benimrektorumdegil

Galatasaraylı akademisyenler: “O açıklama bizden değildir” (Güncellendi)

İçinde bulunduğumuz dönem kendi içinde politik kutuplar yaratma eğilimi olan ve neredeyse tarihin sayfalarından hatıralar sunan bir süreçtir.

Ülkemiz üniversiteleri, politikanın; akademinin ve bilimin önüne geçmesine izin vermemelidir.

Bütün bu olaylar esnasında adı geçen Galatasaray Üniversitesi’nin mezunları olarak bu olanları üzüntüyle karşılamaktayız.

Üniversiteler tarafından yapılan ilk açıklamada ODTÜ’deki protestoların sadece Göktürk II uydusunun atılması karşıtı eylemler olarak gösterilmesini yanlış bulmaktayız. Akademinin temelleri akıl, bilim, özgür düşünce ve ifadeye dayanır. Protesto hakkı barışçıl ve toplum ahengini dengeleyen önemli bir faktördür.

Bununla beraber, şiddet eylemleri hangi alanda ya da coğrafyada geçerse geçsin, kim tarafından uygulanırsa uygulansın toplum tarafından kınanmalıdır. Bu eylemlerin gündemleri saptırılmamalı ve üzücü sonuçlara neden olan bu olayların kaynakları iyi gözlemlenmelidir. Bu da olayla ilgili polisin güç kullanımı konusundaki tavrı, geçmişi ve yaptırımları açısından tartışılması gereken noktaları ortaya koymaktadır.

Biz, aşağıda adı geçen Galatasaray Üniversitesi Mezunları olarak şiddet eylemlerinin herhangi bir platformda haklı görülebilme ihtimaline ve olayın meydana gelmesindeki nedenlerin tartışılması yerine bunun bir teknolojik atılımın protestosu gibi gözlenmesine kaygı ile bakmaktayız.

Geçmişten ders almanın geleceği daha anlaşılır kılması umuduyla.

Galatasaray Üniversitesi Mezunları ve Öğrencileri:

İmzalamak icin:

 

 

————-

Basına ve Kamuoyuna,

25 Aralık 2012 Salı sabah saat 00.30 itibariyle elimize ulaşan imzacıların listesinin bulunduğu metindir. İmzalar toplanmaya devam etmektedir. LÜTFEN BU METNİ PAYLAŞINIZ.

ODTÜ’de yaşanan üzüntü ve kaygı verici olaylarla ilgili olarak üniversitelerimiz tarafından bir açıklama yapıldığını gazetelerden öğrendik. Biz, aşağıda imzası bulunan ve Galatasaray Üniversitesi’nde görev yapmakta olan öğretim elemanları olarak bu açıklamaya hiçbir şekilde katılmadığımızı beyan ediyoruz.

ODTÜ’de yaşanan olaylarda öğrencilerin maruz kaldığı polis şiddetini kınıyoruz. ODTÜ’lü meslektaşlarımızın tüm ifadelerine rağmen, söz konusu açıklamayı yapan üniversite yönetimlerinin, polisin olayları başlattığı, olayların ilk aşamasından itibaren iyi niyetli davranmadığı ve orantısız güç kullandığı gerçeğini gözardı etmelerini manidar buluyoruz. Polis şiddeti karşısında tek vücut olarak tepki gösteren ODTÜ’lü meslektaşlarımızın ve öğrencilerin yanında olduğumuzun bilinmesini istiyoruz.

Üniversitenin özgürlüğü sadece öğretim elemanlarının araştırma ve ifade özgürlüğünden ibaret değildir. Öğrencilerin düşünce, ifade ve protesto özgürlükleri de üniversite ortamının ayrılmaz bir parçasıdır. Türkiye’de son yıllarda öğrenciler üzerinde artan baskılara sessiz kalan, akademik özgürlüklere yapılan müdahaleler karşısında susan üniversite yönetimlerinin, iktidarı elinde tutanlara hoş görünmek maksadıyla yaptıkları açıklama, akademi tarihine kara bir leke olarak düşmüştür.

Üniversiteler, iktidarların böbürleneceği projeler üreten, şirketlerin taşeronu gibi çalışan, kâr hedefine odaklanan imalathaneler değildir. Akademinin vazgeçilmez görevlerinden biri de, hiçbir baskı altında kalmadan, toplum ve iktidarı sorgulamak, bunlar hakkında bilimsel ve eleştirel görüşlerini dile getirmektir. Üniversiteler, güçlünün karşısına bilgi, bilim ve özgürlükçü düşünce ile çıkabilmelidir. Araştırma alanı fark etmeksizin akademik özgürlükler bir bütündür. Akademik özgürlüklere saygı gösterilmeyen kurumlarda, nasıl kullanılacağı ve neye hizmet edeceği sorgulanmaksızın üretilen bilginin, toplumlar üzerinde yıkıcı etkileri olabileceğini tarih bizlere birçok defa göstermiştir.

Bugün, baskıcı politikaların ana hedefi haline gelmiş olan ODTÜ’lü akademisyen ve öğrencilerin yanında yer almak, akademi ve demokrasi tarihi açısından vazgeçilmez bir sorumluluktur. Basit iktidar hesapları ve ikbal kaygıları ile ODTÜ’ye karşı tavır alan üniversite yönetimleri ve bu yönetimleri destekleyenler veya bu politikalar karşısında sessiz kalanlar, bu davranışlarının hesabını, akademik özgürlükler ve demokrasi tarihi önünde vermek zorunda kalacaklardır.

İmzacılar

Yrd. Doç. Dr. Özgür Adadağ
Öğr. Gör. Tuba Akıncılar
Yrd. Doç. Dr. Özge Aksoylu
Arş. Gör. Dr. Güçlü Akyürek
Arş. Gör. Zeynep Arıkanlı
Arş. Gör. Dr. Erinç Aslanboğa
Öğr. Gör. Dr. Esra Atuk
Arş. Gör. Gözde Aytemur
Arş. Gör. İlke Bereketli
Arş. Gör. Ozan Çağlayan
Arş. Gör. Dr. Zeynep Çelebi
Arş. Gör. Balca Çelener
Arş. Gör. Dr. D. Burak Çelik
Arş. Gör. Gaye Çankaya Eksen
Arş. Gör. Başak Demir
Doç. Dr. Murat Develioğlu
Arş. Gör. Seçil Doğuç
Arş. Gör. Dr. İdil Engindeniz Şahan
Arş. Gör. Gonca Erol
Arş.Gör. Dr. Ege Göktuna
Arş. Gör. Dr. Pelin Işıntan
Prof. Dr. Yasemin İnceoğlu
Arş. Gör. Dr. Mehmet Karlı
Arş. Gör. Sedef Koç
Arş. Gör. Dr. Gülşah Kurt
Arş. Gör. Dr. Bleda Kurtdarcan
Doç. Dr. Ahmet Kuyaş
Doç. Dr. Haluk Levent
Doç.Dr. İpek Merçil
Arş. Gör. Dr. Özgür Mumcu
Öğr. Gör. Nazlı Ökten
Arş. Gör. Dr. Cem Özatalay
Yrd. Doç. Dr. Ahu Özmen
Yrd. Doç. Dr. Bilge Öztürk Göktuna
Arş. Gör. Dr. Özgürol Öztürk
Arş. Gör. Selin Pelek
Doç. Dr. Kerem Rızvanoğlu
Arş. Gör. Dr. Menent Savaş
Arş. Gör. Zeynep Savaşçın
Arş. Gör. Mutlucan Şahan
Arş. Gör. Dr. Ceren Sözeri
Yrd. Doç. Dr. Beyza Ç. Tekin
Dr. Ayşecan Terzioğlu
Arş. Gör. Merve Tiryakioğlu
Öğr. Gör. Dr. Ayşe Toy Par
Yrd. Doç. Dr. Ruhi Tuncer
Arş. Gör. Dr. Özgür Türesay
Doç. Dr. Buket Türkmen
Arş. Gör. Pınar Uluer
Yrd. Doç. Dr. Ayşegül Ulus
Yrd. Doç. Dr. Mustafa Ulus
Arş. Gör. Özen Ülgen
Prof. Dr. Füsun Üstel
Prof. Dr. Hamdi Yasaman
Arş. Gör. Mert Yaşar
Arş. Gör. Ayşe Yılmaz Ceylan
Arş. Gör. Cemil Yıldızcan
Arş. Gör. Yusuf Yıldırım

Yorum Yap!