büyük balık küçük balıkları ne zaman yiyemez?

 

Bir yerde ceylanın biri acele acele su içiyordu. Küçük Balık selam verdi:
– Güzel ceylan, neden acele ediyorsun?
Ceylan:
– Avcı peşime düştü; üstelik vurdu beni, bak işte.
Küçük balık kurşunun isabet ettiği yeri göremedi ama ceylanın aksayarak koşmasından doğru söylediğini anladı.
Bir başka yerde kaplumbağalar güneşin sıcağı altında kestiriyorlar, öbür tarafta keklik kahkahaları vadide yankılanıyordu. Dağ bitkilerinin kokusu havada dalga dalga yayılıp suya karışıyordu.
Öğleden sonra vadinin genişleyip suyun ormanın ortasından geçtiği bir yere geldi. Su o kadar çoğalmıştı ki Kara Balık iyiden iyiye keyiflendi. Sonra birçok balığa rastladı. Annesinden ayrıldığından beri balık görmemişti. Birkaç küçük balık başına toplandı. “Yabancısın galiba?””dediler.
Kara Balık:
– Evet, yabancıyım. Uzaklardan geliyorum.
Küçük balıklar:
– Nereye gidiyorsun?
Kara Balık:
– Irmağın sonunu bulmaya gidiyorum.
Küçük balıklar:
– Hangi ırmağın?
Kara Balık:
– İçinde yüzdüğümüz ırmağın.
Küçük balıklar:
– Biz buna nehir deriz.
Kara Balık bir şey demedi. Küçük balıklardan biri:
– Pelikanın yolumuzu tuttuğunu biliyor musun?
Kara Balık:
– Evet, biliyorum.
Bir başkası:
– Pelikanın ne kadar büyük torbası olduğunu da biliyor musun peki?
Kara Balık:
– Bunu da biliyorum.
Küçük balık:
– Yine de gitmek istiyorsun, öyle mi?
Kara Balık:
– Evet, ne olursa olsun, gideceğim.
Kısa zamanda balıklar arasında yayıldı haber. “Küçük bir kara balık uzaklardan gelmiş. Irmağın sonunu bulmaya gidiyormuş. Üstelik pelikandan hiç mi hiç korkmuyormuş!” Birkaç küçük balık Kara Balık’la birlikte gitmeyi düşündülerse de büyük balıklardan korktukları için çıtları çıkmadı. Birkaçı da “Pelikan olmasa, seninle gelirdik. Ama pelikanın torbasından korkuyoruz” dediler.
Irmak kenarında bir köy vardı. Köylü kadınlarla kızlar ırmakta çamaşır ve bulaşık yıkıyorlardı. Küçük Balık bir süre onların konuşmalarını dinledi, biraz da çocukların yüzmelerini seyredip yola koyuldu. Akşam oluncaya kadar gitmeye devam etti. Sonra bir taşın altına girip uyudu. Gece yarısı uyandı. Baktı, ay ışığı suya vurmuş ve her tarafı aydınlatmıştı.
Küçük Kara Balık ayı çok severdi. Ay ışığının vurduğu geceler Balık yosunların arasından süzülüp ayla birkaç kelime konuşmak isterdi ama her defasında annesi uyanıp onu tekrar yosunlara çeker ve uyuturdu.
Küçük Balık ay ığışığına çıkıp:
– Selam güzel ay!
Ay:
– Selam Küçük Kara Balık. Sen neredeydin, şimdi burası neresi?
Balık:
– Dünya seyahatine çıktım.
Ay:
– Dünya çok büyük. Her tarafı dolaşamazsın.
Balık:
– Olsun; gidebildiğim kadar gideceğim.

 

 

alıntı: Küçük Kara Balık, Behrengi

 

Yorum Yap!