Anadolu Üniversitesi Kantinleri Boykotta !

neden?
“kantini neden boykot ediyoruz?”
aslında cevabı gün gibi ortada bu sorunun.
yine de tekrardan cevaplamakta ve paylaşmakta yarar var ;)

kantini boykot ediyoruz çünkü;
verdiğimiz paranın karşılığını istiyoruz.
“öğle arası. öğrenciliğin adı konulmamış kuralları gereği [!] +30 dakikalık uykuyu kahvaltınıza tercih etmişsiniz mesela. veya bahar aylarının etkisinden midir nedir, sabah 9’da verdiğiniz derse sadece 4 kişi gelmiş, zaten iki tanesi de arka sıralarda uyukluyor! siniriniz bozuk. [ama şimdi yoklamadan bırakmaya da içiniz elvermez tabii :) ]
hatta belki büyüklüğü futbol sahalarıyla ölçülecek koridorlarımızdaki çöp torbalarını değiştirdiniz, paspas yaptınız, 50 kişiye öğrenci belgesi verdiniz, bir sınıfın lambasını değiştirdiniz, penceresini onardınız, yoruldunuz…
sözün özü, mideniz yavaş yavaş kazınmaya başladı. şimdi bi’ kaşarlı tost, yanına da sıcak çay… güzel fikir. dünyanın en güzel ikililerinden belki de.
kantine girdiniz. melek’e günaydın diyip ayaküstü sohbet ettikten sonra paranızı verip, mutfağa siparişinizi söylemeye gittiniz. tostunuzu beklerken gözünüz hemen yukardaki tost fotoğrafına takıldı. uuu… ekmeği nar gibi kızarmış, içindeki malzeme kenarlardan taşıyor, öylesine bol!

ama takriben 3 dakika sonra acı gerçekle yüz yüzesiniz. “eğer elimdeki şey tostsa görseldeki ne? o tostsa elimdeki ne?!?!”
içindeki kaşar arkasına karınca duası koysanız okuyabileceğiniz incelikte. üstelik tostunuz, sucuklu tostlarla aynı makinede yapıldığı için tercihiniz dışındaki tatlarla birlikte!

hafifçe iç çekip çayınızdan bir yudum aldınız. o da paşa çayından [kaynar suya ortalama 5-6 çay kaşığı dem konulmasıyla elde edilen karışıma verilen isim] hallice. üstelik tadında bir gariplik var.

evet, az önce eşek yüküyle para vermediniz bu ikiliye ama verdiğiniz paranın karşılığı da kesinlikle bu değildi!”

yukarıda anlattığım şeyler öznel kamerayla çekilmiş bir film sahnesi gibi gözünüzde canlandıysa ve bu sahneyi her gün yaşıyorsanız;
kantine hoş geldiniz.

bu sahnelerin tekrarlanmasından bıktıysanız, neden sorusunu kısmen cevaplamış oldunuz.

fiyatlar yüksek!
kahve makinesini cep telefonumdan fazla kullandığım günler oldu. [yalnızlıktan değil yahu, kahveyi seviyorum]
günlük ritüelim kantine girer girmez bir sade kahve alıp, bir kısmını kakaolu fındıklı kekle, geri kalanını sigarayla-muhabbetle tüketmektir mesela. bir de sınav dönemiyse ve “şimdi uyursam uyanamam, en iyisi hiç uyumadan derse/sınava gideyim” gibi salakça bir karar verdiysem kaç bardak kahve içtiğimi unuturum.
fakültede geçirdiğim 4. yıl ve bu süreçte işte o kahveye gelen zammın haddi hesabı yok! tamam, bir bardak kahveye servet ödemiyorum ama “arkadaş bu sabah bir sürü bozukluk vardı cebimde?” diye düşünüyorum çoğu zaman.
aynı şey çay için de geçerli. meyve suyu için de. soda için de. püskevit için de…
ambalajında fiyatı yazan bir ürünün kantinde nadiren satıldığını ya da hiç satılmadığı gerçeğini fark ettiniz mi?
neden?
çalışma koşulları?
her gün sohbet ettiğimiz, kantinimizi temizleyen, çekip çeviren insanların çalışma koşulları neler? sigortaları yapılıyor mu? ücretleri asgari ücret düzeyinde mi? ücretli izne çıkabiliyorlar mı? mobbing denen zıkkımdan dolayı bir mağduriyetleri var mı? merak ediyoruz. öğrenmek istiyoruz!

fast-food’a alternatif yok!
yeni binamız bereket versin kampüsün öbür ucunda. üşengecim! yemek ve kart doldurma sırası bekleyesim, yokuşu tepip yemekhaneye gidesim gelmiyor. kantinde çıkasım yok. koltuklar rahat, arkadaşlarım burda, keyfim gıcır.
peki ya sağlığım?
neden fast-food dışında bir şeyler yiyemiyorum ki kantinde? çok mu zor bir küçük kutu yoğurt, biraz taze meyve…

“eh onları da git evinde ye” diyen olursa yarın bize gelsin.

tantuni ısmarlayacağım.

hijyen?
kabul etmek gerekir ki binamızın yeni olması sebebiyle kantinimizin mutfağı oldukça temiz görünüyor.

görünüyor da bunu kim denetliyor? bilsek keşke.

tam olarak ne yediğimizden habersiziz!
patatesler hangi tip yağlarla kızarıyor? o köfteler tam nerden geliyor? ekmeklerin üretildiği fırın neresi? temiz mi? poğaçalar, açmalar güvenebileceğimiz yerlerden mi satın alınıyor?
öğrenmek, bilmek istiyoruz. çünkü yukarıda adı geçen her besin midemize giriyor.
bilgisayarına usb bellek takarken 3 kere virüs taraması yapıp bu soruları umursamayan insanlar da tanıyorum, orası ayrı.
reklamlar
geçenlerde çook eski bi fotoğrafını gördüm bizim kantinin. duvarda baudelaire’in portesi vardı. eski binanın kantini de film afişleriyle bezenmişti.
şimdi?
kpss kursu reklamları, kampüste mutlu bir an afişleriyle dolu… [tamam o afişte çok sevdiğim 2-3 arkadaşımın fotoğrafı da var ama sorun bu değil]
ben, kantinin reklam afişleriyle dolmasını orada var olduğum anın benden izinsiz başkasına satılması gibi görüyorum. rica ederim, şu duvarlar iletişim bilimleri fakültesi’nin kantinine ait olduğunu belli etsin. üniversite kantini orası yahu! üniversite!

“neden?” sorusunun cevapları kısaca bunlardı.
katılıyorsanız, bize katılın. katılmıyorsanız, gelin tartışalım.

çaylar bizden. ;)
http://ibfkantinboykotu.blogspot.com/

Yorum Yap!