Beni de al ! Klip

Bu kampanya Türkiye’deki keyfi adalet işleyişinin mağduru olan arkadaşımız Hüseyin Edemir ve onun gibi adalet arayan herkes içindir ve,
ONLAR İÇERİDE İSE BENİ DE AL!
diyenlere bir duyurudur!

Türkiye’de adalet anlayışı “devlete karşı işlenmiş suç” söz konusu olduğunda, suçun soyut biçiminden ileri geliyor olacak, sanıkların “suçsuzluğu ispat edilene kadar suçlu” olduğunu varsaymaktadır. Bu işleyişin gerekleri yerine getirilirken arkadaşımız Hüseyin Edemir ve onun durumundaki birçok arkadaşımız, kardeşimiz, ablamız ve ağabeyimiz mağdur olmaktadır. Bir tarafta Hrant Dink’in katilleri adaletin ‘keyfi’ işleyiş çarkına takılmazken; Pınar Selek niye sürgünde kaldı? Hüseyin Edemir neden hala F tipi cezaevinde? Ve… “Suçsuzluğu ispatlanana kadar suçlu” sayılan Hüseyin daha ne kadar adaletin keyfini bekleyecek? Biz diyoruz ki, bu işleyiş, tüm vatandaşları tehdit eden bir anlayıştır!

Hüseyin neden ve nasıl tutuklandı?

Arkadaşımız Hüseyin Edemir Ankara Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde (ODTÜ) burslu olarak yüksek lisans eğitimi alıyordu. Eğitiminin bir kısmını da Berlin Humboldt Üniversitesi’nde geçirerek, tezini orada hazırlayacaktı. Nişanlanmak üzereydi. Tüm planları polis tarafından yapılan bir kimlik kontrolü sonucu değişti. 2009′da başladığı eğitiminin birinci yılını başarı ile tamamlayıp sömestr tatili için İstanbul’a gelen Hüseyin, 31.01.2010 tarihinde, bir GBT kontrolü sırasında, haberdar olmadığı bir davadan “arandığı” için gözaltına alınıp 01.02.2010 tarihinde çıkarıldığı mahkemede yasadışı sol örgüt üyesi olduğu şüphesiyle tutuklandı. 14 ay içinde 4 mahkemeye çıkan Hüseyin üç ayrı hapishanede tutuldu: Metris, Tekirdağ 1 Nolu F Tipi ve Edirne F Tipi…

Savcı bile beraatini istedi! Hüseyin hala F Tipinde!

12 yıl önce hukuka aykırı olarak yapılan bir aramada elde edildiği söylenen bilgisayar çıktısı bir belgeye dayanan tek delilin geçersiz sayıldığı son duruşmada savcı tarafından dile getirildi ve savcı Hüseyin’in beraatını talep etti! Ortada suç ve delil olmamasına rağmen, mahkeme “kuvvetli suç şüphesinin varlığına işaret eden olguları” gerekçe göstererek tutukluluk halinin devamına karar verdi. Hüseyin şimdi özgür ve Berlin’de eğitimini tamamlıyor olabilirdi. Ama Hüseyin şu an suç işlediğini öne sürecek geçerli belge olmamasına rağmen F tipinin adaletsiz koşullarında adaleti bekliyor. Bu arada burslarla sürdürdüğü eğitimi ve bütün bir hayatı ellerinden kayıp gidiyor. Soruyoruz: bir kişinin F Tipi Cezaevinde tutuklu bulunması başlı başına bir cezalandırma biçimiyken, suçu sabit bulunmamasına rağmen Hüseyin neden hala F tipi cezaevinde? Neden sürekli hücre cezalarına, açık görüş yasaklarına maruz kalıyor?

Bu adalet anlayışı içinde hepimiz suçluyuz!!!!

Biz, “kuvvetli suç şüphesi” altında tüm vatandaşların suçlu muamelesi görmesinin ve bu sebep ve gerekçeyle cezalandırılmasının meşru olduğu bu işleyişe karşıyız. Eğer maddi delil olmaksızın bir şüphe durumu hepimizi suçlu yapabilecek ve cezalandırılmamızı meşru kılabilecekse hepimiz suçluyuz ve haykırıyoruz: BİZ DE SUÇLUYUZ O HALDE: BENİ DE AL!

Hüseyin’e Özgürlük İnsiyatifi !

Yorum Yap!