asıl  kaçakçılar onlardır.Bizlerin vergilerini çöp vergisi adı altında alıp sokakta çöp toplayan  insanları da dışlayarak,sindirerek kendi çarklarını döndürmek istiyorlar.Biz de buna örgütlenerek izin vermeyeceğimizi vurguluyoruz.Derneğimizin asıl amacı budur.Türk,Kürt,Romen işçilerini kapsadık şimdiye değin.Bu noktada alanımızı daha da genişletmek istiyoruz  sokak emekçleriyle beraber.Çünkü ortak noktalarımızı var Zabıta gibi ekmek gibi.Bu noktada eylem birlikteliği yürütüyoruz bu 1 Mayısta sokak sanatçılarıyla buluşma gibi bir isteğimiz var.Bağımsız akademisyen arkadaşlar bizimle yürüme kararı aldılar.

 

-Atık Kağıt/Geri dönüşüm işçileri olarak nerelerde yer aldınız? Toplumdan ya da Devlet eliyle bir takım baskılar görüyor musunuz? Burjuva Medyasının bakışı nedir?

Mazlum Çelik: Atık kağıt işçileri olarak 1  Mayıslarda,Nato sürecinde,Doktorların beyaz eyleminde,12 Eylül mitinglerinde yer aldık.Sokakta sadece el arabasıyla yürüyen kağıt işçisi değil de sorgulayan bir kağıt işçisi  yaratmak istiyoruz.Bu çerçevede sosyalizm noktasında tartışıyoruz,emek/sermaye çelişkisini kendi içimizde tartışıyoruz.Politik bir kağıt işçisi tabanı yaratmak için uğraşımız.

Elbette devlet destekli baskılar görüyor ve yargılanıyoruz.Polis ,Zabıta baskılarıyla.Geçtiğimiz 1 Mayısta alana el arabalarımızla girmeye çalıştığımızda polis izin vermemişti.Neden giremeyiz,sokakları el arabalarımızla toplarken neden bugün bu 1 Mayıs alanına bu şekilde giremiyoruz dediğimizde,giremezsiniz ne var bu el arabanızın içinde şeklinde tepkiler aldık.2010 1 Mayısında bu olaydan sonra 7 arkadaşımız gözaltına alındı. Elbette biz devletin bizim örgütlenmemizden korkutuğunu biliyoruz bunun nedeni de devletin kirli yüzünü kendi taşeronlarına toplatmak istemesidir.Ankarada bir kağıt işçisinin ergenekonun kirli silahları çöpten bulmuştu.Çöplerden sadece devletin kirli silahları değil kirli belgeleri de çıkıyor.Onun için bunu kendi insanlarıyla yapmak istiyorlar devletin kirliliği çıkarsa da üstünü örtmek istiyorlar.Bizler yıllarca acılarını çektiğimiz bu yaptığımız işin eğer sektörleşecekse  bu sektörün sahibi de asıl atık kağıt işçileridir diyoruz.

Ana akım medya son olarak Fotoğrafçı Sarai Sierra katliamını, atık kağıt işçilerine yıkmak istedi.Aslında şunu yaratmak istiyorlar; sokaklardaki kağıt toplayacısı insanları,potansiyel katil,tinerci,balici olarak göstermek istiyorlar.Bizler bunlara karşı örgütlenme gayreti içersindeyiz.Bizler atık kağıt işçilerinin görünürlülüğüne arttırmak için mücadele veriyoruz.Anlatmak istediklerimizi Tiyatro-Geridönüşüm yoluyla 1 Mayıstan sonra sokaklarda  yapmayı planlıyoruz.

 

 

SPOT: Çuvallardan sanat yaratmak içindir uğraşımız.

 

Tiyatro Geri-dönüşüm olarak neler yaptığınız,yapacağınız etkinlikler nelerdir?

 

Reşo ATALAY: Tiyatro yapmaya karar vermemizin altında;geri dönüşüm işçilerinin sesi olmak için sistemin ötekileştirdiği,yok saydığı insanların sesi olmak için,politik ve estetik anlamda sokakta sesimizi çıkarmak için karar verdik.Tiyatro yapmaya karar verdiğimizde Yenikapı tiyatrosu bize destek oldu. Çuvallardan sanat yaratmak içindir uğraşımız.

 

2009 yılındaki Tekel direnişinde bir oyun oynadık el arabalarımızla tekel çadırında.’’Çöpten adam çıktı’’ adlı oyunumuzla orada sahne aldık.Bu ilk oyunumuzdu.Atık kağıt işçilerinin yaşamlarını anlatan bir oyundu bu.’’Neler bulmadık ki çöplerden bir anlatsak eller,kafalar,kollar..Ne gariptir ki garip garipoğulları bulunamamıştır’’.Gerçekten de oyunuda geçen bu sözümüzle burjuvazinin ölümleri aydınlatılır ancak çöpte geçen bir yaşamın ölüsü bulunamaz.Bu oyunumuz sırasında tekel direnişçileri bizleri çok iyi karşıladıları.Tekel işçileri yıllar sonra bizle ilgili olarak ‘’tekel işçileri çadırında unutamadığımız bir kitle vardı.Atık Kağıt işçileriydi demişler.Çok sevindik.Bizlerin el arabalarını üzerinde tekel işçileri mum yaktı.Biz onlara bir ışık verdik onlarda bizden bir ışık aldı.

Ankara’da korsakof hastalarınını (Ölüm orucu gazileri) gecesine katıldık.Oraya katılırken bizim şiarımızda ‘’Onurlu bir halkın çöpçüleriyiz’’di.

Kot taşlama işçileri direnişinde yer aldık.Bu insanlar gündüzleri kot taşlama işçisi geceleriyse atık kağıt işçisi.Aslında acılarımız hepimizin aynı.Tekel direnişi,atık kağıt işçileri,kot taşlama işçileri..

1 Mayıs’tan sonra Ankara İskitler’de  ATIK KAĞIT İŞÇİLERİYLE DAYANIŞMA GECESİ düzenleyeceğiz.Şu an kesinleşmiş olarak KUTUPYILDIZI GRUBU gelecek gecemize.Atık kağıt işçilerinin zamanla müzik topluluğu da oluşmaya başladı.Aynı zaman da atık kağıt işçiler İzmir’de de dernekleşme süreci içerisinde.

MP-4LD-CS-L-200

TOPLUMSAL OLAYLARDA KULLANILAN KİMYASAL SİLAHLARA İLİŞKİN BİLGİ NOTU

TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ

 

TOPLUMSAL OLAYLARDA KULLANILAN KİMYASAL SİLAHLARA İLİŞKİN BİLGİ NOTU

 

Güvenlik kuvvetleri tarafından toplumsal olaylara müdahale amacıyla kullanılan maddeler, birçok sağlık etkisi bulunan kimyasal maddelerdir. Bu amaçla kullanılan maddeler çok çeşitlidir ancak üç ana grupta toplanmaktadır:

  • Göz yaşartıcılar
  • Aksırtıcı kimyasal gazlar
  • Kusturucular

 

Göz yaşartıcı gazların sağlık etkileri ile ilgili çok fazla sayıda çalışma olmamasına karşılık az sayıdaki çalışma bile zararlı etkilerini ortaya koymaktadır. Güvenlik kuvvetleri tarafından toplumsal olaylara müdahalelerde kullanılan göz yaşartıcı gazlar geniş bir kimyasal grubu oluşturmakta ve “kimyasal silah” olarak nitelendirilmektedir. 1969 yılında, seksen ülke Cenevre Protokolünde yasaklanan kimyasal silahlar arasında gaz bombalarının da olmasını istemiştir. Toksik potansiyelleri hakkında daha fazla araştırmaya ihtiyaç olduğunu bildirmiş ve hiçbir durumda kullanımına izin verilmemesini belirtmişlerdir. Bununla birlikte gaz bombaları ABD, İngiltere, İrlanda, Vietnam, Filipinler, Şili, Panama, Güney Kore, Gazze, İsrail, Irak, Türkiye, Mısır vb. de yaygın olarak kullanılmaktadır.

Gaz bombası olarak adlandırılan bu kimyasal silahların içerisinde kullanılan kimyasal maddelerin 15 farklı türü vardır. Bu maddeler kimyasal yapılarına göre adlandırılmakta ve çoğunlukla gaz bomba fişek ve kapsüllerinin üzerinde harf kısaltmaları ile belirtilmektedirler. Sağlık etkileri çoğunlukla ortak olmakla birlikte gazın cinsine göre bazı belirtiler değişebilmekte ya da ön planda olabilmektedir. En yaygın kullanılan dört tipi vardır. Bunlar:

 

  • CS kısaltması ile kullanılan: Chlorobenzylidenemalononitrile
  • CN kısaltması ile kullanılan: Chloroacetophenone
  • DM kısaltması ile kullanılan: Chlorodihydrophenarsazine
  • OC kısaltması ile kullanılan: Oleoresincapsicum (Biber gazı olarak adlandıılmaktadır)

 

Türkiye’de resmi makamların verdikleri bilgilere göre OC ve CS kullanılmaktadır.

 

Göz yaşartıcı gazlar;

 

  • Deri, göz ve solunum yollarında ciddi düzeyde tahriş ve tahribat yaratır.
  • Etkileri saniyeler içerisinde başlayarak bir saate kadar sürebilir.  Deriden emilip sinir uçlarında biriktiğinden kişinin maddenin etkisinden kurtulması saatler alabilmektedir.
  • Kullanılan maddeler
    • Aşırı miktarda atıldıysa
    • Kapalı ortamlarda kullanıldıysa ve kişiler gazla uzun süre temas etmek zorunda kalmışlarsa
    • Soluk alıp verme sayısı yüksek olan bireyler varsa sağlık etkilerinin daha yoğun olduğu belirtilmektedir.
    • Kullanılan maddeler geç ortaya çıkan sağlık sorunlarına da yol açabilmektedirler.
    • Yüksek miktarlarda ve uzamış temas nedeniyle sağlık riskleri çok ciddidir ve ölüme bile yol açabileceği saptanmıştır.

Oluşan sağlık etkileri aşağıdaki başlıklarda özetlenebilir:

 

GÖZ

  • Gözlerde tahriş, yanma, gözyaşında artma, ağrı, kimyasal nedenli göz kapağı iltihabı, gözde kızarma ve göz kapaklarının istemsiz kasılmasına neden olurlar.
  • Gözde kornea adı verilen tabakaya etkileri bulunmaktadır. Özellikle tekrarlayan temaslarda kornea tabakası ile ilgi sorunlar ortaya çıkmakta, bu olgularda göz kuruluğu şikayeti uzun süreli devam etmektedir.
  • Yapılan bazı çalışmalar biber gazının gözün çeşitli bölgelerinde hasarlar oluşturduğunu ortaya koymuştur.

 

CİLT

  • Ciltte yanma, tahriş, kızarıklık ortaya çıkabilmekte, çok yüksek miktar gazla temas edilmesi halinde deride yanıklar olabilmektedir.
  • Hayvanlarda yapılan deneylerde burundan başlayarak akciğerlere kadar bütün solunum yollarında hasar yarattığı ve toksik etkiye yol açtığı belirlenmiştir.

 

SİNDİRİM SİSTEMİ

  • Yapılan bazı çalışmalar, on iki parmak bağırsağında hasara yol açarak yağ emilimini etkilediğini ve tekrarlayan temaslarda karaciğerde doku ölümüne yol açtığını göstermiştir.

 

SOLUNUM VE DOLAŞIM SİSTEMİ

  • Göz yaşartıcı gazlar ve biber gazları solunum yollarında ciddi etkiler göstermektedirler. Burun ve boğazda yanma, burun akıntısı, aşırı tükrük salgısı, göğüste sıkışıklık hissi, öksürük gibi belirtiler sık görülmektedir.
  • Biber gazı solunum yollarında daralmaya neden olmaktadır, özellikle astım hastalarında solunum yetmezliğine neden olabilmektedir.
  • Gazın solunması, soluk alamama, kalp atışlarının yavaşlaması, ana atardamarda kan basıncının bozulması ve basıncın iniş çıkışlarına neden olması, solunum yolarının daralması, solunum hızının aşırı artması, tansiyonun düşmesi gibi etkilere yol açabilmektedir.
  •  Biber gazı ile yüksek miktarlarda temas kalp ritmini bozabilmektedir.
  • Yapılan hayvan deneylerinde uzamış temas sonrası akciğer hasarı nedenli ölümler saptanmıştır.

Sağlık etkileri Tablo 1’de özetlenmiştir.

 

DİĞER ETKİLER

 

Yukarıda belirtilenlerin dışında bulantı, kusma, fenalık hissi, ishal, ışığa aşırı duyarlılık, başağrısı, ajitasyon, kişinin yer ve zaman algısı ile ilgili sorunlar ve panik de rastlanan belirtilerdir.

 

Biber gazıyla tekrarlayan bir şekilde temas etmek kalıcı etkiler doğurarak gözde kornea tabakasının duyarlılığında ve görme keskinliğinde azalmaya neden olabilir ve ciltte dermatit yapabilir.

 

Biber gazının sağlık etkileri astım, zatürre, amfizem gibi solunum yolu hastalığı olanlarda, kalp sorunu olanlarda, tanı konmamış anevrizması olanlarda, çocuklarda, yaşlı ve bağışıklık sistemi yetmezliği olanlarda ve gebelerde daha belirgindir. Bu nedenle özellikle alerjik bünyeli kişiler, astım, KOAH ve benzeri solunum yolu hastalıkları olanlar ve kalp hastaları risk altındadır.

 

Gebelik üzerine etkilerine ilişkin yeterli çalışma yoktur ancak gazla direkt temasın gebelerde düşük ve erken doğum riskini arttırdığı bildirilmektedir.

 

 

ÖLÜM RİSKİ

 

Biber gazı kullanımında ani olarak gelişen üst solunum yolunun alerjik ödemi ölüme neden olabilmektedir. Göz yaşartıcı gazların var olduğu ölümlerin tümünde ağır solunum yolu sorunları, akciğer ödemi ya da solunum yollarında var olan hastalık ya da patolojiler işaret edilmiştir. Astımlı bir hastada ve bronşiolit hastalığı olan bir yetişkinde hızlı gelişen ölüm nedeni olarak biber gazı rapor edilmiştir.

Bazı göz yaşartıcı bomba türleri yakından ve yoğun temas sonrası hipertansiyon krizi ve vücut ısısının aşırı düşmesine ve solunum sistemi üzerinde ciddi ve yaşamı tehdit edici etkilere yol açabilmektedir.

 

Dünyada 90’lı yıllarda gazete haberlerinde polisin kullandığı biber gazına bağlı ölümler bildirilmiştir (Los Angeles Times, 18 Haziran 1995). Ölüme de neden oldukları bilinen gaz bombaları hakkında en son İsrail’de 31 Aralık 2010 tarihinde, (2004 yılındaki 2 ölüm olayına ek olarak), CS’nin neden olduğu bir ölüm olayı daha rapor edilmiştir.

 

Gaz bombalarının ve biber gazının tıbbi literatürde sadece ABD’de son otuz yılda 100 kişinin ölümüne yol açtığı bildirilmiştir.

 

Türkiye’de de 19 Aralık 2000 tarihinde, 20 cezaevine birden yapılan, 30’u tutuklu 32 kişinin öldüğü, yüzlerce kişinin yaralandığı operasyonlarda da bilirkişi raporlarına göre öldürücü dozda gaz bombası kullanıldığı ortaya konmuştur. 1 Mayıs 2007’de yaşanan olaylarda polisin Taksim-Gülleci Sokakta attığı gaz bombası, bir kahvehanenin önünde oturan 75 yaşındaki İbrahim Sevindik’in fenalaşmasına ve kalbinin durmasına neden olmuş ve bu kişi tüm çabalara rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetmiştir. Son olarak 31.05.2011 tarihinde Hopa’da Metin Lokumcu’nun ölümü, 12.06.2011 tarihinde Batman’da gazdan etkilenen Hatice İdin’in 30.06.2011 tarihinde ölümü ile sonuçlanan olaylarda yoğun gaz kullanımı izlenmiştir.

 

 

TEDAVİ

 

Tedavi genellikle etkileri hafifletmek amacıyla yapılır.

  • Hemen ortamdan uzaklaşılmalı, temiz havaya çıkılmalı ve giysiler çıkarılarak maruz kalan bölge ılık su ve sabunla bolca yıkanmalıdır.
  • CS’ye maruz kalındığında su ile temas deri bulgularını alevlendirir, bu nedenle hafif alkali bir solüsyon kullanılabilir (1 litre suya 1 çorba kaşığı karbonat koyup eriterek).
  • Hastalar solunum sıkıntısı yönünden izlenmelidir. Solunum sıkıntısı yoğun olanlar hastaneye başvurmalı ya da sevk edilmelidir.
  • Biber gazına maruz kalındığında gözler hızla ve bol suyla ya da %0.9’luk sodyum klorür(Serum Fizyolojik adıyla satılan ürünler) ile en az 15 dakika süreyle yıkanarak kimyasal madde gözden uzaklaştırılmalıdır. Gözlere etkisi bakımından, özellikle gözün kornea tabakasına etkilerini gidermek açısından bazı ilaçlar kullanılabilmektedir.
  • Maruz kalan gözde kontakt lens var ise hemen çıkarılmalıdır. İki defa temizlenen kontakt lensde bile biber gazı(OC) kalıntısı görülebildiği için, bu lenslerin tekrar kullanımı önlenmelidir.
  • Ağrı, şişlik, gözyaşı salgısında artış ve ışığa karşı hassasiyet uzun süreli devam ediyorsa doktora başvurulmalıdır.
  • Gözde gerçekleşen hasarın derecesine bağlı olarak gözün kornea tabakasının hasarının  iyileşme süresi birkaç gün ile haftalar arasında değişebilir.
  • Ağrının giderilmesinde, alüminyum hidroksit, magnezyum hidroksit ve simetikon içeren süspansiyonların(anti-asit mide ilaçları vb)  deriye uygulanmasının, suyla yıkamaya göre daha etkili olduğu saptanmıştır. Deri bitkisel yağla temizlenebilir. Deride tahriş olan bölgeye bitkisel yağ uygulaması ağrının giderilmesinde de yararlıdır.
  • Olası gaz saldırısında gözler, burun, ağız gaz maskesiyle korunmalıdır.
  • Biber gazına maruz kalınması durumunda en kısa zamanda ortamdan uzaklaşılmalıdır. Nefes ağızdan alınıp burundan verilmelidir.
  • Hastaya tedavi girişiminde bulunan sağlık personeli eldiven, gözlük ve koruyucu giysi giymelidir.
  • Biber gazına (OC) maruz kalınan ortamdan uzaklaşıldığında bulgular yaklaşık 30 dakika sonra kaybolmaya başlarken, CN ve CS tipi gaz bombalarında semptomlar birkaç saat sürebilmektedir.
  • Çıkarılan giysilerdeki kimyasal maddeler organik çözücülerle temizlenebilir.

 

 

 

 

 

 

 

 

Ayrıntılı bilgi için :  KİMYASAL SİLAHLAR GÖSTERİ KONTROL AJANLARI Türk Tabipleri Birliği Yayınları,  Birinci Baskı, Ağustos 2011, Ankara

 

 

TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ

 

TOPLUMSAL OLAYLARDA KULLANILAN KİMYASAL SİLAHLARA İLİŞKİN BİLGİ NOTU

 

Güvenlik kuvvetleri tarafından toplumsal olaylara müdahale amacıyla kullanılan maddeler, birçok sağlık etkisi bulunan kimyasal maddelerdir. Bu amaçla kullanılan maddeler çok çeşitlidir ancak üç ana grupta toplanmaktadır:

·         Göz yaşartıcılar

·         Aksırtıcı kimyasal gazlar

·         Kusturucular

 

Göz yaşartıcı gazların sağlık etkileri ile ilgili çok fazla sayıda çalışma olmamasına karşılık az sayıdaki çalışma bile zararlı etkilerini ortaya koymaktadır. Güvenlik kuvvetleri tarafından toplumsal olaylara müdahalelerde kullanılan göz yaşartıcı gazlar geniş bir kimyasal grubu oluşturmakta ve “kimyasal silah” olarak nitelendirilmektedir. 1969 yılında, seksen ülke Cenevre Protokolünde yasaklanan kimyasal silahlar arasında gaz bombalarının da olmasını istemiştir. Toksik potansiyelleri hakkında daha fazla araştırmaya ihtiyaç olduğunu bildirmiş ve hiçbir durumda kullanımına izin verilmemesini belirtmişlerdir. Bununla birlikte gaz bombaları ABD, İngiltere, İrlanda, Vietnam, Filipinler, Şili, Panama, Güney Kore, Gazze, İsrail, Irak, Türkiye, Mısır vb. de yaygın olarak kullanılmaktadır.

Gaz bombası olarak adlandırılan bu kimyasal silahların içerisinde kullanılan kimyasal maddelerin 15 farklı türü vardır. Bu maddeler kimyasal yapılarına göre adlandırılmakta ve çoğunlukla gaz bomba fişek ve kapsüllerinin üzerinde harf kısaltmaları ile belirtilmektedirler. Sağlık etkileri çoğunlukla ortak olmakla birlikte gazın cinsine göre bazı belirtiler değişebilmekte ya da ön planda olabilmektedir. En yaygın kullanılan dört tipi vardır. Bunlar:

 

·         CS kısaltması ile kullanılan: Chlorobenzylidenemalononitrile

·         CN kısaltması ile kullanılan: Chloroacetophenone

·         DM kısaltması ile kullanılan: Chlorodihydrophenarsazine

·         OC kısaltması ile kullanılan: Oleoresincapsicum (Biber gazı olarak adlandıılmaktadır)

 

Türkiye’de resmi makamların verdikleri bilgilere göre OC ve CS kullanılmaktadır.

 

Göz yaşartıcı gazlar;

 

·         Deri, göz ve solunum yollarında ciddi düzeyde tahriş ve tahribat yaratır.

·         Etkileri saniyeler içerisinde başlayarak bir saate kadar sürebilir.  Deriden emilip sinir uçlarında biriktiğinden kişinin maddenin etkisinden kurtulması saatler alabilmektedir.

·         Kullanılan maddeler

o   Aşırı miktarda atıldıysa

o   Kapalı ortamlarda kullanıldıysa ve kişiler gazla uzun süre temas etmek zorunda kalmışlarsa

o   Soluk alıp verme sayısı yüksek olan bireyler varsa sağlık etkilerinin daha yoğun olduğu belirtilmektedir.

·         Kullanılan maddeler geç ortaya çıkan sağlık sorunlarına da yol açabilmektedirler.

·         Yüksek miktarlarda ve uzamış temas nedeniyle sağlık riskleri çok ciddidir ve ölüme bile yol açabileceği saptanmıştır.

Oluşan sağlık etkileri aşağıdaki başlıklarda özetlenebilir:

 

GÖZ

·         Gözlerde tahriş, yanma, gözyaşında artma, ağrı, kimyasal nedenli göz kapağı iltihabı, gözde kızarma ve göz kapaklarının istemsiz kasılmasına neden olurlar.

·         Gözde kornea adı verilen tabakaya etkileri bulunmaktadır. Özellikle tekrarlayan temaslarda kornea tabakası ile ilgi sorunlar ortaya çıkmakta, bu olgularda göz kuruluğu şikayeti uzun süreli devam etmektedir.

·         Yapılan bazı çalışmalar biber gazının gözün çeşitli bölgelerinde hasarlar oluşturduğunu ortaya koymuştur.

 

CİLT

·         Ciltte yanma, tahriş, kızarıklık ortaya çıkabilmekte, çok yüksek miktar gazla temas edilmesi halinde deride yanıklar olabilmektedir.

·         Hayvanlarda yapılan deneylerde burundan başlayarak akciğerlere kadar bütün solunum yollarında hasar yarattığı ve toksik etkiye yol açtığı belirlenmiştir.

 

SİNDİRİM SİSTEMİ

·         Yapılan bazı çalışmalar, on iki parmak bağırsağında hasara yol açarak yağ emilimini etkilediğini ve tekrarlayan temaslarda karaciğerde doku ölümüne yol açtığını göstermiştir.

 

SOLUNUM VE DOLAŞIM SİSTEMİ

·         Göz yaşartıcı gazlar ve biber gazları solunum yollarında ciddi etkiler göstermektedirler. Burun ve boğazda yanma, burun akıntısı, aşırı tükrük salgısı, göğüste sıkışıklık hissi, öksürük gibi belirtiler sık görülmektedir.

·         Biber gazı solunum yollarında daralmaya neden olmaktadır, özellikle astım hastalarında solunum yetmezliğine neden olabilmektedir.

·         Gazın solunması, soluk alamama, kalp atışlarının yavaşlaması, ana atardamarda kan basıncının bozulması ve basıncın iniş çıkışlarına neden olması, solunum yolarının daralması, solunum hızının aşırı artması, tansiyonun düşmesi gibi etkilere yol açabilmektedir.

·          Biber gazı ile yüksek miktarlarda temas kalp ritmini bozabilmektedir.

·         Yapılan hayvan deneylerinde uzamış temas sonrası akciğer hasarı nedenli ölümler saptanmıştır.  

Sağlık etkileri Tablo 1’de özetlenmiştir.

 

DİĞER ETKİLER

 

Yukarıda belirtilenlerin dışında bulantı, kusma, fenalık hissi, ishal, ışığa aşırı duyarlılık, başağrısı, ajitasyon, kişinin yer ve zaman algısı ile ilgili sorunlar ve panik de rastlanan belirtilerdir.

 

Biber gazıyla tekrarlayan bir şekilde temas etmek kalıcı etkiler doğurarak gözde kornea tabakasının duyarlılığında ve görme keskinliğinde azalmaya neden olabilir ve ciltte dermatit yapabilir.

 

Biber gazının sağlık etkileri astım, zatürre, amfizem gibi solunum yolu hastalığı olanlarda, kalp sorunu olanlarda, tanı konmamış anevrizması olanlarda, çocuklarda, yaşlı ve bağışıklık sistemi yetmezliği olanlarda ve gebelerde daha belirgindir. Bu nedenle özellikle alerjik bünyeli kişiler, astım, KOAH ve benzeri solunum yolu hastalıkları olanlar ve kalp hastaları risk altındadır.  

 

Gebelik üzerine etkilerine ilişkin yeterli çalışma yoktur ancak gazla direkt temasın gebelerde düşük ve erken doğum riskini arttırdığı bildirilmektedir.

 

 

ÖLÜM RİSKİ

 

Biber gazı kullanımında ani olarak gelişen üst solunum yolunun alerjik ödemi ölüme neden olabilmektedir. Göz yaşartıcı gazların var olduğu ölümlerin tümünde ağır solunum yolu sorunları, akciğer ödemi ya da solunum yollarında var olan hastalık ya da patolojiler işaret edilmiştir. Astımlı bir hastada ve bronşiolit hastalığı olan bir yetişkinde hızlı gelişen ölüm nedeni olarak biber gazı rapor edilmiştir.  

Bazı göz yaşartıcı bomba türleri yakından ve yoğun temas sonrası hipertansiyon krizi ve vücut ısısının aşırı düşmesine ve solunum sistemi üzerinde ciddi ve yaşamı tehdit edici etkilere yol açabilmektedir.

 

Dünyada 90’lı yıllarda gazete haberlerinde polisin kullandığı biber gazına bağlı ölümler bildirilmiştir (Los Angeles Times, 18 Haziran 1995). Ölüme de neden oldukları bilinen gaz bombaları hakkında en son İsrail’de 31 Aralık 2010 tarihinde, (2004 yılındaki 2 ölüm olayına ek olarak), CS’nin neden olduğu bir ölüm olayı daha rapor edilmiştir.

 

Gaz bombalarının ve biber gazının tıbbi literatürde sadece ABD’de son otuz yılda 100 kişinin ölümüne yol açtığı bildirilmiştir.  

 

Türkiye’de de 19 Aralık 2000 tarihinde, 20 cezaevine birden yapılan, 30’u tutuklu 32 kişinin öldüğü, yüzlerce kişinin yaralandığı operasyonlarda da bilirkişi raporlarına göre öldürücü dozda gaz bombası kullanıldığı ortaya konmuştur. 1 Mayıs 2007’de yaşanan olaylarda polisin Taksim-Gülleci Sokakta attığı gaz bombası, bir kahvehanenin önünde oturan 75 yaşındaki İbrahim Sevindik’in fenalaşmasına ve kalbinin durmasına neden olmuş ve bu kişi tüm çabalara rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetmiştir. Son olarak 31.05.2011 tarihinde Hopa’da Metin Lokumcu’nun ölümü, 12.06.2011 tarihinde Batman’da gazdan etkilenen Hatice İdin’in 30.06.2011 tarihinde ölümü ile sonuçlanan olaylarda yoğun gaz kullanımı izlenmiştir.

 

 

TEDAVİ

 

Tedavi genellikle etkileri hafifletmek amacıyla yapılır.

·         Hemen ortamdan uzaklaşılmalı, temiz havaya çıkılmalı ve giysiler çıkarılarak maruz kalan bölge ılık su ve sabunla bolca yıkanmalıdır.

·         CS’ye maruz kalındığında su ile temas deri bulgularını alevlendirir, bu nedenle hafif alkali bir solüsyon kullanılabilir (1 litre suya 1 çorba kaşığı karbonat koyup eriterek).

·         Hastalar solunum sıkıntısı yönünden izlenmelidir. Solunum sıkıntısı yoğun olanlar hastaneye başvurmalı ya da sevk edilmelidir.

·         Biber gazına maruz kalındığında gözler hızla ve bol suyla ya da %0.9’luk sodyum klorür(Serum Fizyolojik adıyla satılan ürünler) ile en az 15 dakika süreyle yıkanarak kimyasal madde gözden uzaklaştırılmalıdır. Gözlere etkisi bakımından, özellikle gözün kornea tabakasına etkilerini gidermek açısından bazı ilaçlar kullanılabilmektedir.

·         Maruz kalan gözde kontakt lens var ise hemen çıkarılmalıdır. İki defa temizlenen kontakt lensde bile biber gazı(OC) kalıntısı görülebildiği için, bu lenslerin tekrar kullanımı önlenmelidir.

·         Ağrı, şişlik, gözyaşı salgısında artış ve ışığa karşı hassasiyet uzun süreli devam ediyorsa doktora başvurulmalıdır.

·         Gözde gerçekleşen hasarın derecesine bağlı olarak gözün kornea tabakasının hasarının  iyileşme süresi birkaç gün ile haftalar arasında değişebilir.

·         Ağrının giderilmesinde, alüminyum hidroksit, magnezyum hidroksit ve simetikon içeren süspansiyonların(anti-asit mide ilaçları vb)  deriye uygulanmasının, suyla yıkamaya göre daha etkili olduğu saptanmıştır. Deri bitkisel yağla temizlenebilir. Deride tahriş olan bölgeye bitkisel yağ uygulaması ağrının giderilmesinde de yararlıdır.

·         Olası gaz saldırısında gözler, burun, ağız gaz maskesiyle korunmalıdır.

·         Biber gazına maruz kalınması durumunda en kısa zamanda ortamdan uzaklaşılmalıdır. Nefes ağızdan alınıp burundan verilmelidir.

·         Hastaya tedavi girişiminde bulunan sağlık personeli eldiven, gözlük ve koruyucu giysi giymelidir.

·         Biber gazına (OC) maruz kalınan ortamdan uzaklaşıldığında bulgular yaklaşık 30 dakika sonra kaybolmaya başlarken, CN ve CS tipi gaz bombalarında semptomlar birkaç saat sürebilmektedir.

·         Çıkarılan giysilerdeki kimyasal maddeler organik çözücülerle temizlenebilir.


Ayrıntılı bilgi için :  KİMYASAL SİLAHLAR GÖSTERİ KONTROL AJANLARI Türk Tabipleri Birliği Yayınları,  Birinci Baskı, Ağustos 2011, Ankara

 

 

 

TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ

 

TOPLUMSAL OLAYLARDA KULLANILAN KİMYASAL SİLAHLARA İLİŞKİN BİLGİ NOTU

 

Güvenlik kuvvetleri tarafından toplumsal olaylara müdahale amacıyla kullanılan maddeler, birçok sağlık etkisi bulunan kimyasal maddelerdir. Bu amaçla kullanılan maddeler çok çeşitlidir ancak üç ana grupta toplanmaktadır:

·         Göz yaşartıcılar

·         Aksırtıcı kimyasal gazlar

·         Kusturucular

 

Göz yaşartıcı gazların sağlık etkileri ile ilgili çok fazla sayıda çalışma olmamasına karşılık az sayıdaki çalışma bile zararlı etkilerini ortaya koymaktadır. Güvenlik kuvvetleri tarafından toplumsal olaylara müdahalelerde kullanılan göz yaşartıcı gazlar geniş bir kimyasal grubu oluşturmakta ve “kimyasal silah” olarak nitelendirilmektedir. 1969 yılında, seksen ülke Cenevre Protokolünde yasaklanan kimyasal silahlar arasında gaz bombalarının da olmasını istemiştir. Toksik potansiyelleri hakkında daha fazla araştırmaya ihtiyaç olduğunu bildirmiş ve hiçbir durumda kullanımına izin verilmemesini belirtmişlerdir. Bununla birlikte gaz bombaları ABD, İngiltere, İrlanda, Vietnam, Filipinler, Şili, Panama, Güney Kore, Gazze, İsrail, Irak, Türkiye, Mısır vb. de yaygın olarak kullanılmaktadır.

Gaz bombası olarak adlandırılan bu kimyasal silahların içerisinde kullanılan kimyasal maddelerin 15 farklı türü vardır. Bu maddeler kimyasal yapılarına göre adlandırılmakta ve çoğunlukla gaz bomba fişek ve kapsüllerinin üzerinde harf kısaltmaları ile belirtilmektedirler. Sağlık etkileri çoğunlukla ortak olmakla birlikte gazın cinsine göre bazı belirtiler değişebilmekte ya da ön planda olabilmektedir. En yaygın kullanılan dört tipi vardır. Bunlar:

 

·         CS kısaltması ile kullanılan: Chlorobenzylidenemalononitrile

·         CN kısaltması ile kullanılan: Chloroacetophenone

·         DM kısaltması ile kullanılan: Chlorodihydrophenarsazine

·         OC kısaltması ile kullanılan: Oleoresincapsicum (Biber gazı olarak adlandıılmaktadır)

 

Türkiye’de resmi makamların verdikleri bilgilere göre OC ve CS kullanılmaktadır.

 

Göz yaşartıcı gazlar;

 

·         Deri, göz ve solunum yollarında ciddi düzeyde tahriş ve tahribat yaratır.

·         Etkileri saniyeler içerisinde başlayarak bir saate kadar sürebilir.  Deriden emilip sinir uçlarında biriktiğinden kişinin maddenin etkisinden kurtulması saatler alabilmektedir.

·         Kullanılan maddeler

o   Aşırı miktarda atıldıysa

o   Kapalı ortamlarda kullanıldıysa ve kişiler gazla uzun süre temas etmek zorunda kalmışlarsa

o   Soluk alıp verme sayısı yüksek olan bireyler varsa sağlık etkilerinin daha yoğun olduğu belirtilmektedir.

·         Kullanılan maddeler geç ortaya çıkan sağlık sorunlarına da yol açabilmektedirler.

·         Yüksek miktarlarda ve uzamış temas nedeniyle sağlık riskleri çok ciddidir ve ölüme bile yol açabileceği saptanmıştır.

Oluşan sağlık etkileri aşağıdaki başlıklarda özetlenebilir:

 

GÖZ

·         Gözlerde tahriş, yanma, gözyaşında artma, ağrı, kimyasal nedenli göz kapağı iltihabı, gözde kızarma ve göz kapaklarının istemsiz kasılmasına neden olurlar.

·         Gözde kornea adı verilen tabakaya etkileri bulunmaktadır. Özellikle tekrarlayan temaslarda kornea tabakası ile ilgi sorunlar ortaya çıkmakta, bu olgularda göz kuruluğu şikayeti uzun süreli devam etmektedir.

·         Yapılan bazı çalışmalar biber gazının gözün çeşitli bölgelerinde hasarlar oluşturduğunu ortaya koymuştur.

 

CİLT

·         Ciltte yanma, tahriş, kızarıklık ortaya çıkabilmekte, çok yüksek miktar gazla temas edilmesi halinde deride yanıklar olabilmektedir.

·         Hayvanlarda yapılan deneylerde burundan başlayarak akciğerlere kadar bütün solunum yollarında hasar yarattığı ve toksik etkiye yol açtığı belirlenmiştir.

 

SİNDİRİM SİSTEMİ

·         Yapılan bazı çalışmalar, on iki parmak bağırsağında hasara yol açarak yağ emilimini etkilediğini ve tekrarlayan temaslarda karaciğerde doku ölümüne yol açtığını göstermiştir.

 

SOLUNUM VE DOLAŞIM SİSTEMİ

·         Göz yaşartıcı gazlar ve biber gazları solunum yollarında ciddi etkiler göstermektedirler. Burun ve boğazda yanma, burun akıntısı, aşırı tükrük salgısı, göğüste sıkışıklık hissi, öksürük gibi belirtiler sık görülmektedir.

·         Biber gazı solunum yollarında daralmaya neden olmaktadır, özellikle astım hastalarında solunum yetmezliğine neden olabilmektedir.

·         Gazın solunması, soluk alamama, kalp atışlarının yavaşlaması, ana atardamarda kan basıncının bozulması ve basıncın iniş çıkışlarına neden olması, solunum yolarının daralması, solunum hızının aşırı artması, tansiyonun düşmesi gibi etkilere yol açabilmektedir.

·          Biber gazı ile yüksek miktarlarda temas kalp ritmini bozabilmektedir.

·         Yapılan hayvan deneylerinde uzamış temas sonrası akciğer hasarı nedenli ölümler saptanmıştır.  

Sağlık etkileri Tablo 1’de özetlenmiştir.

 

DİĞER ETKİLER

 

Yukarıda belirtilenlerin dışında bulantı, kusma, fenalık hissi, ishal, ışığa aşırı duyarlılık, başağrısı, ajitasyon, kişinin yer ve zaman algısı ile ilgili sorunlar ve panik de rastlanan belirtilerdir.

 

Biber gazıyla tekrarlayan bir şekilde temas etmek kalıcı etkiler doğurarak gözde kornea tabakasının duyarlılığında ve görme keskinliğinde azalmaya neden olabilir ve ciltte dermatit yapabilir.

 

Biber gazının sağlık etkileri astım, zatürre, amfizem gibi solunum yolu hastalığı olanlarda, kalp sorunu olanlarda, tanı konmamış anevrizması olanlarda, çocuklarda, yaşlı ve bağışıklık sistemi yetmezliği olanlarda ve gebelerde daha belirgindir. Bu nedenle özellikle alerjik bünyeli kişiler, astım, KOAH ve benzeri solunum yolu hastalıkları olanlar ve kalp hastaları risk altındadır.  

 

Gebelik üzerine etkilerine ilişkin yeterli çalışma yoktur ancak gazla direkt temasın gebelerde düşük ve erken doğum riskini arttırdığı bildirilmektedir.

 

 

ÖLÜM RİSKİ

 

Biber gazı kullanımında ani olarak gelişen üst solunum yolunun alerjik ödemi ölüme neden olabilmektedir. Göz yaşartıcı gazların var olduğu ölümlerin tümünde ağır solunum yolu sorunları, akciğer ödemi ya da solunum yollarında var olan hastalık ya da patolojiler işaret edilmiştir. Astımlı bir hastada ve bronşiolit hastalığı olan bir yetişkinde hızlı gelişen ölüm nedeni olarak biber gazı rapor edilmiştir.  

Bazı göz yaşartıcı bomba türleri yakından ve yoğun temas sonrası hipertansiyon krizi ve vücut ısısının aşırı düşmesine ve solunum sistemi üzerinde ciddi ve yaşamı tehdit edici etkilere yol açabilmektedir.

 

Dünyada 90’lı yıllarda gazete haberlerinde polisin kullandığı biber gazına bağlı ölümler bildirilmiştir (Los Angeles Times, 18 Haziran 1995). Ölüme de neden oldukları bilinen gaz bombaları hakkında en son İsrail’de 31 Aralık 2010 tarihinde, (2004 yılındaki 2 ölüm olayına ek olarak), CS’nin neden olduğu bir ölüm olayı daha rapor edilmiştir.

 

Gaz bombalarının ve biber gazının tıbbi literatürde sadece ABD’de son otuz yılda 100 kişinin ölümüne yol açtığı bildirilmiştir.  

 

Türkiye’de de 19 Aralık 2000 tarihinde, 20 cezaevine birden yapılan, 30’u tutuklu 32 kişinin öldüğü, yüzlerce kişinin yaralandığı operasyonlarda da bilirkişi raporlarına göre öldürücü dozda gaz bombası kullanıldığı ortaya konmuştur. 1 Mayıs 2007’de yaşanan olaylarda polisin Taksim-Gülleci Sokakta attığı gaz bombası, bir kahvehanenin önünde oturan 75 yaşındaki İbrahim Sevindik’in fenalaşmasına ve kalbinin durmasına neden olmuş ve bu kişi tüm çabalara rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetmiştir. Son olarak 31.05.2011 tarihinde Hopa’da Metin Lokumcu’nun ölümü, 12.06.2011 tarihinde Batman’da gazdan etkilenen Hatice İdin’in 30.06.2011 tarihinde ölümü ile sonuçlanan olaylarda yoğun gaz kullanımı izlenmiştir.

 

 

TEDAVİ

 

Tedavi genellikle etkileri hafifletmek amacıyla yapılır.

·         Hemen ortamdan uzaklaşılmalı, temiz havaya çıkılmalı ve giysiler çıkarılarak maruz kalan bölge ılık su ve sabunla bolca yıkanmalıdır.

·         CS’ye maruz kalındığında su ile temas deri bulgularını alevlendirir, bu nedenle hafif alkali bir solüsyon kullanılabilir (1 litre suya 1 çorba kaşığı karbonat koyup eriterek).

·         Hastalar solunum sıkıntısı yönünden izlenmelidir. Solunum sıkıntısı yoğun olanlar hastaneye başvurmalı ya da sevk edilmelidir.

·         Biber gazına maruz kalındığında gözler hızla ve bol suyla ya da %0.9’luk sodyum klorür(Serum Fizyolojik adıyla satılan ürünler) ile en az 15 dakika süreyle yıkanarak kimyasal madde gözden uzaklaştırılmalıdır. Gözlere etkisi bakımından, özellikle gözün kornea tabakasına etkilerini gidermek açısından bazı ilaçlar kullanılabilmektedir.

·         Maruz kalan gözde kontakt lens var ise hemen çıkarılmalıdır. İki defa temizlenen kontakt lensde bile biber gazı(OC) kalıntısı görülebildiği için, bu lenslerin tekrar kullanımı önlenmelidir.

·         Ağrı, şişlik, gözyaşı salgısında artış ve ışığa karşı hassasiyet uzun süreli devam ediyorsa doktora başvurulmalıdır.

·         Gözde gerçekleşen hasarın derecesine bağlı olarak gözün kornea tabakasının hasarının  iyileşme süresi birkaç gün ile haftalar arasında değişebilir.

·         Ağrının giderilmesinde, alüminyum hidroksit, magnezyum hidroksit ve simetikon içeren süspansiyonların(anti-asit mide ilaçları vb)  deriye uygulanmasının, suyla yıkamaya göre daha etkili olduğu saptanmıştır. Deri bitkisel yağla temizlenebilir. Deride tahriş olan bölgeye bitkisel yağ uygulaması ağrının giderilmesinde de yararlıdır.

·         Olası gaz saldırısında gözler, burun, ağız gaz maskesiyle korunmalıdır.

·         Biber gazına maruz kalınması durumunda en kısa zamanda ortamdan uzaklaşılmalıdır. Nefes ağızdan alınıp burundan verilmelidir.

·         Hastaya tedavi girişiminde bulunan sağlık personeli eldiven, gözlük ve koruyucu giysi giymelidir.

·         Biber gazına (OC) maruz kalınan ortamdan uzaklaşıldığında bulgular yaklaşık 30 dakika sonra kaybolmaya başlarken, CN ve CS tipi gaz bombalarında semptomlar birkaç saat sürebilmektedir.

·         Çıkarılan giysilerdeki kimyasal maddeler organik çözücülerle temizlenebilir.

 

 

 

 

 

 

 

 

Ayrıntılı bilgi için :  KİMYASAL SİLAHLAR GÖSTERİ KONTROL AJANLARI Türk Tabipleri Birliği Yayınları,  Birinci Baskı, Ağustos 2011, Ankara

 

 

 

dy-rabbime-sordum-direngezi-parkı-dedi

Ankara’da yaşayan şair ve yazarlardan kamuoyuna duyuru

Ağır baskılara, toplumsal yaşama yapılan müdahalelere, savaş çığırtkanlığına, ırkçılığa, zamlara, işten çıkartmalara, iş cinayetlerine ve gerici eğitime isyan edip sokaklara dökülen halkımızın toplumsal sorumluluk bilinci gelişmiş birer özgür bireyi olarak biz aşağıda imzası bulunan, Ankara’da yaşayan şair ve yazarlar;
Her yeri hapishaneye çevrilmiş bir ülkede yaşamak istemediğimiz için,
Kardeş halkların düşman edilmesine hayır dediğimiz için,
Roboski’de, Reyhanlı’da yaşanan katliamları lanetlediğimiz için,
Dinimize, dinsizliğimize karışıldığı için,
Tersanelerde, kömür ocaklarında, makine dişlileri arasında gerçekleşen ölümlere karşı olduğumuz için,
İstemediğimiz eğitim sistemlerinin dayatılmasına karşı çıktığımız için,
Mahallemize yapılacak parka, sokağımıza dikilecek ağaca başkaları karar verdiği için,
Yatak odalarımız da dâhil, yaşam alanlarımıza müdahale edilmesine karşı çıktığımız için,
Boğazı sıkılmış dereler, son kökü sökülmüş bitkiler, sonuncusu da gelecek yıl ölecek olan son kuşlar için,
Geceleri sokaklarda, köprü altlarında yatan çocuklar için,
Ötekileştirici, cinsiyetçi politika ve söylemleri reddettiğimiz için,
Küçümsenen aidiyetler için,
İzlenmeyi, gözetlenmeyi, fişlenmeyi vahşi bir baskı biçimi olarak gördüğümüz için,
Demokrasinin, %50’nin diktatoryası olmadığını bildiğimiz için,
Her gün yüzümüze karşı yalan söyleyen politikacıları istemediğimiz için,
Sadece yalan söyleyen, sermayenin ağzıyla konuşan ve reklâmlarla beynimizi uyuşturan medyayı istemediğimiz için,
Yeryüzünde her şeyi ticari meta olarak görmediğimiz, her şeyin para demek olmadığını bildiğimiz için,
İçtiğimiz içkiye, nerede ve saat kaçta içeceğimize karışılmaması için,
Sanat ve sanatçının özgürlüğü ve devrimci bir yaratı için,
Yeryüzünün hepimize yetecek büyüklükte olduğunu bildiğimiz için,
İnsanca yaşamak için,
Sınıfsız, sömürüsüz ve sınırsız bir dünya için,
Duyduğumuz sorumluluk bilinciyle, öfkelendiği için demokratik haklarını kullanan halka uygulanan; katliamlar, ağır yaralanmalar, hukuksuz gözaltılarla sonuçlanan devlet terörünü lanetliyor ve bu şiddetin derhal durdurulmasını, açık ve anlaşılır biçimde halktan özür dilenmesini bekliyoruz.

A. Adnan Azar, Abdülkadir Budak, A. Galip Kabasakaloğlu, Abdullah Nefes, Abdülkadir Paksoy, Ada Öztürk, Adnan Caymaz, Adnan Gerger, Ahmet Aydın, Ahmet Telli, Ahmet Yıldız, Akif Kurtuluş, Alaattin Topçu, Ali Balkız, Ali Rıza Kars, Arıkan Demirci, Arif Berberoğlu, Attila Aşut, Aydan Yalçın, Aydanur Saraç, Aydın Afacan, Ayhan Bingöl, Ayşe Kaygusuz Şimşek, Ayten Kaya Görgün, Babür Pınar, Banu Kıran, Barış Çelimli, Bircan Çelik, Celal İlhan, Celal İnal, Cengiz Kaplan, Cevahir Bedel, Çiğdem Sezer, Ejder Demir, Emrah Serbes, Eray Karınca, Erdal Atıcı, Eren Ali Gül, Erhan Kuzhan, Erhan Pınarbaşı, Ertuğrul Özüaydın, Ethem Baran, Fadıl Öztürk, Faruk Güçlü, Fettah Köleli, Gülsen Gülbeyaz, Gülümser Heper, Günay Güner, Gürsel Korat, Hasan Hüseyin Beydil, Hasan Sertkaya, Hasibe Ayten, Haydar Ünal, Hüseyin Atabaş, Hüseyin Şahin, İbrahim İspir, Jan Paçal, Kerim Akbaş, Mahmut Sezen, M. Mahzun Doğan, Mehmet Aydın, Mehmet Öngeoğlu, Mehmet Özer, Murat Kalaycıoğlu, Mustafa Albayrak, Müslüm Kabadayı, Necati Aslanmirza, Nevin Koçoğlu, Nizamettin Uğur, Nursen Kurban, Orhan Göksel, Orhan Tüleylioğlu, Osman Mehmed, Osman Namdar, Özcan Öztürk, Ramazan Teknikel, Recai Ulutaş, Sema Güler, Serap Erdoğan, Serdar Aydın, Serdar Koç, Suat Öney, Sultan Su Esen, Şenay Eroğlu Aksoy, Tayfun Özkan, Turgay Delibalta, Turgut Koçak, Turgut Türksoy, Ufuk Koca, Umut Yaşar Abat, Vedat İçen, Volkan Şenkal, Zerrin Taşpınar.

muratelbay

Ar. Gör. Murat Elbay anısına fidan dikimi / ODTÜ

ANLATILAN SENİN HİKAYENDİR!
Araştırma görevlileri olarak bugüne kadar hep “güvenceli gelecek” istedik; “iş güvencesi olmadan akademik özgürlük, akademik özgürlük olmadan bilim olmaz” dedik. Ama bugün “güvenceli iş — güvenceli gelecek” talebimize “güvenceli yaşam” talebini de eklememiz gerektiğini görüyoruz. Bugünün üniversite yapısı sadece geleceğimizi güvencesizleştirmekle kalmıyor; aynı zamanda yaşama dair umutlarımızı da elimizden alıyor. 18 Nisan’da Akdeniz Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden Murat Elbay arkadaşımız arkasında “Hayattan zevk almıyorum. İşyerinde de mutlu değilim. Başarılı olduğumu düşünmüyorum” ifadelerini içeren bir not bırakarak aramızdan ayrıldı. Biz meselenin arkadaşımızın başarısızlığıyla hiçbir ilgisi olmadığını biliyoruz. Sorun, bizleri açık ve net bir iş tanımı olmadan, mobbing’e maruz bırakarak, senet baskısı altında, güvencesizlik tehdidiyle çalışmaya zorlayan; sadece emeğimizi değil, varlığımızı da görünmez kılan, en tepedeki YÖK’ten, en alttaki birime kadar katı bir hiyerarşi içinde örgütlenmiş bir akademik yapıda ve onun ürettiği bireyselleşmiş, rekabetçi ve baskıcı akademik kültürde yatmaktadır. Oysa bilimsel üretim denilen faaliyetin kendisi kolektiftir; dayanışmacı ve özgürlükçü bir kültürü gerektirir.
İşte Murat arkadaşımız aslında tam da bunlara itiraz ediyordu. Bu itirazı paylaşan bizler; O’nun anısını yaşatarak, bizleri maruz kaldığımız sorunlarla bireysel olarak yüzleşmek zorunda bırakan bu yapının karşısında dayanışmamızı ve mücadelemizi ilan ediyor ve üniversitelerdeki tüm araştırma görevlilerini 18 Mayıs’ta Ankara’da yapacağımız Asistan Eylemi’ne davet ediyoruz. Çünkü anlatılan sadece Murat’ın değil; hepimizin hikayesidir!

Çağrıcı Kurumlar
ODTÜ ASİSTAN DAYANIŞMASI
HACETTEPE ASİSTAN PLATFORMU
İTÜ ASİSTAN DAYANIŞMASI
BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ ASİSTAN DAYANIŞMASI
MARMARA ÜNİVERSİTESİ ASİSTAN DAYANIŞMASI
İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ ASİSTAN DAYANIŞMASI
YEDİTEPE ASİSTAN DAYANIŞMASI
EĞİTİM-SEN VAN YÜZÜNCÜ YIL ÜNİVERSİTESİ TEMSİLCİLİĞİ
EĞİTİM-SEN ANKARA ÜNİVERSİTESİ TEMSİLCİLİĞİ
EĞİTİM-SEN ANKARA 5 NOLU ÜNİVERSİTELER ŞUBESİ
EĞİTİM-SEN İSTANBUL 6 NOLU ÜNİVERSİTELER ŞUBESİ

Destekleyici Kurum
AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ ÖĞRETİM ELEMANLARI DERNEĞİ

Öğrencime Dokunma – KESK Basın Açıklaması

Hacettepe ve Ankara Üniversitesi’nde yaşanan saldırılardan sonra, KESK’in yaptığı basın açıklaması.

Ankara Üniversitesi Cebeci Kampusu’nda barışçıl bir şekilde Newroz’u kutlayan öğrencilere polis gaz bombalarıyla saldırdı. Okulda yüzlerce kişinin etkilenmesine yol açan yoğun gaz bombaları nedeniyle yaralanan 5 öğrenci hastaneye kaldırıldı.

videoeylem_alg

karahaber ve balikbilir videoeylem atölyesi – odtü sosyoloji günleri

OdtÜ 2002 -2012: Video/düşünüm Atölyesi I & II

Ulus Baker, duygular sosyolojisini, hislerin ve sezgilerin, pratik bilgeliğin sosyolojisi üzerine kurarken, duygular ile onları somut yaşam koşulları içinde görselleştirebilme ihtimali arasında güçlü bağlar olduğunu iddia ediyordu. Ona göre, duygular tarif edilmekten çok “görülebilen” şeylerdi, ancak imajlarla ile harekete geçirilebilir. Bir “ars memorativa”, hatırlatma sanatı olarak videonun gücü de burdan geliyordu.

Bizler, Karahaber ve Balıkbilir video/eylem atölyeleri olarak, 2002-2012 yılları arasında OdtÜ yerleşkesindeki video kayıtlarımız üzerinden, üzerine düşünülebilecek görsel bir kısa tarih sunmak, görmek ve göstermek istiyoruz.

ODTÜ – İİBF – Siyaset Bilimi ve Ekonomi Toplulukları Odası
11 Mart Pazartesi 11.00 – 12:30
12 Mart Salı 11.00 – 12:30

Katılacak videoaktivistler
karahaber videoeylem atölyesi’nden
– tennur baş
– özlem sarıyıldız
– özhan önder
– oktay ince
balıkbilir videoeylem atölyesi’nden
– onur metin

İki adet atölye yapılacaktır. Atölyeler 11 Mart Pazartesi ve 12 Mart Salı günleri 11.00-12.30 saatleri arasında olacaktır. Atölyeler birbirini takip edeceği için ilgilenenlerin her iki atölyeye de katılmalarını rica ediyoruz.

Kampüse girmek için ücretsiz davetiyeleri Kızılay Konur Sokak’taki Kitapça Kafe’den, AŞTİ’de Keyf-i Alem’den ve 100. Yıl’da Komünist Bakkal’dan (Sarıpınar Gıda) edinebilirsiniz.

asistanimaguvence

ODTÜ Araştırma Görevlilerinden Üniversite Yönetimine Çağrı : Video

ODTÜ ARAŞTIRMA GÖREVLİLERİNİN ORTAK SORUNLARININ ÇÖZÜMÜ İÇİN ÜNİVERSİTE YÖNETİMİNE ÇAĞRIMIZDIR

Bizler ODTÜ Araştırma Görevlileri olarak, geleceği belirsiz çalışma koşulları içinde güvencesiz ve geçici bir işgücü haline getirildiğimizi ve bu süreçte üniversite yönetiminin önemli bir sorumluluğu olduğunu düşünüyoruz. Çalışma koşullarımız ve süremiz, görev tanımımız, akademik çalışmalarımızın yürütülmesi, ÖYP, kadrosuz çalıştırılan öğrenciler, mobbing, öğretim üyeliğine atanma ve üniversite yönetimine katılım gibi ortak sorunlarımızın çözümü için “ODTÜ Asistan Dayanışması” olarak iş güvencesi ilkesi ile bir araya geldiğimizi beyan ediyoruz. Üniversite yönetimini aşağıda belirtilen taleplerimize kulak vermeye ve ortak sorunlarımıza ilişkin çözümleri birlikte bulmaya davet ediyoruz.

1. ÇALIŞMA KOŞULLARI, SÜRESİ VE HARÇLARA İLİŞKİN TALEPLERİMİZ
1.1 ODTÜ’de araştırma görevlilerinin çalışma süresiyle (2+4+1 yıllık süre) ilgili senato kararının (2006/13-1) acilen durdurulması gerekmektedir. 6 Şubat 2013 tarih 28551 sayılı YÖK yönetmelik değişikliği göz önünde bulundurulduğunda “3+6+1” yıllık çalışma süresinin altında bir süre bizler açısından kabul edilemez.
1.2 12.12.2006 tarihinde senato tarafından çıkarılan karar ile hangi bölümlerden, kaç araştırma görevlisinin hangi gerekçelerle üniversite ile ilişiklerinin kesildiğini şeffaf bir şekilde kamuoyu ile paylaşılmasını istiyoruz.
1.3 ODTÜ’de 50/d’den 33/a kadrosuna geçirilen araştırma görevlilerinin sayısını, bölümlere/birimlere dağılımını ve hangi gerekçeyle bu kadroya geçirildiklerinin şeffaf bir şekilde kamuoyu ile paylaşılmasını istiyoruz.
1.4 ODTÜ’de doktoralarını başarı ile tamamlayan hiçbir araştırma görevlisinin üniversitedeki görevine keyfi olarak son verilmemesini ve doktora sonrasında en az 1 yıllık bir süre boyunca görevimize devam etmeyi talep ediyoruz. Bölüm kurullarının uygun görmesi durumunda, ODTÜ’de doktorasını başarıyla tamamlayan araştırma görevlilerinin bu 1 yıllık süre içerisinde iş güvencesinin sağlanmasını (mevcut yasa çerçevesinde bu 33/a kadrosudur) ve bu uygulama için gerekli kriterlerin kurumsal, objektif ve şeffaf süreçlerle belirlenmesini talep ediyoruz.
1.5 ODTÜ’nün tanımladığı “normal öğretim süresi” içerisinde yüksek lisans ve doktoralarını tamamlayamadıkları gerekçesiyle araştırma görevlilerinden harç alınmamasını ve alınan harçların geçmişe yönelik olarak ve herhangi bir taahhütname istenmeksizin iade edilmesini istiyoruz.
1.6 Araştırma görevlilerine akademik çalışmalarını sağlıklı bir şekilde yerine getirebilmeleri için asgari fiziksel, mekânsal şartların (oda, sarf malzemesi, teçhizat vb.) sağlanmasını istiyoruz.

2. ÖĞRETİM ÜYELİĞİ’NE İLİŞKİN TALEPLERİMİZ
Son dönemde; (1) YÖK bursunda ve kriz koşulları dolayısıyla yurt dışı kaynaklı burslarda azalma yaşanması, (2) yurt dışında akademik çalışmalara izin verilmesinde yaşanan sorunlar ve (3) doktoramızı tamamladıktan sonra görevimize son verilmesi gibi uygulamalar yurt dışında akademik çalışmalar yapmamızı güçleştirmektedir. Tüm bunlar bizlerin akademik niteliğiyle ilişkili olmayan durumlardır. Bunlardan daha önemli olan sorun; çalıştığımız, aidiyet hissettiğimiz, katkı sağlamak istediğimiz kendi üniversitemizin, “burs yoksa, yurt dışında akademik çalışma yoksa, burada geleceğin de yok” tavrıdır. Bu, bizlerin ODTÜ’de tamamen geleceksiz, güvencesiz ve belirsiz koşullarda araştırma görevliliği yapmamız anlamına gelir. Geleceğimize yönelik böylesi bir güvencesizlik ve belirsizlik bizler açısından kabul edilebilir bir durum değildir. Bu duruma karşı üniversite yönetiminden taleplerimiz şunlardır:

2.1 ODTÜ kendi öğretim üyesini yetiştirmek için araştırma görevlilerinin de katılımıyla bir program/strateji oluşturmalıdır.
2.2 Doktorasını ODTÜ’de başarıyla tamamlayan araştırma görevlilerinin öğretim üyesi olabilmesini kategorik olarak reddeden içten beslenmeye (inbreeding) karşı uygulama gözden geçirilmelidir.
2.3 Doktorasını ODTÜ’de yapan araştırma görevlileri için, eğer yurtdışında akademik çalışma yapmış olma zorunluluğu aranacaksa, yüksek lisans ve doktora farkı gözetmeksizin, iki dönem yurtdışında akademik çalışma yapmış olmak öğretim üyeliğine atanma açısından yeterli bir kriter olarak kabul edilmelidir.
2.4 ODTÜ yurt dışında çeşitli üniversitelerle yüksek lisans, doktora ve doktora sonrası araştırmaya ilişkin ortak programları çoğaltmalıdır. Araştırma görevlilerine bu programlar çerçevesinde araştırma olanakları sunulmalıdır.
2.5 Bölümler arası farklılıklar göz önünde bulundurulduğunda; her bölümün/fakültenin atama terfi kriterlerinin farklı olduğu gibi, yurtdışı doktora zorunluluğu konusunda da bu kararın bölümlere bırakılması gerekmektedir.

3. ÖYP’Lİ ARAŞTIRMA GÖREVLİLERİNE İLİŞKİN TALEPLERİMİZ
3.1 ÖYP araştırma görevlilerinin akademik çalışmaları için ayrılan kaynakların
kullanım süreci şeffaf ve katılımcı bir şekilde işletilmelidir. Bu kaynakların kullanım süreci araştırma görevlisinin bilgisi dâhilinde işletilmeli ve ÖYP konusunda ODTÜ’nün yetkili kıldığı birimlerin dışındaki kişilerin inisiyatifinde olmamalıdır.
3.2 Araştırma görevlisinin bizzat yaptığı harcamalar ile bölüm adına yapılan harcamalar ÖYP portalı sisteminde ayrı başlıklar altında yer almalıdır.
3.3 ODTÜ, ÖYP araştırma görevlileri ile kadrolarının bağlı bulunduğu üniversiteler arasındaki ilişkilerin yürütülmesinde işlev gören koordinasyon mekanizmasını daha etkin işletmelidir.
3.4. ÖYP-KKTC araştırma görevlileri, içinde bulundukları burslu öğrenci statüsünden çıkarılmalı; maaşlar vb. konularda yaşadıkları hak kayıpları ortadan kaldırılarak sosyal güvenlik hakları temin edilmelidir.

4. GÖREV TANIMIMIZA İLİŞKİN TALEBİMİZ
4.1 ODTÜ’de araştırma görevlilerinin görev tanımına ilişkin üniversite yönetiminin ilke kararı almasını istiyoruz. Alınan ilke kararına göre ilgili denetimlerin yapılmasını ve araştırma görevlilerine hiçbir koşulda idari görevler ve sekreterlik işleri yaptırılmamasını talep ediyoruz.

5. AKADEMİK ÇALIŞMALARIN YÜRÜTÜLMESİNE İLİŞKİN TALEPLERİMİZ
5.1 Kadro ayrımı yapılmaksızın, araştırma görevlilerine doktora yeterliliği geçmiş olma ve benzeri bir kriter aranmadan akademik çalışmalara katılım desteği sağlanmasını istiyoruz (yurtiçi ve yurtdışında konferanslara katılım vb.).
5.2 Araştırma görevlilerine yurt dışında akademik çalışmalar yapmak üzere en az iki dönem izin verilmesini, bu sürede “idari izinli” sayılmayı talep ediyoruz.
5.3 Araştırma görevlilerinin projelerde yürütücü olmasını engelleyen uygulamaya son verilmesini talep ediyoruz.

6. KADROSUZ ÇALIŞAN YÜKSEK LİSANS VE DOKTORA ÖĞRENCİLERİNE İLİŞKİN TALEPLERİMİZ
6.1 ODTÜ’de çeşitli akademik, idari ve sekretarya işlerini yerine getiren yüksek lisans, doktora öğrencilerinin ve öğrenci asistanlarının kadrosuz bir şekilde çalıştırılması temel bir insan hakkı olan sosyal güvenlik hakkına aykırıdır. Bu konuyla ilgili çalışanlar lehine iş tespiti davaları olduğu bilinmektedir. Kadrosuz çalışan öğrencilerin ve öğrenci asistanlarının kadroya geçirilmesini talep ediyoruz.

7. MOBBİNG’E KARŞI FAALİYETLERE İLİŞKİN TALEBİMİZ
7.1 ODTÜ’de mobbing’e ilişkin öğretim üyeleri, araştırma görevlileri, öğrenciler ve idari personeli kapsayacak şekilde üniversitedeki tüm bileşenlerin bilgilendirilmesini istiyoruz. Mobbing’e ilişkin olarak üniversite bünyesinde içerisinde araştırma görevlilerinin de bulunduğu, üniversitenin tüm bileşenlerinden oluşan bağımsız bir kurul oluşturulmasını ve bu kurulun şikâyetleri değerlendirmesini ve ilgili denetimleri yapmasını talep ediyoruz.

8. KAMPÜSTE LOJMAN HAKKINDAN FAYDALANMA TALEBİMİZ
8.1 Araştırma Görevlileri lojman hakkından mahrum bırakılmamalıdır. Araştırma Görevlisi sayısının toplam çalışan sayısına oranında bir lojman kontenjanı Araştırma Görevlileri’ne ayrılmalı, talep eden Araştırma Görevlilerine objektif kriterlere göre lojman tahsisi yapılmalıdır.

9. ÜNİVERSİTENİN YÖNETİMİNE KATILIMA İLİŞKİN TALEPLERİMİZ
9.1 Kadro farklarından bağımsız olarak tüm araştırma görevlileri, ODTÜ’nün asli unsurlarıdır ve ODTÜ’ye aynı şekilde hizmet etmektedir. Bu anlamda statü farkı gözetmeksizin tüm araştırma görevlilerinin bölüm ve fakülte kurulu toplantılarına eşit söz hakkı ile temsiliyeti sağlanmalıdır. Araştırma görevlileri bölüm başkanlığı, dekanlık ve rektörlük seçimleri de dâhil olmak üzere, üniversite üst kurullarında da oy kullanabilmelidir.
9.2 Yönetimde şeffaflık ve katılımcılık ODTÜ yönetiminin çok önemli bulduğumuz temel ilkelerindedir. Tüm senato toplantı gündemlerinin toplantı öncesinde ODTÜ kamuoyu ile paylaşılmasını ve toplantının interaktif ortamda canlı olarak yayınlanmasını ve toplantılarda alınan kararların web sitesi aracılığıyla paylaşılmasını istiyoruz. Ayrıca araştırma görevlilerinin üniversite senato toplantılarına temsilcileri aracılığıyla katılmasını talep ediyoruz.

Bizler gelecek öğretim üyeleri, ODTÜ’nün hem niteliksel hem niceliksel anlamda önemli bileşenleri, genç ve dinamik elemanları olarak, YÖK’ün önerdiği koşullardan dahi daha olumsuz çalışma koşularında istihdam edilmeyi kabullenmiyor; ODTÜ yönetiminin taleplerimiz konusunda bir an önce somut adımlar atmasını bekliyoruz.

ODTÜ ASİSTAN DAYANIŞMASI
e-posta grubu: odtuarastirmagorevlileri@googlegroups.com
facebook sayfası: http://www.facebook.com/OdtuAsistanDayanismasi

76618_kağıt_toplayıcısı-480x268

Çağdaş Hukukçular Derneği’nin yanındayız, çünkü

Atık Kağıt İşçileri olarak ÇHD’nin yanındayız, çünkü…

Zabıta bizi haksız yere dövdüğünde, el arabamızı elimizden aldığında, yok yere gözaltına aldığında, depolarımızdan bizi çıkartmaya çalıştığında ÇHD avukatları yardımımıza yetişti. Adliyenin, hastanenin, karakolun önünde arkadaşlarımıza yardım etmeye çalışırken onlar bizim yanımızdaydı. Sadece ekmeğimizi kazanmaya çalışmamıza rağmen suçlu muamelesi gördüğümüzde ÇHD avukatları bize hakkı savunulacak vatandaş muamelesinde bulundular. Belediyeler bize “kaçak çöp avcısı” derken, onlar bizi “atık kağıt işçisi” olarak tanıdılar. Hiç karşılık beklemeden bizi savundular.

Dışarıdaki Gazeteciler olarak ÇHD’nin yanındayız çünkü…

Haber izlerken polis şiddetine maruz kaldığımızda, haber peşinde koşarken gözaltına alındığımızda, yayımlanmamış kitaplarımız bilgisayarlardan silinip yasaklandığında, bir gün sabaha karşı evlerimiz basılıp karakollara götürüldüğümüzde, sadece mesleğimizi yaptığımız için hiç ilgimiz olmayan torba davalara dahil edilip zindanlara atıldığımızda yanımızda ÇHD avukatları vardı. Sadece hukuki süreçlerde bize destek olmakla kalmadılar, tutuklu meslektaşlarımız için düzenlediğimiz kampanyalarda hep bizimle oldular. Davalardaki hukuksuzlukların, basına ve kamuoyuna sağlıklı bir şekilde yansıması için haberlerimizin bilgi kaynağı oldular. Biz “tutuklu gazetecilere özgürlük” derken onlar bizim yanımızdaydı. Şimdi biz de “tüm tutuklu avukatlara, öğrencilere, gazetecilere, tüm siyasi tutuklulara özgürlük” diyoruz.

Ev İşçileri Dayanışma Sendikası olarak ÇHD’nin yanındayız, çünkü…

Çalıştığımız evlerde tacize, tecavüze, şiddete maruz kaldığımızda ÇHD avukatları yardımımıza koştular. Polise ifade verirken, mahkemeye çıkarken, göçmen arkadaşlarımız için desteğe ihtiyaç duyduğumuzda onlar yanımızdaydı. Sendikamıza kapatılma davası açıldığında ÇHD avukatları bize yol gösterdiler. Onlarla tanıştıktan sonra artık daha az korkar olduk. Kendimizi daha az yalnız hissettik. Bir sorun yaşadığımızda içimize atmak, saklamak, sinmek yerine hakkımızı aramayı biraz da avukat dostlarımızdan öğrendik.

Göçmen Dayanışma Ağı olarak ÇHD’nin yanındayız, çünkü…

Beyoğlu Emniyet Amirliği’nde bir polis memurunun silahından çıkan kurşunla öldürülen Festus Okey’in haklarını savunmak için vakanın olduğu günden, davanın sonuçlandığı güne kadar Festus’un haklarını savunup, suçluların cezalandırılması için mücadele ettiler. Emniyetteki kamera görüntülerini, davanın en büyük delillerinden birisi olan Festus’un kanlı gömleğini kaybeden, kimlik bilgilerini tespit edemediği bahanesiyle yıllarca davayı fiilen işlemez hale getiren mahkemenin her duruşmasında, ÇHD avukatları mahkeme heyetinin adaletsizliğine karşı Festus’un vekilliğini yapmak için oradaydılar. Başbakan Erdoğan Türkiye’de kayıt dışı çalışan Ermenistanlıları sınır dışı edebileceklerini söylediğinde, bu durumu protesto eden yine ÇHD oldu. ÇHD avukatları, adaletin vatandaşlar için bile işlemediği bu düzende kağıtsız göçmenlerin haklarını savundular.

İnşaat İşçilerinin Derneği olarak ÇHD’nin yanındayız, çünkü…

Şantiyelerde iş kazası geçirdiğimizde, işveren iş kazası raporunu tahrif ettiğinde, tazminat davası açmayalım diye bizi tehdit ettiğinde ÇHD avukatları bize cesaret verdiler. İşçi toplantılarında arkadaşlarımıza yasal haklarını öğretirken ÇHD avukatları bize yardım ettiler. İş cinayetine kurban giden arkadaşlarımızı işveren avukatlarına karşı ÇHD avukatları savundular. Bizler yasal prosedürleri anlamadığımızda onlar bize tek tek neler yapacağımızı öğrettiler. Eylemlerimizde bizi yalnız bırakmadılar.

Karadeniz İsyandadır Platformu olarak ÇHD’nin yanındayız çünkü…

Yaşam alanlarımız katledilmek istenirken, şirketlerin ve kamu görevlilerinin hukuksuzlukları karşısında yanımızda oldukları için; suyunu, vadisini, yaşam alanlarını savunan insanlar sindirilmek için yargılanırken “yaşamı savunmak yargılanamaz!” dedikleri için; Sinop Çernobil, Akkuyu Fukişima olmasın diye nükleere birlikte hayır dediğimiz için; doğa ve emek düşmanlarına karşı direnme hakkını savundukları için şimdi bizler de ÇHD’nin yanındayız. Doğaya, yaşama, savunmaya özgürlük!

Kent Hareketleri, İmece Toplumun Şehircilik Hareketi, Konut Hakkı olarak ÇHD’nin yanındayız, çünkü…

Kışın ortasında sabahın köründe yüzlerce Çevik Kuvvet eşliğinde evlerimiz hukuksuz bir şekilde başımıza yıkılırken, mahallelerimiz sanki birer boş araziymiş gibi parsel parsel sermaye sahiplerine peşkeş çekilirken, ÇHD avukatları hakkımızı savundular. TOKİ’nin ve Belediyelerin hukuk tanımaz kentsel dönüşüm uygulamalarına karşı bizi bilgilendirdiler, hukuksal mücadelemize destek oldular. Bu hukuksuzluklara direnen komşularımız tutuklandığında, ÇHD avukatları yanımızda durdular.

Plaza Eylem Platformu olarak ÇHD’nin yanındayız, çünkü…

Haksız yere işten atıldığımızda, kıdem tazminatlarımız gasp edildiğinde, kazanılmış haklarımız elimizden alınmak istendiğinde, işyerlerimizdeki sendikal faaliyetlerimizden dolayı işten çıkartıldığımızda, yöneticilerimiz tarafından mobbinge maruz bırakıldığımızda yanımızda her zaman ÇHD avukatları vardı.

Sosyal Haklar Derneği olarak ÇHD’nin yanındayız, çünkü…

En temel haklarımıza ve en temel haklarımızı savunmaya çalışırken her birimize yapılan tüm baskı ve müdahalelere karşı, ÇHD avukatları sosyal haklarımızın savunucusu oldular. Yüzlerce öğrencinin eğitim hakkının tutuklamalar yoluyla gasp edilmesini raporlaştırırken, “tutuklu öğrencileri” de Türkiye gündemine taşıdılar. İşçi hakları konusunda en kapsamlı rehberi hazırladılar. Son yıllardaki bir çok işçi direnişinde sadece mahkeme salonlarında değil sokaktaki eylemlerinde de işçilerin yanında bulundular.

Yaşam İçin Direniş olarak ÇHD’nin yanındayız, çünkü…

Derelerde köylerde yaşam için direnişlerin hukuk mücadelesini diri tutan ÇHD’li avukat arkadaşlarımız sayesinde bu güne dek yürütmeyi durdurmak, yasadışı uygulamalara karşı doğanın ve kültürlerin yok edilmesini ve talanı önlemek mümkün oldu. Doğayı, yaşamı savunanlara özgürlük!

Bizi bugüne kadar cesaret ve kararlılıkla savunan avukatlarımızı savunma sırası şimdi bizde.

Haksız yere tutuklanan ÇHD Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı, ÇHD İstanbul Şube Başkanı Taylan Tanay, ÇHD İstanbul Şube Sekreteri Güçlü Sevimli ve ÇHD üyesi avukatlar Ebru Timtik, Barkın Timtik, Naciye Demir, Güray Dağ, Şükriye Erden, Betül Vangölü Kozağaçlı derhal serbest bırakılmalıdır.

Biz adaleti birlikte mücadele ettiğimiz avukat dostlarımızdan öğrendik, onları tutuklayanlardan değil…

Atık Kağıt İşçileri, Dışarıdaki Gazeteciler, Ev İşçileri Dayanışma Sendikası, Göçmen Dayanışma Ağı, İmece Toplumun Şehircilik Hareketi,
İnşaat İşçilerinin Derneği, Karadeniz İsyandadır Platformu, Kent Hareketleri, Konut Hakkı Koordinasyonu, Plaza Eylem Platformu, Sosyal Haklar Derneği, Yaşam için Direniş İnsiyatifi

Akademisyenlerden Yeni Akit’e tepki

Öğrencilerden sonra öğretim elemanlarını da hedef gösteren Yeni Akit gazetesi ve habervaktim sitelerine tepkiler büyüyor.

Ankara Üniversitesi’ndeki solcu öğrencileri ve akademisyenleri, 31 Aralık tarihli “Öğrenci evi mi örgüt evi mi?” başlıklı haberinde hedef gösteren Yeni Akit gazetesi, öğrencilere müdahale etmemesi nedeniyle Ankara Üniversitesi yönetimini de suçlamıştı.

Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden Yrd.Doç.Dr. Reşat Barış Ünlü’den “kaos yanlısı hoca” olarak bahsederek hedef gösteren gazeteni yeni hedefi Doç.Dr. Gökhan Atılgan oldu.

“Bu Nasıl Hoca?” başlığıyla yayınlanan haberde Atılgan’ın Ertuğrul Kürkçü’yle panele katılması “Marjinal sol ve bölücü örgütlere mensup öğrencilerin kollandığı haberleriyle gündemde olan Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nin Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Gökhan Atılgan’ın her ortamda Marksizm propagandası yaptığı ve BDP yandaşı olduğu ortaya çıktı. Atılgan’ın, fakültede “kantin tayfası” diye tabir edilen PKK’lı ve Marksist öğrenci grubunun her taşkınlığının üstünü örttüğü, bu grubun faaliyetlerine çanak tuttuğu belirtiliyor.” ifadeleri kullanıldı.

Yeni Akit’in internet sitesi Habervaktim.com daha önceki günlerde de ODTÜ’de Erdoğan’ı protesto eden öğrencileri fotoğraflarını çember içinde yayınlayarak hedef göstermişti.

Akademisyenlerin “Yeni Akit’i ilgili makamlara ihbar ediyoruz” diyerek yaptıkları basın açıklaması şöyle.

——
Basına ve kamuoyuna
Geçtiğimiz günlerde Yeni Akit adlı yayın organı ve internet sitesi Haber Vaktim’in, Ankara Üniversitesi’nde çalışan iki öğretim üyesini, hiçbir şekilde suç olmayan görüş ve yaklaşımlarını cahilane ve toptancı bir biçimde malzeme ederek, alçakça hedef göstermesini dehşetle izliyoruz.

Bu yayınlarda fikirleri ve muhalif duruşları nedeniyle iki çok değerli akademisyen, lümpenliğin abartılı ve seçici diliyle suçlu gösterilmeye çalışılmaktadır. Bu çirkin yayınları kaygıyla izleyen biz akademisyenler, söz konusu yayın organının baştan aşağı ayrımcı bir anlayış ve nefret kusan bir dille kurum ve kişileri hedef göstermesini kesinlikle kabul edilemez buluyoruz.

Yayın hayatı boyunca kendine ırkçı, ayrımcı, nefretle örülü, ajitatif ve insanlık dışı bir “haberciliği”/“muhbirliği” şiar edinmiş Yeni Akit/Haber Vaktim’in bu yayınları, hiç kuşku yok ki, geçtiğimiz günlerde ODTÜ’de Başbakan’a dönük protestolar ve ona karşı polis şiddetiyle başlayan tartışmalardan, Başbakan’ın öğrencisine ve birbirine sahip çıkan öğretim elemanlarını suçlayan demeçlerinden bağımsız düşünülemez. Başbakan’ın ve ona destek veren rektörlerin hakkaniyetsiz ve yakışıksız demeçleri, ODTÜ’de ve diğer büyük üniversitelerde öğrencilerin olduğu kadar akademisyenlerin de ciddi tepkisiyle karşılaşınca, nefret söylemine başvurularak, hedef gösterme furyasının başlaması, akademik özgürlüklere, üniversite özerkliğine, düşünce ve ifade özgürlüğüne, eleştirel düşünceye, protesto hakkına tahammülsüzlüğün ne kadar endişe verici boyutlara vardığının göstergesidir.

Üniversite özerkliğinin, bilimin ve eleştirel düşüncenin sistematik olarak yıpratıldığı, üniversitelerin yeni düzenlemelerle piyasa yasalarına teslim edilmesinin amaçlandığı, eleştirel üniversite çalışanlarının sindirilmeye çalışıldığı, araştırma görevlilerinin belirsiz bir gelecekle ve güvencesiz çalışma koşulları altında taşeronlaştırıldığı, öğrencilerin en temel demokratik haklarını kullandıkları için sudan sebeplerle şiddet, taciz ve tutuklamalara maruz kaldığı bir dönemde Yeni Akit/Haber Vaktim’e dur demek, bugün daha fazla önem kazanmaktadır.

İşte bu yüzden, bizler, haberlere konu olan meslektaşlarımızı ve şiddete uğrayan öğrencilerimizi hiçbir zaman yalnız bırakmayacağımızı bildiriyor, Yeni Akit/Haber Vaktim adlı yayının yaydığı nefreti vicdanlara havale ediyor, şimdiye değin kötücül ve müfteri bir tavırla isimlerini karalamaya çalıştığı kişi ve kurumların herhangi bir saldırı girişimine maruz kalması halinde mesulünün bu yayın olacağını ilgili makamlara ihbar ediyoruz.

1. Prof. Dr. A. Selçuk Ertekin, Dicle Üniversitesi
2. Prof. Dr. Adnan Gümüş, Çukurova Üniversitesi
3. Prof. Dr. Ahmet İnsel, Galatasaray Üniversitesi
4. Prof. Dr. Ahmet Mithat Kilicoglu, Ankara Üniversitesi
5. Prof. Dr. Atilla Göktürk, Dokuz Eylül Üniversitesi
6. Prof. Dr. Aydan Balamir, ODTÜ
7. Prof. Dr. Aykut Çoban, Ankara Üniversitesi
8. Prof. Dr. Ayse Erzan, İTÜ
9. Prof. Dr. Ayşe Berkman, MSGSÜ
10. Prof. Dr. Ayşe Durakbaşa, Marmara Üniversitesi
11. Prof. Dr. Ayşe Gözen
12. Prof. Dr. B. Özgür Sarıoğlu, ODTÜ
13. Prof. Dr. Cem Somel, Abant İzzet Baysal Üniversitesi
14. Prof. Dr. Cem Terzi, Dokuz Eylül Üniversitesi
15. Prof. Dr. D. B. Kejanlıoğlu, AÜ emekli öğretim üyesi
16. Prof. Dr. Emine Gül Kapçı
17. Prof. Dr. Fatma Gök, Boğaziçi Üniversitesi
18. Prof. Dr. Ferhunde Özbay
19. Prof. Dr. Feride Aksu Tanık, Ankara Üniversitesi
20. Prof. Dr. Fulya Atacan, YTÜ
21. Prof. Dr. Füsun Üstel, Galatasaray Üniversitesi
22. Prof. Dr. Gençay Gürsoy
23. Prof. Dr. Gülhan Türkay, İstanbul Üniversitesi
24. Prof. Dr. H. Neşe Özgen, MSGSÜ
25. Prof. Dr. Hacer Ansal, Işık Üniversitesi
26. Prof. Dr. Hakan Gürvit, İstanbul Üniversitesi
27. Prof. Dr. Hakan Mıhcı, Hacettepe Üniversitesi
28. Prof. Dr. Hale Bolak Boratav, İstanbul Bilgi Üniversitesi
29. Prof. Dr. Halil Berktay, Sabancı Üniversitesi
30. Prof. Dr. Hilmi Uysal, Akdeniz Üniversitesi
31. Prof. Dr. Hüseyin Özel, Hacettepe Üniversitesi
32. Prof. Dr. İlker Özkan, ODTU
33. Prof. Dr. İrfan Açıkgöz, Dicle Üniversitesi
34. Prof. Dr. İzge Günal, Dokuz Eylül Üniversitesi
35. Prof. Dr. Kuvvet Lordoğlu, Marmara Üniversitesi
36. Prof. Dr. L. Işıl Ünal, Ankara Üniversitesi
37. Prof. Dr. Leyla Neyzi, Sabancı Üniversitesi
38. Prof. Dr. Mediha Göbenli
39. Prof. Dr. Mehmet Ali Ağaoğulları, Ankara Üniversitesi
40. Prof. Dr. Mehmet Türkay, Marmara Üniversitesi
41. Prof. Dr. Meryem Koray
42. Prof. Dr. Metin Özuğurlu, Ankara Üniversitesi
43. Prof. Dr. Mihriban Özbaşaran, İstanbul Üniversitesi
44. Prof. Dr. Mine Gencel Bek, Ankara Üniversitesi
45. Prof. Dr. Murat Biricik, Dicle Üniversitesi
46. Prof. Dr. Nejla Kurul, Ankara Üniversitesi
47. Prof. Dr. Nergis Mütevellioğlu, Akdeniz Üniversitesi
48. Prof. Dr. Nurcan Özkaplan İstanbul Üniversitesi
49. Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu, Kocaeli Üniversitesi
50. Prof. Dr. Öget Öktem Tanör
51. Prof. Dr. Raşit Tükel, İstanbul Üniversitesi
52. Prof. Dr. Samim Akgönül, Université de Strasbourg
53. Prof. Dr. Seher Tanrıyar, MSGSÜ
54. Prof. Dr. Selçuk Ertekin
55. Prof. Dr. Selim Badur, İstanbul Üniversitesi
56. Prof. Dr. Sema Erder
57. Prof. Dr. Serdar M. Değirmencioğlu, Cumhuriyet Üniversitesi
58. Prof. Dr. Sibel Irzık, Sabancı Üniversitesi
59. Prof. Dr. Simten Coşar, Hacettepe Üniversitesi
60. Prof. Dr. Songül Karahasanoglu
61. Prof. Dr. Şahika Yüksel, İstanbul Üniversitesi
62. Prof. Dr. Tahsin Yeşildere
63. Prof. Dr. Ufuk Katkıcı, Adnan Menderes Üniversitesi
64. Prof. Dr. Ufuk Katkıcı, Adnan Menderes Üniversitesi
65. Prof. Dr. Veli Deniz, Kocaeli Üniversitesi
66. Prof. Dr. Yalçın Göğüş, ODTÜ, emekli öğretim üyesi
67. Prof. Dr. Yasemin İnceoğlu, Galatasaray Üniversitesi
68. Prof. Dr. Yasemin Özdek, Kocaeli Üniversitesi
69. Prof. Dr. Yeşim Ediş Şahin, Dokuz Eylül Üniversitesi
70. Prof. Dr. Z. Tül Akbal Süalp, Bahcesehir Universitesi
71. Prof. Dr. Zelal Ekinci, Kocaeli Üniversitesi
72. Doç. Dr. Adem Yavuz Elveren, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi
73. Doç. Dr. Ahmet Kuyaş, Galatasaray Üniversitesi
74. Doç. Dr. Ali Asker Bal, Mardin Artuklu Üniversitesi
75. Doç. Dr. Ali K. Saysel, Boğaziçi Üniversitesi
76. Doç. Dr. Aslı Kayhan, Kocaeli Üniversitesi
77. Doç. Dr. Atilla Güney, Mersin Üniversitesi
78. Doç. Dr. Ayşen Uysal, Dokuz Eylül Üniversitesi
79. Doç. Dr. Ayten Alkan, İstanbul Üniversitesi
80. Doç. Dr. Bahadır Aydın, Abant İzzet Baysal Üniversitesi
81. Doç. Dr. Baki Tezcan, Kaliforniya Üniversitesi
82. Doç. Dr. Besime Şen, MSGSÜ
83. Doç. Dr. Buket Türkmen, Galatasaray Üniversitesi
84. Doç. Dr. Bülent Duru, AÜ Siyasal Bilgiler Fakültesi
85. Doç. Dr. Cem Dişbudak, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi
86. Doç. Dr. Cüneyt Ozansoy, A.Ü. Hukuk Fakültesi
87. Doç. Dr. Çetin Veysal
88. Doç. Dr. Çiğdem Kafesçioglu, Boğaziçi Üniversitesi
89. Doç. Dr. Deniz Yükseker, Koç Üniversitesi
90. Doç. Dr. Didem Danış, Galatasaray Üniversitesi
91. Doç. Dr. Dilek Hattatoğlu Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi
92. Doç. Dr. Doğan Göçmen, Dokuz Eylül Üniversitesi
93. Doç. Dr. Ebru Voyvoda, ODTÜ
94. Doç. Dr. Ece Algan, California State University
95. Doç. Dr. Elçin Macar, Yıldız Teknik Üniversitesi
96. Doç. Dr. Erol Kuyurtar, Muğla Üniversitesi
97. Doç. Dr. Esra Arsan, İstanbul Bilgi Üniversitesi
98. Doç. Dr. Ferdan Ergut, ODTU
99. Doç. Dr. Ferhat Kentel, İstanbul Şehir Üniversitesi
100. Doç. Dr. Funda Cantek, Ankara Üniversitesi
101. Doç. Dr. Gülbiye Yaşar, Ankara Üniversitesi
102. Doç. Dr. Gülseren Adaklı, Ankara Üniversitesi
103. Doç. Dr. Hacı Kurt, Mersin Üniversitesi
104. Doç. Dr. Haluk Levent, Galatasaray Üniversitesi
105. Doç. Dr. Hasan Hüseyin Aksoy, Ankara Üniversitesi
106. Doç. Dr. İsmail Şiriner, Kocaeli Üniversitesi
107. Doç. Dr. Kemal inal, Gazi Üniversitesi
108. Doç. Dr. Mahmut ÖZTÜRK, Abant İzzet Baysal Üniversitesi
109. Doç. Dr. Mahmut TOĞRUL
110. Doç. Dr. Melih Kırlıdoğ, Marmara Üniversitesi
111. Doç. Dr. Murat Birdal, İstanbul Üniversitesi
112. Doç. Dr. Murat Cemal Yalçıntan, MSGSÜ
113. Doç. Dr. Nilgün Erdem, Ankara Üniversitesi
114. Doç. Dr. Nilgün Tutal, Galatasaray Üniversitesi
115. Doç. Dr. Ozan Erözden, YTÜ
116. Doç. Dr. Ömer Adıgüzel, Ankara Üniversitesi
117. Doç. Dr. Özgür Aydın, Ankara Üniversitesi
118. Doç. Dr. Özlem Özkan, Kocaeli Üniversitesi
119. Doç. Dr. Özlem Şahin Güngör, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi
120. Doç. Dr. Pınar Bedirhanoğlu, ODTU
121. Doç. Dr. Seçkin Özsoy, Ankara Üniversitesi
122. Doç. Dr. Sefa Feza Arslan, MSGSÜ
123. Doç. Dr. Semra Purkis, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi
124. Doç. Dr. Sevilay Çelenk, Ankara Üniversitesi
125. Doç. Dr. Sibel Yardımcı, MSGSÜ
126. Doç. Dr. Sümer Hasimoglu, Emekli Ögretim Üyesi
127. Doç. Dr. Süreyya Karacabey, Ankara Üniversitesi
128. Doç. Dr. Şebnem Oğuz, Başkent Üniversitesi
129. Doç. Dr. Şennur Özdemir, Ankara Üniversitesi
130. Doç. Dr. Tansel Korkmaz, İstanbul Bilgi Üniversitesi
131. Doç. Dr. Teoman Pamukçu, ODTÜ
132. Doç. Dr. Tezcan DURNA, Ankara Üniversitesi
133. Doç. Dr. Türkan Yalçın SANCAR, Doğu Akdeniz Üniversitesi
134. Doç. Dr. Veysel TOLAN, Dicle Üniversitesi
135. Doç. Dr. Vildan İyigüngör
136. Doç. Dr. Yasemin Özgün, Anadolu Üniversitesi
137. Doç. Dr. Yılmaz Turgut, Dicle Üniversitesi
138. Doç. Dr. Yücel Demirer, Kocaeli Üniversitesi
139. Doç. Dr. Yüksel Taşkın,
140. Doç. Dr. Zerrin Kurtoğlu, Ege Üniversitesi
141. Doç. Dr. Zeynep Gambetti, Boğaziçi Üniversitesi
142. Doç. Dr. Zeynep Kıvılcım, İstanbul Üniversitesi
143. Yrd. Doc. Dr. Engin SARI, Ankara Üniversitesi
144. Yrd. Doç. Dr. Ali Ekber Doğan, Mersin Üniversitesi
145. Yrd. Doç. Dr. Asli Telli Aydemir, İstanbul Şehir Üniversitesi
146. Yrd. Doç. Dr. Aylın Dikmen Özarslan, MSGSÜ
147. Yrd. Doç. Dr. Aylin Topal, ODTÜ
148. Yrd. Doç. Dr. Aynur Özuğurlu, Kocaeli Üniversitesi
149. Yrd. Doç. Dr. Aysel Kayaoğlu, Anadolu Üniversitesi
150. Yrd. Doç. Dr. Ayşe Gül Altınay, Sabancı Üniversitesi
151. Yrd. Doç. Dr. Ayşegül Yakar Önal, İstanbul Üniversitesi
152. Yrd. Doç. Dr. Basak Alpan, ODTÜ
153. Yrd. Doç. Dr. Başak Tuğ, İstanbul Bilgi Üniversitesi
154. Yrd. Doç. Dr. Başak Uçanok, İstanbul Bilgi Üniversitesi
155. Yrd. Doç. Dr. Bediz Yılmaz, Mersin Üniversitesi
156. Yrd. Doç. Dr. Begüm Özden Fırat, MSGSÜ
157. Yrd. Doç. Dr. Bige Açımuz, Özyeğin Üniversitesi
158. Yrd. Doç. Dr. Burak Özçetin, Akdeniz Üniversitesi
159. Yrd. Doç. Dr. Burcu Sümer, Ankara Üniversitesi
160. Yrd. Doç. Dr. Burcu Yakut-Cakar, Kocaeli Üniversitesi
161. Yrd. Doç. Dr. Bülent Küçük, Boğaziçi Üniversitesi
162. Yrd. Doç. Dr. Cem Kirazoğlu, İstanbul Aydın Üniversitesi
163. Yrd. Doç. Dr. Cenk Saraçoğlu, Başkent Üniversitesi
164. Yrd. Doç. Dr. Çağla Kubilay, Ankara Üniversitesi
165. Yrd. Doç. Dr. Çağla Ünlütürk Ulutaş, PAÜ
166. Yrd. Doç. Dr. Defne Karaosmanoglu, Bahçeşehir Üniversitesi
167. Yrd. Doç. Dr. Derya Çetin, Fırat Üniversitesi
168. Yrd. Doç. Dr. Ebru Deniz Ozan, Dumlupınar Üniversitesi
169. Yrd. Doç. Dr. Elçin Aktoprak, Ankara Üniversitesi
170. Yrd. Doç. Dr. Emel Memiş, Ankara Üniversitesi
171. Yrd. Doç. Dr. Erdem Çiftçi, Mersin Üniversitesi
172. Yrd. Doç. Dr. Erhan Keleşoğlu, İstanbul Üniversitesi
173. Yrd. Doç. Dr. Erol Köroğlu, Boğaziçi Üniversitesi
174. Yrd. Doç. Dr. Erdem Yörük, Koç Üniversitesi
175. Yrd. Doç. Dr. Esin Berktaş, MSGSÜ
176. Yrd. Doç. Dr. Esra Mungan, Boğaziçi Üniversitesi
177. Yrd. Doç. Dr. Eylem Akdeniz, İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi
178. Yrd. Doç. Dr. Fatih Güngör, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi
179. Yrd. Doç. Dr. Ferhat Akyüz, Ondokuz Mayıs Üniversitesi
180. Yrd. Doç. Dr. Feryal Saygılıgil, Arel Üniversitesi
181. Yrd. Doç. Dr. Figen Binbay, Dicle Üniversitesi, Diyarbakır
182. Yrd. Doç. Dr. Funda Hülagü-Demirbilek, Mersin Üniversitesi
183. Yrd. Doç. Dr. Gizem Arıkan, Yaşar Üniversitesi
184. Yrd. Doç. Dr. Gökçen Ertuğrul, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi
185. Yrd. Doç. Dr. Gönenç Onay, MSGSÜ.
186. Yrd. Doç. Dr. Gül Köksal, Kocaeli Üniversitesi
187. Yrd. Doç. Dr. Gülsüm Depeli, Hacettepe Üniversitesi
188. Yrd. Doç. Dr. Güner Coşkunsu, Mardin Artuklu Üniversitesi
189. Yrd. Doç. Dr. Güven Gürkan Öztan, İstanbul Üniversitesi
190. Yrd. Doç. Dr. H. Gökçe Zabunoğlu, Kırıkkale Üniversitesi
191. Yrd. Doç. Dr. Hülya Kendir, Kocaeli Üniversitesi
192. Yrd. Doç. Dr. Irmak Ertuna-Howison, Beykent Üniversitesi
193. Yrd. Doç. Dr. İlke Şanlıer Yüksel, Doğuş Üniversitesi
194. Yrd. Doç. Dr. İsmet Akça, YTÜ
195. Yrd. Doç. Dr. Jale Özata Dirlikyapan, Ankara Üniversitesi
196. Yrd. Doç. Dr. Kurtar Tanyılmaz. Marmara Üniversitesi
197. Yrd. Doç. Dr. Lütfiye Bozdağ, Kemerburgaz Üniversitesi, İstanbul
198. Yrd. Doç. Dr. M. Barış Gümüşbaş, Hacettepe Üniversitesi
199. Yrd. Doç. Dr. Meral Gürbüz, Anadolu Üniversitesi
200. Yrd. Doç. Dr. Mesut Yücebaş, Gaziantep Üniversitesi
201. Yrd. Doç. Dr. Murat Koyuncu, Boğaziçi Üniversitesi
202. Yrd. Doç. Dr. Murat Paker, İstanbul Bilgi Üniversitesi
203. Yrd. Doç. Dr. Mustafa Kemal Bayırbağ, ODTÜ
204. Yrd. Doç. Dr. Mustafa Kemal Coşkun, Ankara Üniversitesi
205. Yrd. Doç. Dr. Mustafa Şener, Mersin Üniversitesi Öğretim Üyesi
206. Yrd. Doç. Dr. Mustafa Topkara, MSGSÜ
207. Yrd. Doç. Dr. N. Gamze Toksoy, MSGSÜ
208. Yrd. Doç. Dr. Nazan Üstündağ, Boğaziçi Üniversitesi
209. Yrd. Doç. Dr. Nihan Ciğerci Ulukan, Ordu Üniversitesi
210. Yrd. Doç. Dr. Oğuz Arıcı, Haliç Üniversitesi
211. Yrd. Doç. Dr. Onur Demir, Yeditepe Üniversitesi
212. Yrd. Doç. Dr. Özgür Yılmaz, Koç Üniversitesi
213. Yrd. Doç. Dr. Özlem Vapur, Muğla Üniversitesi
214. Yrd. Doç. Dr. Pınar Ecevitoğlu, Ankara Üniversitesi
215. Yrd. Doç. Dr. Reyda Ergün, Kadir Has Üniversitesi
216. Yrd. Doç. Dr. Saadet Aydın, Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi
217. Yrd. Doç. Dr. Sanlı ATEŞ, Çukurova Üniversitesi
218. Yrd. Doç. Dr. Sebiha KABLAY, Ordu Üniversitesi
219. Yrd. Doç. Dr. Selim Çakmaklı, Mersin Üniversitesi
220. Yrd. Doç. Dr. Selim Temo, Mardin Artuklu Üniversitesi
221. Yrd. Doç. Dr. Selime Güzelsarı, Abant İzzet Baysal Üniversitesi
222. Yrd. Doç. Dr. Sema Bayraktar, İstanbul Bilgi Üniversitesi
223. Yrd. Doç. Dr. Sonay Bayramoğlu, Gazi Üniversitesi
224. Yrd. Doç. Dr. Ş. Gürçağ Tuna, Tunceli Üniversitesi
225. Yrd. Doç. Dr. Taylan KOÇ, Çukurova Üniversitesi
226. Yrd. Doç. Dr. Tuna Kuyucu, Boğaziçi Üniversitesi
227. Yrd. Doç. Dr. Ulaş Başar Gezgin, Nişantaşı Üniversitesi
228. Yrd. Doç. Dr. Umut Ulukan, Ordu Üniversitesi
229. Yrd. Doç. Dr. Ü. Anıl Doğan, İTÜ
230. Yrd. Doç. Dr. Ülkü Güney, Maltepe Üniversitesi
231. Yrd. Doç. Dr. Yavuz Yıldırım Niğde Üniversitesi
232. Yrd. Doç. Dr. Yonca Demir, İstanbul Bilgi Üniversitesi
233. Yrd. Doç. Dr. Zeynep Gönen, Beykent Üniversitesi
234. Yrd. Doç. Dr. Zeynep Kadirbeyoglu, Boğaziçi Üniversitesi
235. Yrd. Doç. Dr. Zeynep Uysal, Boğaziçi Üniversitesi
236. Okt. Abidin Çevik, Kocaeli Üniversitesi
237. Öğr. El. Sarphan Uzunoğlu, Kadir Has Üniversitesi
238. Öğr. Gör. Aydın Gelmez, Dicle Üniversitesi
239. Öğr. Gör. Ayşe Ertuğrul, Bahçeşehir Üniversitesi
240. Öğr. Gör. Dalsu Özgen, ODTÜ
241. Öğr. Gör. Ali Karadogan, Ankara Üniversitesi
242. Öğr. Gör. Dr. Ayşe Okvuran, Ankara Üniversitesi
243. Öğr. Gör. Dr. Ayşe Serdar, İTÜ
244. Öğr. Gör. Dr. Ayşegül Kanbak, Kocaeli Üniversitesi
245. Öğr. Gör. Dr. Begüm Başdaş, Bilgi Üniversitesi
246. Öğr. Gör. Dr. Biriz Berksoy, İstanbul Üniversitesi
247. Öğr. Gör. Dr. Burak Sönmezer, Atılım Üniversitesi
248. Öğr. Gör. Dr. Özgür Öztürk, Ondokuz Mayıs Üniversitesi
249. Öğr. Gör. Elif Çağış, Yeditepe Üniversitesi
250. Öğr. Gör. Eren Alkan, İzmir Üniversitesi
251. Öğr. Gör. Gülengül Altıntaş, Bahçeşehir Üniversitesi
252. Öğr. Gör. Hakan Coşkun, Mustafa Kemal Üniversitesi
253. Öğr. Gör. İpek Seyalıoğlu, Boğaziçi Üniversitesi
254. Öğr. Gör. Mehmet Atlı, Mardin Artuklu Üniversitesi
255. Öğr. Gör. Nihat Koçyiğit, İzmir Üniversitesi
256. Öğr. Gör. Sibel Çelikel Yiğiter, Kocaeli Üniversitesi
257. Öğr. Gör. Umut Şah, İstanbul Arel Üniversitesi
258. Öğr. Gr. Dr. Evren Balta, YTÜ
259. Öğr. Gör. Haşim Cem Çelik, Celal Bayar Üniversitesi
260. Öğr. Gör. Özgür ÖKTEMÜ, Şırnak Üniversitesi
261. Yrd. Doç. Dr. Pelin Yalçınoğlu, Anadolu Üniversitesi
262. Öğr. Gör. Yusuf ÇİFTÇİ, Mardin Artuklu Üniversitesi
263. Öğr. Gör. Korkut AKIN
264. Okt. Refik Baysal, MSGSÜ
265. Okt. Tülay Özenç, İzmir Üniversitesi
266. Öğr. Gör. Elçin Arabacı, Georgetown Üniversitesi
267. Öğr. Gör. Elvan Aksen, Kocaeli Üniversitesi
268. Dr. Ali Somel, Ankara Üniversitesi
269. Dr. Ayça Alemdaroğlu, Stanford University
270. Dr. Ayşe Senem Donatan
271. Dr. Barış Karaağaç, Trent University, Kanada
272. Dr. Barış Kılıçbay, Abant İzzet Baysal Üniversitesi/Pennsylvania Üniversitesi
273. Dr. Bengi Akbulut, Bağımsız araştırmacı
274. Dr. Cenap Yoloğlu, Mersin Üniversitesi
275. Dr. Cenk Yiğiter. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi
276. Dr. Duygu Türk, Ankara Üniversitesi
277. Dr. Düzgün Çakırca
278. Dr. Ece Öztan, Yıldız Teknik Üniversitesi
279. Dr. Emrah Pelvanoglu
280. Dr. Ersin Asliturk, Ottawa, Canada
281. Dr. Esengül Ayyıldız, Çukurova Üniversitesi
282. Dr. Esra Ergüzeloğlu-Kilim, Mersin Üniversitesi
283. Dr. Funda Karapehlivan, Marmara Üniversitesi
284. Dr. Gaye Yılmaz, Boğaziçi Üniversitesi
285. Dr. Gökçen Başaran İnce, Ege Üniversitesi
286. Dr. Güçlü Ateşoğlu, MSGSÜ
287. Dr. Gülhan Balsoy, Işık Üniversitesi
288. Dr. Gürel Tüzün
289. Dr. İnci Solak Akman, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi
290. Dr. Kerem Gökten, Ordu Üniversitesi
291. Dr. Koray Yılmaz
292. Dr. M. Gürsan Şenalp, Atılım Üniversitesi İktisat Bölümü
293. Dr. Malte Fuhrmann, Orient-Institut Istanbul
294. Dr. Mehmet Karlı, Galatasaray Universitesi
295. Dr. Mehmet Penpecioğlu, ODTU
296. Dr. Mesut Muyan, PhD, ODTÜ
297. Dr. Mesut Sert, Akdeniz Üniversitesi
298. Dr. Nazır Kapusuz, Sosyal Haklar Derneği
299. Dr. Necat Akyıldız, Em. Öğr. Üyesi
300. Dr. Nil Mutluer, Fatih Üniversitesi
301. Dr. O. Özgür Güven, İstanbul üniversitesi
302. Dr. Osman Cen, Chicago
303. Dr. Özge Biner, Strasbourg Universitesi
304. Dr. Özge Ertem
305. Dr. Özlem Albayrak, Ankara Üniversitesi
306. Dr. Seda Altug, Boğaziçi Üniversitesi
307. Dr. Sinan Yıldırmaz
308. Dr. Tolga Tören, Araştırmacı
309. Dr. Ümit Akçay, New York Üniversitesi
310. Dr. Zafer Yılmaz, Ankara Üniversitesi
311. Dr. Zeliha Hacımuratlar, Ankara Üniversitesi
312. Arş. Gör. Erkan Bozkurt, Ege Üniversitesi
313. Arş. Gör. Adem Yesilyurt, ODTÜ
314. Arş. Gör. Akın Atauz
315. Arş. Gör. Ali Tolga Özden, ODTÜ
316. Arş. Gör. Armağan Öztürk, Ankara Üniversitesi
317. Arş. Gör. Aydın Arı, Dokuz Eylül Üniversitesi
318. Arş. Gör. Aydın Ördek, Ankara Üniversitesi
319. Arş. Gör. Ayşe Arslan, Hacettepe Üniversitesi
320. Arş. Gör. Bahar Şimşek, Ankara Üniversitesi, İletişim Fakültesi
321. Arş. Gör. Barış Mutluay, Hacettepe Üniversitesi
322. Arş. Gör. Başak Demir, Galatasaray Üniversitesi, Sosyoloji
323. Arş. Gör. Behlül Çalışkan, Marmara Üniversitesi
324. Arş. Gör. Berhan SONER, MSGSÜ
325. Arş. Gör. Berrak Karahoda, İstanbul Bilgi Üniversitesi
326. Arş. Gör. Berrak Karahoda, İstanbul Bilgi Üniversitesi
327. Arş. Gör. Burçin Kalkın Kızıldaş, Ankara Üniversitesi
328. Arş. Gör. Cafer Sarıkaya, Yeditepe Üniversitesi
329. Arş. Gör. Can Irmak Özinanır, Ankara Üniversitesi
330. Arş. Gör. Cansu Akbaş, Ege Üniversitesi
331. Arş. Gör. Cavidan Soykan, Ankara Üniversitesi
332. Arş. Gör. Cemil Yıldızcan, Galatasaray Üniversitesi
333. Arş. Gör. Ceren Salmanoğlu, Ankara Üniversitesi 4
334. Arş. Gör. Ceren Saran, İstanbul Arel Üniversitesi
335. Arş. Gör. Coşku ÇELİK, Celal Bayar Üniversitesi
336. Arş. Gör. Demet Bolat, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi
337. Arş. Gör. Deniz Ali Gür, Muğla Üniversitesi
338. Arş. Gör. Deniz Demir, Marmara Üniversitesi
339. Arş. Gör. Deniz Özçetin, ODTÜ
340. Arş. Gör. Dinçer Çevik, Muğla Üniversitesi
341. Arş. Gör. Dr. Aslı Yılmaz Uçar, ODTÜ
342. Arş. Gör. Dr. Cem Özatalay, Galatasaray Üniversitesi
343. Arş. Gör. Dr. Ceren Sözeri, Galatasaray Üniversitesi
344. Arş. Gör. Dr. Gülşah Kurt, Galatasaray Üniversitesi
345. Arş. Gör. Dr. Melehat Kutun Gürgen
346. Arş. Gör. Dr. Ruhi Demiray, Kocaeli Üniversitesi
347. Arş. Gör. Dr. Sarp Balcı, Ankara Üniversitesi
348. Arş. Gör. Dr. Seçkin Sertdemir Özdemir, Galatasaray Üniversitesi
349. Arş. Gör. Dr. Uraz AYDIN, Marmara Üniversitesi
350. Arş. Gör. Duygu Canan Öztürk, ODTÜ
351. Arş. Gör. Ece Baykal, Marmara Üniversitesi
352. Arş. Gör. Emre Canpolat, Hacettepe Üniversitesi
353. Arş. Gör. Ercan Şen, Ankara Üniversitesi
354. Arş. Gör. Evrim Yörük, Ankara Üniversitesi
355. Arş. Gör. Eylem Canaslan, Kırklareli Üniversitesi
356. Arş. Gör. Ezgi Burgan, Muğla Üniversitesi
357. Arş. Gör. Feray Artar, Ankara Üniversitesi
358. Arş. Gör. Ferda Uzunyayla, AİBÜ
359. Arş. Gör. Gamze Polat, Ankara Üniversitesi
360. Arş. Gör. Gonca Erol, Galatasaray Üniversitesi
361. Arş. Gör. Gökçe Zeybek, Hacettepe Üniversitesi
362. Arş. Gör. Gülce Çetiner, Ege Üniversitesi
363. Arş. Gör. Gülşah Gülen, ODTÜ
364. Arş. Gör. Günce Sabah Eryılmaz Bahçeşehir Üniversitesi
365. Arş. Gör. Güneş Gümüş, Ankara Üniversitesi
366. Arş. Gör. Güneş Sevinç, Yıldız Teknik Üniversitesi
367. Arş. Gör. İbrahim Gündoğdu, ODTÜ
368. Arş. Gör. İnan Özdemir Taştan, AÜ. İletişim Fakültesi
369. Arş. Gör. Mehtap Tosun, ODTÜ
370. Arş. Gör. Mühdan Sağlam, Ankara Üniversitesi
371. Arş. Gör. Nalan Ova, Selçuk Üniversitesi
372. Arş. Gör. Nisan Kuyucu, Ankara Üniversitesi
373. Arş. Gör. Nuri Yeşilyurt, Ankara Üniversitesi
374. Arş. Gör. Özgen Yalçın, Adnan Menderes Üniversitesi
375. Arş. Gör. Özgür Bal, ODTÜ
376. Arş. Gör. Rana Gürbüz, YYÜ
377. Arş. Gör. Safiye Ateş Durç, Ankara Üniversitesi
378. Arş. Gör. Seçil Doğuç, Galatasaray Üniversitesi
379. Arş. Gör. Sedat Yağcıoğlu, Hacettepe Üniversitesi
380. Arş. Gör. Selim Heper, ODTÜ
381. Arş. Gör. Selin Pelek, Galatasaray Üniversitesi
382. Arş. Gör. Sercan Kıyak, Muğla Üniversitesi
383. Arş. Gör. Serkan Günay, ODTÜ
384. Arş. Gör. Sıdıka Akdeniz, Şırnak Üniversitesi
385. Arş. Gör. Sipan Aslan, ODTÜ
386. Arş. Gör. Sümercan Bozkurt, ODTÜ
387. Arş. Gör. Şefik Özcan, Artuklu Üniversitesi
388. Arş. Gör. Uğur Yağan, Ankara Üniversitesi
389. Arş. Gör. Utku Özmakas, Hacettepe Üniversitesi
390. Arş. Gör. Ülkü Ay, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi
391. Arş. Gör. Ümit Sönmez, London School of Economics and Political Science, Londra
392. Arş. Gör. Yasin Durak, Ankara Üniversitesi
393. Arş. Gör. Yektanurşin Duyan, Mardin Artuklu Üniversitesi
394. Arş. Gör. Yusuf Avcı, Bartın Üniversitesi
395. Arş. Gör. Zehra Yılmaz, Van Yüzüncüyıl Üniversitesi
396. Arş. Gör. Zeynep Arıkanlı, Galatasaray Üniversitesi
397. Arş. Gör. İlker İnmez, Kocaeli Üniversitesi
398. Uzm. Duygu Abbasoğlu, Anadolu Üniversitesi
399. Uzm. Galip Deniz Altınay, Mersin Üniversitesi
400. Berk Esen, Cornell Üniversitesi, Doktora
401. Birol Dinçel, MSGSÜ, Doktora
402. Burak Gürel, Johns Hopkins Üniversitesi, Doktora
403. Burcu CINGAY, Boğaziçi Üniversitesi, Doktora
404. Demir Demiroz, ODTÜ, Doktora
405. Emine Sarikartal, Université Paris Ouest Nanterre La Défense, Doktora
406. Esra Sarioglu, Binghamton Üniversitesi, Doktora
407. Ezgi Dogru, York Üniversitesi, Doktora
408. Gözde Orhan, Boğaziçi Üniversitesi, Doktora
409. İdil Çetin, Galatasaray Üniversitesi, Doktora
410. İhsan Ercan Sadi, New York Üniversitesi, Doktora
411. K. Onur Unutulmaz, University of Oxford
412. Ozan Değer, Ankara Üniversitesi, Doktora
413. Önder Küçükural, Sabancı Üniversitesi, Doktora
414. Özgür Balkılıç Wilfrid Laurier University, Doktora
415. Özgür Sevgi Göral, EHESS, Doktora
416. Saliha Yazgaç, ODTÜ, doktora
417. Yağmur Ceylan Uslu, Galatasaray Üniversitesi, Doktora
418. Yonca Güneş YÜCEL, MSGSÜ, Doktora

akademikprotesto_6ocak2013

12 Ocak 2013 / Akademisyenlerin YÖK yasa taslağı ve ODTÜ özelinde akademiyi kişiliksizleştirme çabaları protestosu

“Üniversitelerdeki baskı, yıldırma, YÖK Yasa Taslağı ve son dönemde ODTÜ özelinde cereyan eden akademiyi kişiliksizleştirme çabalarına karşı” Türkiye’nin dört bir yanından çok sayıda akademisyen 12 Ocak Cumartesi günü Ankara’da bir araya gelecek. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi önünde buluşacak olan akademisyenler Kızılay’a dek yürüyüş yapacak.

SBF önünde saat 12.30’da başlayacak olan yürüyüş, Sakarya Meydanı’na gelindiğinde yapılacak basın açıklaması ile sona erecek.

Yürüyüşe çağrı metni şöyle:

“Biz aşağıda isimleri bulunan kurumlar olarak 12 Ocak 2013 tarihinde, üniversitelerdeki baskı, yıldırma, YÖK Yasa Taslağı ve son dönemde ODTÜ özelinde cereyan eden akademiyi kişiliksizleştirme çabalarına karşı merkezi bir ‘akademisyen yürüyüşü’ düzenliyoruz.

Düzenleyici kurumlar olarak 22 Aralık’ta Ankara’da gerçekleştirdiğimiz ilk toplantıda belirlenen ilkeler şu şekildedir:

Etkinliğin tümü öğrenci ve üniversite emekçilerinin katılımına açık olmakla birlikte akademisyenlerin ağırlıklı olduğu bir eylem olarak tasarlanmaktadır.

Yürüyüşümüz saat 12.30’da Siyasal Bilgiler Fakültesi önünden başlayacak ve 13.30 Sakarya Meydanı’nda sonlandırılacaktır. Alanda yapılacak konuşmaların bir saat sürmesi ve ardından akademisyenlerin halka bildiri dağıtması planlanmaktadır.

Yürüyüş düzeninin önde katılan akademisyen örgütlerinin ortak pankartı (isteyen dernekler kendi pankart, döviz ve flamalarını kullanabilir), üniversite emekçilerinin ortak pankartı ve kitle örgütleri, öğrenciler sırasıyla oluşturulmasının daha etkili olacağı düşünülmektedir.

Öğretim Üyelerinin binişleriyle (cübbe) gelmesi kamunun dikkatini artıracaktır.

Ortak bildirinin okunmasından sonra kurum sözcüleri üzerinden değil, akademiyi, üniversite emekçilerini, öğrencileri temsilen kısa konuşmaların yapılması tasarlanmaktadır.

Siz değerli dostlarımızın da düzenleyeceğimiz yürüyüşe katılmanız bizlere güç verecektir.”

Abant İzzet Baysal Üniversitesi Öğretim Elemanları Derneği, Akdeniz Üniversitesi Öğretim Elemanları Derneği, Başka Hacettepe Yok İnisiyatifi, Isparta Öğretim Üyeleri Derneği, Mülkiyeliler Birliği Derneği, ODTÜ Mezunları Derneği, ODTÜ Öğretim Elemanları Derneği, Trakya Üniversite Öğretim Elemanları Derneği, Üniversite Konseyleri Derneği ve Van Üniversite Öğretim Elemanları Derneği.

benimrektorumdegil

Ankara Üniversitesi Akademisyenlerinden ODTÜ’ye destek

Ankara Üniversitesi’nden 93 Öğretim Üyesi yayınlandıkları metinle Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde Başbakan’ı protesto eden öğrencilere yönelik tavra karşı kaygılarını dile getirdi.

ODTÜ’deki öğrencilerin Başbakan’ı demokratik haklarını kullanarak protesto etmek istemeleri üzerine polisin orantısız şiddetiyle karşılaştıklarının belirtildi:

“Olayların ardından 21 Aralık günü, Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Birimleri tarafından düzenlenen operasyonla, evlerine ‘baskın’ yapılarak gözaltına alınmaları, demokratik haklarını kullanan öğrencilerimize yönelik ciddi anlamda hak ihlallerinin yapıldığını/yapılacağını gösteriyor”
“Öğrencilerimize yönelik daha önceki dönemlerde de tanık olduğumuz tahammülsüzlüğü kaygıyla izlediğimizi, öğrencilerin en ufak tepkilerini terörizmle ilişkilendirerek kriminalize etme çabalarını demokratik bir ülkede yaşanmaması gereken durumlar olarak gördüğümüzü kamuoyuyla paylaşırız.”

Abdulcelil Kaya, Yard. Doç. Dr Abdurrahman Saygılı, Prof. Dr. Ahmet Haşim Kose, Prof. Dr. Ahmet Makal, Yard. Doç. Dr. Ahmet Murat Aytaç, Doç. Dr. Ahmet Yıldız, Dr. Akın Usupbeyli, Dr. Atilla Cangır, Arş. Gör. Aydın ÖRDEK, Prof. Dr. Ayhan Yalçınkaya, Dr. Aylin Aydoğan, Yard. Doç. Dr. B. Pınar ÖZDEMİR, Doç. Dr. Banu Yılmaz, Yard. Doç. Dr. Barış Ünlü, Doç. Dr. Bedriye Poyraz, Doç. Dr. Bülent Duru, Arş. Gör. Can Irmak Özinanır, Dr. Cenk Yiğiter, Yard. Doç. Dr. Çağla Kubilay, Yrd. Doç. Dr. Derya Hasta, Prof. Dr. Doğan Bor, Yard. Doç. Dr. Elçin Aktoprak, Elif Tuğba Doğan, Dr., Emel Memis, Yard.Doc. Dr. Emine G. Kapçı, Prof. Dr.Engin SARI, Prof. Dr Erel Tellal, Yard. Doç. Dr Fatma Türe, Doç. Dr. Fehmi Ekmekçi,. Yard. Doç. Dr. Ferda Dönmez Atbaşı, Prof. Dr. Ferit Pehlivan, Prof. Dr.Filiz Zabcı, Prof. Dr. Funda Acarlar, Doç Dr. Funda Başaran Özdemir, Doç. Dr. Funda Keskin, , Prof.Dr. G. Leyla Uzun, Doç. Dr. Gökhan Atılgan, Doç. Dr Gülseren Adakli, Dr. Gül Karagöz Kızılca, Prof. Dr. Gürol Seyitoglu, Doç. Dr. Hasan Hüseyin Aksoy, Prof. Dr., Iclal Ergenç, Prof. Dr. İlhan Uzgel, Prof. Dr İlkay Savcı, Araş. Gör. İnan Özdemir Taştan, İnci Solak Akman, Dr. Kemal Kızılca, Yard. Doç. Dr Kerem Altıparmak,. Prof. Dr L. Işıl Ünal, Prof. Dr. M.Lütfü Çakmakçı, Yard. Doç. Dr. Meltem Kayıran, Prof. Dr. Meral Uysal, Prof. Dr. Metin Baştuğ, Prof. Dr Metin Özuğurlu, Prof. Dr. Mine Gencel Bek, Doç. Dr. Murat Efe, Yard. Doç. Dr. Murat Sevinç, Doç. Dr. Mustafa Kemal Coşkun, Arş. Gör. Nail Dertli, Arş. Gör. Nazile İrem Yeşilyurt, Prof. Dr. Nejat Ulusay, Prof. Dr. Nejla Kurul, Doç. Dr. Nilgün Erdem, Prof. Dr. Nur Betül Çelik, Okan Ozansoy, Arş. Gör. Onur Can Taştan, Doç. Dr. Oya. S. Erdoğdu, Dr. Ozan Zengin, Yrd. Doç. Dr. Ömer Kutlu, Dr. Özden Şener, Dr. Özgür Aydın, Dr. Özkan Agtaş, Dr. Özlem Albayrak, Doç. Dr. Perican Bayar, Yard. Doç. Dr. Pınar Ecevitoğlu, Refik Turan, Prof. Dr. Ruhsar Yanmaz, Öğr. Gör. Sarp Balcı, Doç. Dr. Seçkin Özsoy, Prof. Dr. Sedat Dönmez, Arş. Gör. Selin Seçil Akın, Serdar Şahinkaya, Doç. Dr. Sevilay Çelenk Özen, Doç. Dr. Seyhan Erdoğdu, Öğr. Göv Taylan Bali, Prof. Dr. Tevhide Kargın, Prof. Dr. Tülin Öngen, Öğr. Gör. Yalçın GÜÇER, Prof. Dr. Yalçın Memlük, Arş. Gör. Yasin Sönmez, Yrd. Doç. Dr. Yiğit Karahanoğulları, Dr. Zafer Yılmaz, Prof. Dr. Zeliha Etöz.

kadinlarbarisistiyor_video

video: Kadınlar Barış İstiyor

Savaş, gençleri ya öldürür, ya katil yapar.
Savaşa karşı, silahlar sussun, insanlar konuşsun diye.

Bu video 2011 Eylül’ünde kaydedildi, 2012 1 Eylül’ünde ilk kez yayınlanıyor. Gönüllü çevirmenlerin katkılarıyla, yeni görüntülerin de eklenmesi ile birkaç dilde aynı anda tekrar yayınlanması planlanıyor.

çevirmenler: balikbilir@gmail.com adresinden gönüllü olduklarını ve çevirebilecekleri dilleri bildirebilirler.

videoyu yayın, paylaşın ki, sesimiz barış olsun.

Video: Tayyip kaç kaç kaç! Kadınlar geliyor!

video: tayyip kac kac kac ! kadinlar geliyor !

gelsin baba, gelsin koca! gelsin !

Kendin Yat Kuluçkaya ! 1

Kendin Yat Kuluçkaya ! 2

basin aciklamasi – 1 – kürtaj haktır, uluduere cinayet !

ANKARA KADIN PLATFORMU EYLEMİNİN BASIN AÇIKLAMASI

——————————————————————————–­—
KÜRTAJ HAKTIR, ULUDERE (ROBOSKİ) KATLİAM!

Başbakan, ilk olarak Uluslararası Nüfus ve Kalkınma Konferansı’nda yaptığı konuşmada “Sezaryenle doğuma karşıyım. Kürtajı bir cinayet olarak görüyorum” dedi. Ardından AKP Kadın kolları 3. Olağan Kongresinde “Her kürtaj bir Uludere’dir!” diye devam etti. Kendisine tepki gösteren kadınları “Bazı terbiyeden muaf tipler” diye tanımlayıp “Bu ülkede her meselenin sorumlusuyum ben başbakan olarak” diyerek rahmimizden dahi sorumlu olduğunu ilan etti.

Biz başbakanın devlet şiddetini gizlemek ve bundan doğan sorumluluktan kaçmak için kadın bedenine saldırmasına ilk kez tanık olmuyoruz. Yarın yıldönümü olacak olan Hopa olaylarının ardından yaptığı açıklamada da aynı Uludere’dekine benzer biçimde, özür dilemek yerine, polis şiddeti sonucu kalçası kırılan arkadaşımızdan “kız mıdır, kadın mıdır” diye bahsederek, kadın bedenine yönelik düşmanca tavrını zaten ortaya koymuştu.

Yaklaşık 150 gündür, Uludere katliamının katillerini bulamayan başbakan, bu kez de kürtaj açıklamasıyla kadınları katil ilan etti. Oysa polis şiddeti sonucu, hamile bir öğrenci çocuğunu düşürdüğünde, sorumlu polise katil demek başbakanın hiç aklına gelmemişti! Çünkü başbakanın esas derdi; çocukları yaşatmak değil, kadın bedeni üzerinde denetim ve tahakküm kurmaktır. Kürtajı bir cinayetmiş gibi gösterip, kadınlarda suçluluk hissi yaratmaya çalışırken, kendisi katledilen Kürtlere ilişkin olarak hiçbir suçluluk ve sorumluluk duymadığını tüm açıklama ve icraatlarıyla ortaya koymaktadır.
Hepimizin gözü önünde katledilen 35 canla, tıbben ve hukuken canlı bile sayılmayan bir hücreyi eş tutan başbakan öncelikle Uludereli analardan ve tüm kadınlardan özür dilemelidir.

Başbakan ve şürekâsı, kadınları birer kuluçka makinesi olarak görmekte ve doğum sayısını arttırarak dünya piyasalarına pazarlayacağı ucuz işgücünü garanti altına almaya çalışmaktadır. “Ben bu ülkeyi pazarlamakla mükellefim” diyen Tayyip Erdoğan için kadın bedeni de üzerinde kontrol kurmaya çalıştığı bir pazarlık malzemesidir. Yeni çıkarılan ‘4+4+4 eğitim yasası’ ve gündemdeki ‘kürtaj yasağı’ birlikte değerlendirildiğinde, AKP’nin asıl derdinin, ucuz ve niteliksiz işgücüyle beraber, kızlardan genç analar ve erkeklerden de savaşa/ölüme göndereceği askerler üretmek olduğu anlaşılmaktadır. Bizler çocuk yaşta işçi, ana ve asker olacak bebekler doğurmayacağız!

Ayrıca hatırlatmak isteriz ki, Kadınlara Karşı Her Türlü Ayırımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi’ni (CEDAW) ilişkin belgeleri daha önce teslim eden Türkiye, 29 Ekim 2002 tarihinden itibaren dünyada CEDAW İhtiyari Protokolü’ne taraf olan 48. ülke konumuna gelmiştir. Bu antlaşmaya göre “Taraf devletler, doğurganlık ve üremeyle ilgili zor kullanmayı önlemek için tedbirler alınmasını sağlamalı ve kadınların doğurganlık kontrolüyle ilgili uygun hizmetlerin olmaması nedeniyle yasadışı kürtaj gibi güvenli olmayan tıbbi uygulamalar arayışına girmeye zorlanmamasını sağlamalıdır”. Başbakanın son açıklamaları, insan ve kadın haklarına ilişkin imzalanmış olan bu uluslararası antlaşmalara kesinlikle ters düşmektedir.

Biz kadınlar;

Kürtaj hakkımız bahane edilerek bedenimizin, emeğimizin ve geleceğimizin denetim altına alınmaya çalışıldığının farkındayız. Ne “kürtaj hakkımızın” ne de “bedenimiz, emeğimiz ve cinselliğimiz üzerindeki haklarımızın” sınırlandırılmasına izin vermeyeceğiz.

Ne Tayyip istediği için, ne de piyasanın ihtiyaçları için çocuk doğurmayacağız. Bedenimiz bizimdir, üzerindeki hak ve tasarruf yetkisi bize aittir.

Başbakan cansız fetüs hücresiyle uğraşacağına devlet eliyle canı alınan Uludereli çocukların ve sistematik kadın cinayetlerinin hesabını versin!

Kendisinin de kabul ettiği gibi başbakan devletin “tasarrufundaki” her şeyden” sorumludur. Yani Uludere, Hopa’daki devlet şiddeti, tecavüzcülerin cezalandırılmaması, kadın katillerinin haksız tahrik ile taçlandırılması bizzat Başbakanın sorumluluğudur. Ancak kadın bedeni, cinselliği ve doğurganlığı Başbakanın tasarrufunda değildir. Başbakan işine bakmalı ve haddini bilmelidir.

ANKARA KADIN PLATFORMU

Yüzyıl Faşizme Karşı Yürüdü – video

Faşist Çetelere Bırakmıyoruz, Mahallemize Sahip Çıkıyoruz!

 8 Nisan’ı, 9 Nisan’a bağlayan gece saat 01.30’da Yüzüncü Yıl Mahallesi’nde  konser afişi asan üniversitelilere gece boyunca sokakta Siyah Renault Megan ile plakasını bezle kapatmış şekilde devriye gezen 5 kişilik faşist çete, ODTÜ Mezunları Derneği girişi önünde silah ve satırlarla saldırdılar. Olayda şans eseri yaralanan olmadı.

Saldırıda bulunan 5 kişinin arasında DTCF’de bir üniversiteliyi satırla yaralayan şahısların da bulunması , DTCF’de yaşanan olayların ardından devrimci, demokrat ve yurtsever öğrenci avı için ODTÜ öğrencilerinin yoğun yaşadığı 100.yıl semtine gelen çetenin saldırısı tesadüf değil, organize ve planlı bir saldırıdır.

Çete, Yüzüncü Yıl sokaklarını, gece devriye gezerek zapt edebileceğini, mahallenin sahipsiz olduğunu düşünecek kadar saldırganlaşmış ve gözü dönmüş halde muhaliflerin canına kast eden saldırılarını sürdürmektedir.

Saldırılara karşı birlik olmazsak, ciddi yaralama ve hatta ölümle sonuçlanacak olayların yaşanması işten bile değildir.

Devrimci geleneğini sürdüren ODTÜ’nün, yanı başındaki mahallesini faşist çetelere bırakması düşünülemez. ODTÜ’lü devrimcileri yıldırmaya dönük bu saldırılar beyhudedir, ODTÜ ilerici ve demokrat tavrıyla anılmaya devam edecektir.

Tüm bu nedenlerle, 12 Nisan Perşembe akşamı Faşist Çetelere Karşı Mahallemize Sahip Çıkmak ve faşist çetenin saldırdığı, teslim almaya çalıştığı sokakları dayanışma şiarıyla savunmak için yürüyoruz.

Kendinden olmayan her şeye düşman bu faşist çetenin saldırısına karşı mahallemizin sahipsiz olmadığını göstermek için tüm ODTÜ’lüleri mahallesine sahip çıkmaya çağırıyoruz.

Tarih : 12 Nisan Perşembe

Buluşma :

19.30 – 2. Yurt Önü
20.30 – Yüzüncü Yıl Migros Önü

 

Fotoğraflar: Dikmen Vadisi’nde yıkım başladı. (Güncelleme 11 Ocak 2011, 19:30).

11 Ocak 2011

Yıkım ekipleri Dikmen Vadisi’ne girmeye başladılar.

Erişebilen herkesin orada olması önemli ve gereklidir.
Gelişmeleri bu linkten takip edebilirsiniz.
son-dakika-dikmen-vadisinde-yikim
Dikmen Vadisi Direniyor.

[imagebrowser id=3]

tüm fotograflar: ecemmorkoyun

11:45 Yıkım ekipleri mahalledeki diğer evlerden birine doğru yönleniyor.

11:30 Atık Kağıt işçilerine ait olduğu bilinen bir ev yıkıldı.
11:00 Dikmen Halkı, her türlü hak mücadelesinde yanlarında oldukları Ankara Halkından destek bekliyor.

11:00 Yıkım işçilerin mahalleden çoktan ayrıldıkları bir saatte yapıldığı için mahallede daha çok kadınlar ve çocuklar kalmış durumda.  Mahalleden 100 civarında insan yıkıma karşı durmak için Barınma Hakkı Bürosunun önünde toplandı. Saatler geçtikçe sayının artması bekleniyor.
11:00 Dozerler mahalleye girmek üzere. Çevik Kuvvet yıkıma destek veriyor.
10:45 Mahallenin girişinde çok sayıda dozer ve polis aracı gözlendi.

 

 

 

 

Zorla tahliye ve yıkım çok ciddi bir insan hak ihlalidir!

Dikmen Vadisi Direniyor. foto: Birgün

DÜN NE OLMUŞTU?

10 Ocak 2011
15:00 Mahallenin girişinde çok sayıda dozer ve polis aracı gözlendi.
15:20 Mahalle halkından yıkım başlayacağı haberi geldi ve destek istendi.
15:30 Yoğun Kar yağışı nedeniyle erişim zor sağlanıyor.
15:40 Dün Gökçek’le masaya oturan vadi halkına, daha önce yaptıkları anlaşma dışında şeyler önerildiği söyleniyor.
16:00 Yıkım araçları ve polis ekipleri mahalleyi terk ettiler.
Mahalle halkı Gökçek’le anlaşmadığını, kimsenin evlerini satmadığını söylerken, yıkım ekiplerinin bu hafta tekrar gelebileceği söyleniyor.

vadiden gelen son açıklama şöyle:

Dikmen Vadisi halkı İ.Melih Gökçek’le anlaşmayı belirsiz anlaşma koşullarından dolayı kabul etmemiştir. Bugün ise bir yıkım provası gerçekleştirilmiştir. Vadi halkı cevabını yarın yapacağı yürüyüş ile verecektir. Dikmen vadisi direniş yeniden başlıyor.

DİKMEN VADİSİ GECEKONDULARININ YIKIM PLANI VE HAZIRLIK ÇALIŞMALARI
· Dikmen Vadisi, Yasak Bölge ilan edilecek. Vadiye giden bütün yollar, İlker 1. Cadde dahil olmak üzere trafiğe ve insan geçişine kapatılacak.
· Yıkım süresince hiçbir basın mensubu Dikmen Vadisine alınmayacak. Yıkımda ortaya çıkan kötü görüntüler engellenecek.
· Dikmen vadisinin dünya ile irtibatı kesilecek. Hiçbir kişi ve kurumun da girmesine müsaade edilmeyecek.
· Elektrik şebekesi ana hatlardan kesilecek.
· Su şebekesi ana hatlardan kesilecek.
· Mahallede olası bir direnişi engellemeye dönük, mahallede önderlik yapan kişiler bir kaç gün önceden gözaltına alınacak.
· 10 adet sallama tabir edilen paletli yıkım kepçesi, 90 adet sair dozer ve kepçe temin edilmiş durumda.
· 500 işçi evlerin eşyalarını boşaltmak üzere belediye birimlerinden seçilmiş ve listesi hazırlanmış durumda.
· Bir hafta sürmesi planlanan yıkım çalışmalarına eşlik etmek üzere çevre illerden Çevik Kuvvet takviyesi yapılacak.
· Dikmen Vadisinde belediye ekipleri ve çevik kuvvetin bir hafta karargâh kurması için gerekli tedbirler alınacak.
· Yıldız polis karakolunun altındaki araziye kurulacak büyük bir sahra çadırından operasyon idare edilecek.
· İlk etapta mahallenin önderlerinin evleri yıkılacak. Tarık Çalışkan başta olmak üzere 18 kişinin evi yıkılacak.
· İlk hamlede Mahallede bulunan Barınma Hakkı Bürosu ele geçirilecek. Direniş eğilimi gösterenlerin moral olarak çökertilmesi hedeflenecek.
Konuyla ilgili bir acil çağrı metni de ektedir.
Gelişmeleri e-posta yolu ile ya da www.dikmenvadisi.org sitemizden duyurmaya devam edeceğiz.
ACİL ÇAĞRI ! ACİL ÇAĞRI ! ACİL ÇAĞRI ! ACİL ÇAĞRI !
Dikmen Vadisi halkı yeni bir yıkım saldırısı ile karşı karşıya !
Onlarla dayanışmak ve gündemdeki yıkım saldırısını önlemek için, aşağıdaki metni ya da kendinizin hazırlayacağı benzer bir metni; faks, e-posta, mektup veya telgraf yolu ile yine aşağıda önerilen kişilere/kurumlara iletmenizi diliyoruz.
Zamanın sınırlı olduğunu lütfen dikkate alınız. Katkınız ve dayanışmanız için şimdiden teşekkür ederiz.
Dikmen Vadisi Barınma Hakkı Bürosu
www.dikmenvadisi.org

odtupetsise_e

Bakımsızlıktan can çekişmiyoruz

Hükümete yakınlığı ile bilinen bir televizyon kanalının yaptığı habere göre, 3 pet şişe, 1 bira kutusu ve insan boyunu geçen otlar nedeniyle ODTÜ Kampüsü can çekişiyor.

Habere göre, Çevre Mühendisliği Bölümü’nün çevresinde bile çevresel sorunlar var.

Anaakım medyanın çamurlarına karşı tek soru: Gerizekalı mısınız arkadaşım?

Ne ODTÜ’nün yanlış yönetim anlayışı, ne de Gökçek’in pislikleri! Fillere isyan, çimenlere özgürlük !

Baskı için afişin yüksek çözünürlüklü versiyonlarını isteyiniz.

Son Dakika: Hopa Davası’nda Tutuklanan Doruk Yıldırım Karakolda !

Hopa Davası kapsamında  tutuklanan ve 24 saat önce gözaltına alınan Halkevleri üyesi Hamza Doruk Yıldırım ifade vermek üzere karakola alındı. Bugün sabah saatlerinden beri Saime Kadın Karakolu’ndan tutulan Doruk’u almak için kalabalık bir grup karakol önünde bekliyor.

* Doruk 22:30 da serbest bırakıldı.

 

Son güncelleme: 12.12.2011 12:30

balikbilir

Balıkbilir iki video ile II.Uluslararası Gençlik Filmleri Festivali’nde !

II.Uluslararası Gençlik Filmleri Festivali 20 Aralık’ta Başlıyor

Dünyada ve ülkemizde gençliğin akademik, ekonomik ve kültürel sorunlarının, yaşayış biçimlerinin, isteklerinin, hayallerinin işlendiği filmlerin yer aldığı ‘ ”Uluslararası Gençlik Filmleri Festivali’ ikinci yılına giriyor. Gençlik Filmleri Festivali; İstanbul, Ankara, İzmir, Eskişehir, Bursa, Kocaeli, Kütahya, Antalya, Mersin ve Zonguldak Gösterimleri ile yaklaşık 15.000 Üniversiteliyle buluştu. Gösterimler ve Açılış Galaları Türkiye’nin birçok Üniversitesinde devam etmekte ve başlangıç 20 Aralık 2011.

FESTİVAL SORUYOR: “NE YASAK?”
2010 yılında Türkiye’nin dört bir yanındaki üniversitelerde gençliğin sesini, sözünü perdeye yansıtan gençlik filmleri festivali, ikinci yılını “yasak” teması ile açıyor. Festival hem genç yönetmenlere hem de izleyicilere bu sene birçok soru soracak. Bunların başında “Ne Yasak?” sorusu geliyor. Gençlik Filmleri Festivali’nin gönüllülerinden oluşan Kolektif Sinema ekibi Türkiye’de ve dünyada son dönemlerde artan baskı ve denetim mekanizmalarına dikkat çekerek, gençlerin festivalinde, gençlerin öncülüğünde yasak olanı yeniden ortaya çıkarmak, keşfetmek, anlatmak, dinletmek, göstermek hatta teşhir etmek gerektiğini söylüyor. Basılmamış kitapların toplatılması, internete sansür getirilmesi, ıslık çalmanın ve şarkı söylemenin yasak olması, düşüncenin, fikir, eylem ve ifade özgürlüğünün engellenmesi, hatta karikatürlere bile cezalar yağması, sokağa çıkanın hapse atılması ve nicelerini anlatacak bu sene Gençlik Filmleri Festivali. Festivalde ayrıca dönem dönem “Sansüre uğramış” filmler de “Sansürsüz” başlığında gösterilecek.

Ne Yapsak ?
Festivalin sorduğu sorulardan biri de “Ne Yapsak?” olacak. Festival bir anlatı ve iletişim biçimi olan sinemayı kullanarak “ne yapsak” sorusunun cevabını arayacak. Yasakları anlatmak, yine gençlere düşecek. Festivalin ortaya çıkış amaçlarından biri olan; genç yönetmenleri film çekmeye teşvik etmek ve “ödüllü yarışmalarla, eleme usulüyle, yüksek prodüksiyonlarla” değil; genç yönetmenlerin anlatabildiği ile – anlatabildiği kadarı ile var olmasının sağlanmaya çalışıldığı “genç yönetmenlerden kısa filmler” de, Yasak teması kapsamında izleyiciyle buluşacak.

Festivalin amaçları !

2010 yılında hazırladığı festival dosyası ile sinemaya dair fikirlerini birleştiren Kolektif Sinema Ekibi, günümüz sineması için : “Günümüzde kitle iletişimde “tüketici” olarak kodlanan bireylerin katılım kanalları yok denecek kadar azdır. Aynı şekilde üretimi gerçekleştiren emekçiye de “ekonomik imkanları” kadar kitleye ulaşabilmek düşmektedir. Ressam, yazar, tiyatrocu, sinemacı, gazeteci, ses sanatçısı vb. herkes, her alanda bu zorluğu yaşamaktadır. Görsel imkânların bu denli arttığı günümüzde, kuşkusuz sinema bir sanat ve iletişim alanı olarak başı çekmektedir. Sanat alanı olmakla birlikte kitle iletişim aracı olma özelliğini taşıyan sinema aynı zamanda –televizyon ile birlikte- piyasa kültürünün en yaygınlaştığı alan olarak da baştadır. Sinema artık biletlere, kampanyalara ve ücretli festivallere sığdırılmıştır. Sinema ile ilişki kurabilmenin birinci yolu paradır. Özellikle gençlerin rağbet ettiği sinema, hem kültürel y “alışkanlık” hem de “lüks” haline gelmiştir. Üretebilmek ve ürettiğini insanlarla paylaşabilmek için sadece istek ve yetenek yetersiz kalmaktadır. Milyonlarca dolarlık yapımların yanında birçok yetenekli insanın ürettiği filmler sinemada yer bile bulamamaktadır. Özellikle gençler ve üretimleri bu alanın en altında yok olmaktadır. Gençlere sunulan bir seçenek de film yarışmalarıdır.” saptamasını yapmış ve festivalin amaçlarını buna göre belirlemiştir. Bu amaçlar:
Sinemanın anlatı biçimleriyle gençliği ve sorunlarını, taleplerini işleyebilmek, gençliğe dair tartışmaları yaygınlaştırabilmek,
Dünyanın dört bir yanındaki gençlik filmlerini izleyiciler ile buluşturmak,
Birçok ülkeden gelecek filmler ile Türkiye’deki gençliğin farklı kültürlerdeki gençlikle tanışmasını sağlamak ve iletişim olanaklarını arttırmak,
Gençliğin ürettiği filmlerin görünülürlüğünü arttırmak, sinemayı gençlerin kendilerini ifade edebilecekleri bir araç olarak da kullanmak,
Genç yönetmenleri üretmeye ve ürettiklerini paylaşmaya teşvik etmek,
Festivalle birlikte oluşturulacak film atölyelerinin ürettikleriyle gençlik filmlerine katkıda bulunmak,
Üniversitelerde yapılacak gösterimlerle ve atölye çalışmalarıyla nitelikli bir sosyalleşme ortamı yaratarak; neo-liberalizmin reklamları ve üniversitedeki etkinlikleriyle dayattığı “özgür üniversiteli” anlayışına karşı, gerçek özgürlük anlayışını benimsetmek ve kültür sanatın bir hak olduğu bilincini yaygınlaştırmak,
Sinemayı, sinemaya emek verenleri ve üniversitelileri buluşturmak,
Alternatif, nitelikli, sponsorsuz ve ücretsiz bir gençlik festivalinin kolektif bir emekle gerçekleşebileceğini göstermektir.

Genç yönetmenler !

Festivalin sorduğu sorulardan biri de “Ne yapsak?” olacak. Festival bir anlatı ve iletişim biçimi olan sinemayı kullanarak “ne yapsak” sorusunun cevabını arayacak. Yasakları anlatmak, yine gençlere düşecek. Festivalin ortaya çıkış amaçlarından biri olan; genç yönetmenleri film çekmeye teşvik etmek ve “ödüllü yarışmalarla, eleme usulüyle, yüksek prodüksiyonlarla” değil; genç yönetmenlerin anlatabildiği ile – anlatabildiği kadarı ile var olmasını sağlanmaya çalışılan “genç yönetmenlerden kısa filmler” de, yasak teması kapsamında izleyiciyle buluşacak. Bu festivalde ne yarışma var ne ödül! Genç yönetmenlerin filmini olabildiğince üniversitede, olabildiğince fazla göstermeye çalışan; duyuran Gençlik Filmleri Festivali çağrı yapıyor: “Yasakları gör ve çek, filmini yolla!”
Sponsorsuz, alternatif bir festival olan Gençlik Filmleri Festivali; tamamen gönüllülüğe, dayanışmaya ve kolektif emeğe dayanarak gerçekleştiriliyor. Akademisyenler, üniversiteliler, üniversiteler, kulüpler, sinemacılar ve ilerici kurumların ortak emeği ile gerçekleşen festivalin birçok destekçi ve danışmanı var.

Gençlik Filmleri Festivali destekçi ve danışmanları Destekçi Listesi
Hüseyin Karabey -Yönetmen
Mert Fırat -Oyuncu
Ece Temelkuran -Yazar
Bennu Yıldırımlar -Oyuncu
Erkan Can -Oyuncu
Halil Ergün -Oyuncu
İlksen Başarır -Yönetmen
Derya Alabora -Oyuncu
Yetkin Dikinciler -Oyuncu
Celal Çimen -Yönetmen
Mehmet Ali Nuroğlu -Oyuncu
İsmail Hacıoğlu -Oyuncu
Semih Kaplanoğlu -Yönetmen
Handan İpekçi -Yönetmen
Özcan Alper -Yönetmen
Aydın Sayman -Yönetmen
İnan Temelkuran -Yönetmen
Ceren Moray -Oyuncu
Aylin Aslım -Müzisyen
Selda Çiçek -Yönetmen
Erkan Tülek -Yönetmen
Arzu Yanardağ -Oyuncu
Tuncay Akça -Oyuncu
Öner Erkan -Oyuncu
Bora Balcı -Kurgucu
Naci Özer -Okutman
Çağla Karabağ -Araştırma Görevlisi
Deniz Enül -Fotoğraf Sanatçısı
Berker Dalmış -Fotoğraf Sanatçısı
Bulutsuzluk Özlemi
İlkay Akkaya
Deja Vu
Üniversiteler:
İstanbul Teknik Üniversitesi
Yıldız Teknik Üniversitesi
Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi
İstanbul Teknik Üniversitesi Sinema Kulübü
Anadolu Üniversitesi Sinema Kulübü
Hacettepe Üniversitesi İletişim Fakültesi
Kocaeli Üniversitesi Sinema Kulübü
Uludağ Üniversitesi Sinema Kulübü
Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Sinema Kulübü
Kurumlar:
Sinemacılar Sendikası (Sine-Sen)
İstanbul Kısa Filmciler Derneği
Belgesel Sinemacılar Birliği
Kocaeli Üniversitesi Öğrenci Kulüpler Birliği
Petrol-İş
Danışman Listesi:
Emrah Dönmez -Kurgucu
Zeynep Tül Akbal -Akademisyen
Hasan Akbulut -Akademisyen
Kerim Karagöz -Akademisyen
Ömer Kurtaş -Akademisyen
Ahmet Selamoğlu -Akademisyen
Seray Genç -Sinema Eleştirmeni
Battal Odabaş -Akademisyen
Hüseyin Kuzu -Yönetmen-Akademisyen
Mehmet Zubaroğlu -Sinema Eleştirmeni
Ethem Özgüven -Yönetmen
Mahmut Hamsici -Gazeteci
Thomas Balkenhol -ODTÜ Gisam
Fatin Kanat -Yönetmen, Sinetopya
Güven Kara -Sinematek Derneği, Senaryo Eğitmeni
Sinema Labaratuarı
Ayrıca http://www.genclikfilmlerfestivali.org/ adresinden detaylı bilgilere ulaşabilirsiniz.

haber: Can Cemal KAYA
radikalgenç