Ankara Dikmen Vadisi’nde gerçekleştirilmek istenen yıkımlar Hukuka ve İnsan Haklarına aykırıdır !

Basına ve Kamuoyuna

Ankara İli Çankaya İlçesi Yukarı Dikmen Vadisi’nde yaklaşık 20-30 yıldır ikamet eden çok sayıda yurttaşımız, uzun süredir Ankara Büyükşehir Belediyesi yetkililerinin zor yolu ile yıkım ve tahliye tehdidi altındadırlar. Söz konusu yıkım ve tahliye tehditlerinin hukuki ve maddi dayanağını ise, Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından bu bölgede uygulanmak istenen bir kentsel dönüşüm projesi teşkil etmektedir.
Yeni adıyla “Dikmen Vadisi Son Etap Kentsel Dönüşüm Projesi” adlı bu proje kapsamında söz konusu bölgede barınan 600 kadar hane, yaklaşık 2000 yurttaşımız; evlerini kaybetme ve sokakta kalma durumuyla karşı karşıyadır. Son derece yoksul olan bu yurttaşlarımızın barınma hakkını gözetecek ciddi bir uzlaşma arayışı ise ne yazık ki bu güne kadar Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından gündeme getirilmiş değildir. Bu kapsamda belediye yetkilileri tarafından dile getirilen bir kısım öneri ise, bu bölgede barınan yurttaşlarımızın ekonomik-sosyal olanakları ile hukuki güvenceye sahip temel hakları dikkate alındığında, gerçekçi ve hakkaniyetli olmaktan uzaktır.
Özünde yöredeki ranta el koyma ve sermayeye pazarlama amacı güden bu proje nedeniyle, bu gün (12.04.2012) sabah saatlerinde bölgede bir kez daha yıkım operasyonu düzenlenmiştir. Operasyonda, polisin gaz ve plastik mermi kullandığı ve çok sayıda yurttaşımızın ciddi biçimde yaralandığına dair bilgiler gelmektedir.
Oysa, yıkım ve tahliye işlemlerinin hukuki ve maddi dayanağını oluşturan “Dikmen Vadisi Son Etap Kentsel Dönüşüm Projesi” hakkında, Ankara 8. İdare Mahkemesi’nin 09.02.2012 tarih ve 2011/1917 E. sayılı kararı ile yürütmesinin durdurulmasına hükmedilmiştir. Bu durumda, gerek bu proje kapsamında yapılacak yıkımlar, gerekse sair her türlü iş ve işlem, hukuki ve meşru olmayacaktır. Nitekim, öteden beri diyalog ve uzlaşma arayışında olan yöre sakinleri, yıkım tebligatlarına karşı geride kalan ay içinde yazılı itiraz yoluna gitmiş, söz konusu yargı kararı da büyükşehir belediyesine bildirilmiştir.
Öte yandan söz konusu projeye ve özelde projenin yetki hükmü niteliğindeki 07.07.2010 tarih ve 2010/667 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı’na karşı, Danıştay 6. Dairesi’nde 2010/9742 E. sayılı bir iptal davası sürmekte olup, bu davada aynı zamanda ayrıca yürütmenin durdurulması talebi de mevcut bulunmaktadır. Üstelik bu davada Danıştay 6. Dairesi, 19.10.2011 tarihli ara kararı ile bu yörede keşif ve yerinde bilirkişi incelemesi yapılması kararına varmış olup, söz konusu yargı tasarrufu öncesi gerçekleştirilecek bir yıkım ve tahliye işlemi, açıkça yargıya müdahale niteliği taşıyacak ve yine ağır bir hukuka aykırılığı doğuracaktır.
Öte yandan, ifade edildiği üzere söz konusu bölgede barınan 600 kadar hane, yaklaşık 2000 yurttaşımız; içinde bulundukları maddi-sosyal olanaksızlıklar nedeniyle başkaca bir barınma ve yaşam olanağına sahip bulunmamaktadırlar ve olası bir zor yolu ile yıkım ve tahliye durumunda sokakta kalacaklar; özellikle çocuk, kadın ve yaşlılar nezdinde ciddi bir toplumsal mağduriyet oluşacaktır. Bu tablonun, içinde bulunduğumuz yüzyılda, insan haklarına ve hukuka saygılı uygar, demokratik bir devlet ve toplum özlemimiz ile çelişeceği, öncelikle ülkemiz için bir utanç kaynağı olacağı açıktır.
Bu nedenlerle, hukuki dayanağını bulunmayan, öte yandan insan haklarına aykırılık taşıyan ve ciddi toplumsal mağduriyetlere yol açacak olan söz konusu yıkım ve tahliye işlemlerine derhal son verilmesini, anılan yargı kararlarının ve kamusal gereklerin varlığına rağmen keyfi yıkım ve tahliye uygulamasına yönelen yetkililer hakkında da gerekli adli ve idari işlemlerin başlatılmasını,
Yetkililerin ve kamuoyunun bilgisine, saygı ile sunarız. 12.04.2012
Bir kısım yöre sakini vekili
Av. Ender Büyükçulha

 

Yorum Yap!