Bir kantin asla sadece kantin değildir

Bazıları mesela okudukları kitapları seçmeyi, nasıl düşüneceklerini öğretmeyi, liselilere ders vermeyi tercih ediyor. Oysa ki geçen yıl Sarıyer Behçet Kemal Çağlar Lisesi öğrencileri ne güzel bir ders vermişti anlamak isteyene. “Paylaşma kültürünü yaygınlaştırmak istiyoruz” diyerek kantin fiyatlarını boykot etmişler, “Nereden bilelim bunların içinde uyuşturucu olmadığını?” seviyesinde eli ayağı dolaşan okul idaresi simitleri parçalamıştı. Fiyatlar indi ama liselilerin birkaçına da gözaltına alınmanın neye benzediğini öğrettiler o arada.

Üniversite ve yurt kantinlerinde ara ara filizlenen bir boykot kökü mevcuttur. Hayat kantinlerde döner, hayata kantinden müdahale edilir çünkü. Kantin deyince kiminin gözünde sadece kaşarlı tostla çay canlanabilir. Ama bir kantin asla sadece kantin değildir.

Kara kitap da ne?

ODTÜ İnşaat Fakültesi’nin 1000 civarında öğrencisi var. Ve söylenene göre yüzde 90’ının desteklediği kantin boykotu 14 Aralık’tan beri sürüyor. Farklı bölüm kantinlerinde işletmeciye göre değişen fiyatlardan, okul yönetiminin yüksek tuttuğu kantin kiralarının ceremesinin öğrencilere ödetilmesinden şikâyetçiler. Boykotun başladığı İnşaat Fakültesi’nde çay 60 kuruş, kahve 1 lira. Yiyecek fiyatları 8 liraya kadar çıkıyor. Diyorlar ki İstatistik Bölümü kantininde çay nasıl 25 kuruş olabiliyor o zaman?

İnşaat Fakültesi’nde gayet demokratik bir biçimde, önce boykota dair anket yaparak bu kararı almış. Boykotun sıçradığı Jeoloji Bölümü kantininin bir özelliği de buranın aynı zamanda çalışma salonu olması. Hakiki bir okul kime aittir mücadelesi bu. Şu anda ya annelerine yemek, poğaça, kek yaptırıyorlar ya da ellerinden ne gelirse işte… ‘Mide’ isimli kutularında toplanan parayla ertesi günün ihtiyaçları alınıyor. Bunun karşılığında da okuldan soruşturma tehdidi alıyorlar, “Kara kitapta yaptığınızın yeri yok” cümlesini işitiyorlar.

‘Nötr’ alanda buluşma

Boğaziçi Üniversitesi’ndeki Starbucks işgali, bir kahve zinciri özelinde üniversitelerin AVM’leştirilmesine, öğrencilerin pasifleştirilmesine tepki olarak 6 Aralık’tan beri sürüyor. Tuhaftır, dertlerini çeşitli etkinliklerle daha önce dile getirdilerse de ciddiye alınmaları ortak kararla ‘işgale’ girişmeleriyle oldu.

Ve ne oldu? Geçen çarşamba Rektör Prof. Dr. Kadri Özçaldıran ‘nötr bir alanda’ öğrencilerle görüşmeyi kabul etti. Temsilci seçmeyi tercih etmedikleri için spor salonu hazırlandı. 300 öğrencinin arasına oturan rektör tam beş saat boyunca onları dinledi. Öncelikle Starbucks ihalesinin iptal edilmesini, Eski Çarşı kantin alanının yeniden düzenlenmesini istediler. Öğrenci Kooperatifi’nin idaresinde kâr amacı gütmeyen bir kantin talep ediyorlardı. Özçaldıran, önümüzdeki çarşamba yazılı cevap verecekmiş taleplere. Ama kooperatif kantini kısmında sorun yok gibi. Mesele Starbucks ihalesi; iptali tazminat demek olduğundan öğrenciler bir ‘çeşit’ olarak Starbucks’ın da durmasına ikna edilmeye çalışılıyor. Çarşambayı bekleyelim.

Öğrenciler yeni yıla da işgal alanında girdi. Uludere katliamı ruh hallerine de tesir etmişti. Daha çok bir arkadaş evinde buluşmuş gibi, kendi yaptıkları yemekleri yiyerek 2012’ye girdiler. Zaten işgal alanı bir süredir evleri gibi olmuştu.

Son not da ‘ahu gözlü devrimci’ Camila Vallejo hatırına Şili öğrenci hareketini yakinen takip eden basınımıza. Şili deyince hâlâ onun fotoğraflarını basıyorsunuz. Vallejo, bir ay kadar önce Öğrenci Federasyonu başkanlığını Gabriel Boric’e bıraktı, aklınızda olsun. O da yakışıklı bir genç ama sizi keser mi bilemem.

Pınar ÖĞÜNÇ

Yorum Yap!